Rojava’ya dönük saldırıların protesto edildiği Amed’de konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Kürt halkı da, Kürt kadınları da direnir, biat etmez” dedi.
Demokratik Kurumlar Platformu, Rojava’ya dönük saldırılara karşı Amed’in Hêne (Hani) ilçesinde açıklama yaptı. Parti binası önünde gerçekleştirilen açıklamada, “Rojava’ya ses ver” pankartı taşındı. Açıklamayı okuyan DEM Parti İlçe Eşbaşkanı Çetin Aslan, Rojava’ya karşı saldırıların bir insanlık suçu olduğu vurgulayarak, saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulundu.
Daha sonra konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DAİŞ’in 2014 yılındaki saldırılarının HTŞ eliyle Kürtlerin hafızasında canlandırılmak istendiğini belirtti. Türkoğlu, “Ama anlamadıkları tek bir şey var. Kürt halkı da, Kürt kadınlar da direnir, biat etmez. Asla ama asla Rojava’yı teslim alamayacaklar. Çünkü Rojava Kürt halkının geçmişten bu güne getirmiş olduğu kazanımdır. Çünkü Rojava Kürt halkının hafızası, tarihi ve geleceğidir. Rojava, Ortadoğu coğrafyasında Kürtlerin onurlu bir şekilde yaşamasını modelidir. Çünkü Rojava kadınların eşit ve özgür yaşayabileceği bir yaşamın kendisidir. İşte korkunun kaynağı budur. Çünkü onlar ulus devlet aklıyla Kürtleri inkar ederek bir yüzyıl daha teslim almak istiyorlar. Ama unuttukları; Kürtler eski Kürtler değil. O yüzden her gün mücadelemizi yükseltiyoruz. Bakûr, Başûr, Rojava ve Rojhilat… Dört bir yerden kadınlar, Kürtler isyan ediyor. Bu yüzyılda eşit ve özgür yaşamak için hep birlikte mücadelemizi her yerde yükseltiyoruz” diye belirtti.
‘KORKULARI JİN, JİYAN, AZADÎ FELSEFESİ’
Amerikalı bir tüccarın Ortadoğu’da yeni bir dizayn projesiyle koşturduğunu söylediğini Halide Türkoğlu, “Siz Kürtleri inkar ederek mi barış getireceksiniz?” diye sordu. Var olan aklın kaosu derinleştirmekten başka şey olmadığının altını çizen Halide Türkoğlu, “HTŞ Rojava’ya saldırırken aslında Rojava’nın kimliğine, ruhuna saldırıyor ve bunu inşa eden Kürtleri hedef alarak yapıyorlar. O yüzden başta Kürt kadınlar olmak üzere Kürtlere yönelik bir soykırım politikası aslında devreye girmiştir. Bu soykırımı yapan HTŞ geçmişin IŞİD zihniyetidir. Bugün saldırılarda Kürt kadınlar binalardan atılıyorsa, bedenlerine işkence ediliyorsa, saçlarını ellerine alıp, ‘arkadaşıma hediye olarak götürüyorum’ diyen bir cihadist akıl varsa karşısında her zaman sesimizi yükselteceğiz. Çünkü buna karşı felsefemiz ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefesidir. Korku buradadır. Kürtlerin yaşamını bu şekilde inşa etmelerinden korkmaktadırlar” ifadelerini kullandı.
Devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkati çeken Halide Türkoğlu, Türkiye’nin HTŞ’ye desteğine tepki göstererek, ekledi: “Bir yandan, ‘barış konuşuyorum’ diyor diğer yandan teslimiyeti dayatmaya çalışıyor. Ne Rojava’da ne Türkiye’de Kürtler, kadınlar ve gençler asla biat etmeyecekler. Buradan herkese sesleniyoruz; Bugün Rojava’da ortaya konulan direniş hepimizin direnişidir, geleceğimizin direnişidir. Ortadoğu’da Kürtlerin nasıl yaşayacağına dair karar verilen bir direniştir. Bu direnişi asla ve asla teslim etmeyeceğiz. Bu direnişi büyüteceğiz. Eğer Rojava’da insanlık dışı politikalar geliştiriliyorsa işte insanlığa dair işlenen suçlara karşı herkesin seferber olması lazım. 7/24 ayakta olmamız lazım, alanlarda en temel haklarımızı savunmak zorundayız.”
MİTİNGE ÇAĞRI
“Önderliğin özgürlüğü, Rojava’nın özgürlüğüdür” şiarıyla 25 Ocak’ta gerçekleştirilecek “Umut ve Özgürlük” mitingine katılım çağrısında bulunan Halide Türkoğlu, “Eğer bir barıştan bahsediyorsak, onurlu bir kimlik hakkının olmasını istiyorsak her gün alanlarda bu mücadeleyi yükseltmek zorundayız. O nedenle gelin İstasyon Meydanı’nda mesajlarımızı birlikte verelim. Tüm dünyaya Rojava’ya dair Kürtlerin kırmızıçizgisini gösterelim” dedi.
YPJ’li bir kadın savaşçının saçının kesilmesini hatırlatan Halide Türkoğlu, konuşmasının sonunda “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla saçlarını ördü.
AMED SAĞLIK PLATFORMU’NDAN NÖBET
Amed Sağlık Platformu, yaşam hakkını savunmak için Selahaddin Eyyübî Devlet Hastanesi’nde nöbet eylemi gerçekleştirdi. “Rojava’da yaşanan katliama karşı yaşam hakkı nöbetindeyiz” pankartının açıldığı nöbette, “Rojava’ya yönelik saldırılara karşı sessiz kalmıyoruz”, “Savaş bir halk sağlığı sorunu tedavi Barış’tır”, “Ma mergî xişnerîl”, “Li Rojavaye mırın hebe, li Amed’de jiyan nabe” dövizleri taşınarak, “Biji berwedana Rojava”, “Bijî berxwedana gelê Kurd” sloganları atıldı.
Platform adına konuşan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHU-DER) Amed Şube Başkanı Mehmet Zeydin Duran, Rojava’da yaşananların açık biçimde savaş suçu ve insanlığa karşı suç olduğunu ifade etti. Duran, “Savaş bir halk sağlığı sorunudur. Barış ise en temel koruyucu sağlık hizmetidir. Rojava’da hedef alınan yaşam, yalnızca orada yaşayan halkların değil, tüm insanlığın ortak değeridir” diye belirtti. Duran, ardından taleplerini şöyle sıraladı: “Rojava’ya yönelik, sivilleri hedef alan tüm askeri saldırılar derhal durdurulmalıdır. Sağlık kurumları, sağlık emekçileri ile su ve enerji altyapısı uluslararası hukuk gereği korunmalıdır. Zorla göç ettirme ve demografik müdahale politikalarına son verilmelidir. Bağımsız uluslararası heyetler bölgede yaşanan ihlalleri yerinde incelemeli, savaş suçları etkin biçimde soruşturulmalıdır. Rojava halklarının yerel, demokratik ve katılımcı yönetişim hakkı; başta sağlık hakkı olmak üzere tüm temel insan hakları güvence altına alınmalıdır.”
Açıklama alkış ve sloganla sona erdi.
ÇEWLÎG
DEM Parti Kanîreş (Karlıova) İlçe Örgütü, parti binası önünden Dörtyol mevkiine yaptığı yürüyüşle saldırıları protesto etti. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada, “Rojava, Rojhilate Kürdistan yek welate”, “Biji berxwedana Rojava”, “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından konuşan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kanîreş İlçe Eşbaşkanı Özkan Bingöl, Rojava’ya sahip çıkmanın insanlığa sahip çıkmak olduğunu belirterek, uluslararası kamuoyuna izleyici konumundan çıkma çağrısında bulundu. Özkan, “Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir” diyerek kamuoyuna Kürt halkını yalnız bırakmama çağrısında bulundu.
Açıklama sloganlarla son buldu.
MA











