Adana’daki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri, Suriye Geçici Hükümeti’nin Halep’in Sêxmaqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bunun etnik ve mezhepsel bir temizlik olduğunu vurguladı.
Adana’daki siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri, Suriye Geçici Hükümeti’nin Kürtlerin ve Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Halep’in Sêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılarına tepki göstererek, saldırıların son bulmasını talep etti.
Emek Partisi (EMEP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi (MYK) Üyesi Halil İmrek, emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerinin desteğiyle HTŞ’nin Şam dahil Suriye’nin bir bölümünü kontrol altına almasının üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatarak, ülkede kaos, gerilim ve çatışmaların derinleştiğini söyledi.
Alevilere, Dürzilere ve bugün Kürt halkının yaşadığı mahallelere yönelik saldırıların sürdüğünü belirten İmrek, “Bu kafa kesen çetelerle halkların birlikte yaşaması mümkün değildir. HTŞ merkezli bir Suriye tasarımı asla gerçekleşmeyecektir” dedi. Rojava’daki özerk yönetimin halkların kendi kendini yönetme iradesinin bir sonucu olduğunu vurgulayan İmrek, bu modelin egemen güçleri rahatsız ettiğini belirterek, HTŞ’nin bu nedenle Kürt halkını hedef aldığını ifade etti.
‘BARIŞ SÜRECİNE ZARAR VERİLİYOR’
İmrek, HTŞ ile QSD arasında görüşmelerin sürdüğü yönündeki açıklamalara rağmen sahada saldırıların devam ettiğine dikkat çekerek, bunun sürece zarar verdiğini söyledi. Suriye’de ve Türkiye’de Kürt sorununun eşitlik temelinde çözümünün, ancak halkların söz ve karar sahibi olduğu demokratik, laik bir düzenle mümkün olacağını vurgulayan İmrek, “Suriye’nin geleceği antiemperyalist, barışçı ve demokratik bir halk egemenliğiyle garanti altına alınabilir” diye belirtti.
‘ETNİK TEMİZLİK OPERASYONU’
Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD DER) Başkanı Hamit Karaoğullarından, HTŞ’nin Suriye’de Alevilerle başlayan ve bugün Kürt halkına yönelen saldırılarının sistematik bir etnik ve mezhepsel temizlik politikası olduğunu belirtti. Karaoğullarından, HTŞ’nin selefi-cihatçı ve mezhepçi bir yapı olduğunu vurgulayarak, “HTŞ, Suriye halklarının kadim yaşam alanlarını hedef alıyor. Zorla göç, katliam ve baskıyla demografik yapı bilinçli biçimde değiştiriliyor. HTŞ emperyalist güçlerin bölgesel çıkarları doğrultusunda hareket eden bir aparattır. Bu yapıdan Suriye halklarına özgürlük ve barış çıkmaz. Aleviler, Kürtler ve diğer azınlıklar doğrudan hedefte alınıyor. Katliamlara karşı susmayacağız, halkların kardeşliğini savunmaktan da vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
‘ÇIKIŞ YOLU DEMOKRATİKLEŞME’
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Meclis (PM) Üyesi Kerem Nalbant, Kürt sorununun barışçıl çözümüne dair yapılan çağrılara rağmen Ankara’nın somut adım atmadığını belirterek, sürecin özellikle Rojava ve Suriye denkleminde tıkandığını söyledi. Türkiye’nin Suriye’de HTŞ ve benzeri yapılar üzerinden tekçi bir politika dayattığını ifade eden Nalbant, bunun Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı yapısıyla uyuşmadığını belirtti. Nalbant, “Kürtleri dışlayan, teslimiyet dayatan bir anlayış tutmaz. Türkiye yol yakınken Kürtlerle stratejik ortaklık kurmalıdır. Aksi halde hem Suriye’deki çatışmalı süreç derinleşecek hem de Türkiye’deki barış arayışları zarar görecek. Barışçıl ve demokratik politikalar tek çıkış yoludur” diye belirtti.
‘KORKUYORLAR’
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu’da kendini tekçilik üzerine inşa eden cinsiyetçi, milliyetçi, dinci ve ulus devlet yapılarının tek tek çözülmeye başladığını kaydederek, “Barış ve Demokratik Toplum perspektifinin tartışıldığını Türkiye’de konuyla ilgili görüşmelerin yapıldığı bir dönemde; Türkiye siyaseti ve Suriye’de umduğunu bulamayınca barış konusunda ve Suriye’deki farklı kimliklerin birlikte yaşamımızı inşa etme konusunda da pozitif bir siyaset izlemedi. Türkiye’nin kendi çeperindeki ülkelerdeki yaşayan Kürtlerle izleyeceği siyaset Barış ve Demokratik Toplum eksenli olmalıdır. Özellikle Rojava bölgesinde meydana gelen Rıza şehri veya Demokratik Toplum perspektifinin birçok ülkeye etki yapabileceği korkusu vardır. Bilinmelidir ki Ortadoğu’da her şey kelebek etkisi ile olur. Yaşadığımız her an bir tarihtir; benzer durum İran’da da hala devam ediyor Ortadoğu’da bütün farklı kesimlerin birlikte demokratik bir zeminde yaşamasının imkanı vardır. Kapitalist ekonomik güçler bu hakikatin inşasından korkuyorlar. Çünkü bir özgürlük arayışı diğer ülkelerde sıçrar” ifadelerini kullandı.
MA / Hamdullah Yağız Kesen
















