Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, 10 Ocak 2026 tarihli açıklamasında Halepte gerçekleşen saldırıların hedefinin Barış ve Demokratik Toplum Süreci olduğunu vurguladı.
Türkiye Komünist Partisi, “Gün birleşik devrimci mücadeleyi güçlendirme ve tüm provokasyonları boşa çıkarma günüdür. Partimiz ülkede ve bölgede barış ve demokrasinin yollarının döşenmesi için üzerine düşen tüm görevleri tereddüt etmeden yerine getirecektir” dedi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
ABD emperyalizmi gemi azıya almış dünyanın dört bir yanında saldırıyor. Ortadoğu’da ileri karakolları İsrail ve Türkiye vasıtasıyla bölgede istikrarsızlığı, savaş, yıkım ve katliamları körüklüyor.
Afganistan, Irak, Libya, Mısır, Lübnan, Suriye’den sonra Gazze’de yüzyılın dramı yaşanıyor. Yerleşim alanları yerle bir edildi, sivil halk korkunç koşullarda ölümle burun buruna. Onbinlerce sivil katledildi, konutlar bir yana hastaneler dahil her yer bombalandı. ABD’nin amacı İsrail vasıtasıyla Sina yarımadasını işgal etmek ve Süveyş Kanalı üzerinde tam kontrol kurmaktır. Filistin halkının vatan toprağı Gazze’yi ise boşaltıp Akdeniz’in Miami’si yapmak istiyorlar.
Sırada İran olduğunu partimiz defalarca açıkladı. İran için İsrail, Türkiye ve Azerbaycan ABD’nin ileri karakolları olacak. Yakın gelecek bu alandaki gelişmeler açısından önemlidir. Burada belirleyici olan Türkiye’de yürütülen Barış Ve Demokratik Toplum Süreci’nin nasıl gelişeceğidir. Neden? Bölgede hegemonya kurmak isteyen güçler başta ABD olmak üzere bu sürece mesafeliler. Çünkü süreç olumlu gelişirse bölgeye ilişkin stratejik planları gerçekleşmeyecek. Bu nedenle TC Devleti içinde ABD’nin Beşinci Kolu olan güçler sürece karşı tavır almış durumdadır. Bu baştan beri böyledir. Süreci aksatmak için Rojava konusunu gündemde tutuyorlar. Hakan Fidan’ın sınırın karşı tarafından, Rojava topraklarından iki üç roket atarız ve onu bahane eder Rojava’ya gireriz söylemi yeniden gündem oldu.
Çözüm süreci olumlu ilerleme kaydettiği her aşamada Hakan Fidan ve benzerleri ortaya çıkıp PYD, YPG, YPJ, SDG, Rojava demeye başlıyor. Uluslararası alanda bu konuda dezenformasyon nitelikli diplomatik propaganda yapıyorlar. Daha önce belirttik. SDG bugün Şam’da iktidarı ele geçirecek güç ve olanaklara sahiptir. Bunu yapmıyorsa Türkiye’de yürüyen süreci olumsuz yönde etkilememek içindir. Türkiye’de devlet içindeki barış ve demokrasi karşıtı güçler bu durumu kendi amaçları yönünde kullanıp Kürt halkına saldırıyorlar.
Halep’te DAİŞ artıkları ve HTŞ güçlerinin Kürt mahallelerine saldırısı, sivil halkı hedef almaları tamamen Türk devletinin bu kesiminin yönlendirmesi ve desteğiyle olmaktadır. Bugünlerde Türkiye’de üretilen SİHA’ların devreye sokulması, paralı ordu birliklerinin sınırda ve Rojava’da işgal ettikleri kentlerde teyakkuza geçirilmiş olması da bu nedenledir.
Halep saldırısı Türkiye’de yürüyen süreç açısından büyük bir provokasyondur. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ı bu sorunu çözmek için SDG yöneticileri ile diyaloğa sokmamalarının nedeni de budur.
Türkiye barış ve demokrasi güçleri, sosyalist güçler bu kritik dönemde Kürt halkına karşı başlatılan provokasyona karşı kesin tavır almalı ve farklı yöntemlerle direnişe, dayanışma niteliğinde güç vermelidir. Yürütülecek dayanışma direnişin bir parçası olacaktır, olmalıdır. Dayanışmanın niteliği dışarıdan bir dayanışma niteliğinde değil direnişin kendisi niteliğinde geliştirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, ABD, İsrail ve Türkiye’nin stratejik planlarını boşa çıkarmak başka türlü mümkün olamaz. Bu uğursuz güçlerin stratejik planları da engellenmezse Türkiye dahil tüm bölge savaş alanına dönüşecektir. Tehlike büyüktür. Konu sadece Rojava’dan ibaret değildir. Rojava direnişi kırılırsa bu ciddi bir kırılma olacak ve bölgenin genelini etkileyecektir.
Türkiye Komünist Partisi tekrar ediyor: Tehlike büyüktür. Venezuela Devlet Başkanı’nı gece yatağından kaldırıp ABD’ye kaçıran uluslararası terörizm anlayışı bölgemize ve ülkemize yönelik karanlık planlarını gerçekleştirmek için herşeyi yapmaya vakıftır. TC Devleti içindeki Beşinci Kol içimizdeki düşmandır. TKP 12 Eylül öncesi süreçte ve sonrasında Beşinci Kolun devrimci sınıf güçlerine ve Kürt Özgürlük Hareketine karşı giriştiği provokasyonlara tekrar dikkat çekmektedir. Gün birleşik devrimci mücadeleyi güçlendirme ve tüm provokasyonları boşa çıkarma günüdür. Partimiz ülkede ve bölgede barış ve demokrasinin yollarının döşenmesi için üzerine düşen tüm görevleri tereddüt etmeden yerine getirecektir.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi
10 Ocak 2026
Haber Merkezi














