29 Ocak anlaşması kapsamında QSD-Şam arasındaki esir takasını değerlendiren gazeteci Doğan Cihan, “Suriye Geçici Hükümeti, esir takasını QSD’ya karşı koz olarak kullanıp Kürt ve Arap halkını karşı karşıya getirmek istiyor” dedi.
Şam ile QSD arasındaki çatışmaları sonlandıran 29 Ocak’taki anlaşmanın önemli maddelerinden biri, her iki taraf arasındaki esir takasıydı. Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî tarafından çeşitli tarihlerde esir alınan bin 70 kişi olduğu duyurulmuştu. Şam hükümeti ve QSD arasında şimdiye kadar yapılan esir takasında Mart ayının başında ilk olarak 59 kişi, 10 Mart’a 100 kişi, 19 Mart’a 300 kişi ve hemen birkaç saat sonra 8 YPJ’li, 25 Mart’a 10 kişi olmak üzere toplamda 477 kişi serbest bırakıldı.
Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan Gazeteci Doğan Cihan, Şam-QSD arasındaki esir takası ve yaşanan gelişmelere dair gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na (MA) aktardı. QSD’nin Şam hükümetinin elindeki esirlerin durumunu anlatan Cihan, “Bu esirler arasında Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerinin kuşatılması sırasında sırf Kürt olduğu için alınanlar var. Yine Dêr Hafir’da QSD ile Şam arasında yapılan anlaşma kapsamında geri çekilme kararı vardı. Bu süreçte geri çekilmek için QSD 2 gün belirlemişti. Fakat anlaşma gece 11:00’da duyurulduktan saatler sonra Türkiye denetiminde olan eski ÖSO üyeleri sabah saatlerinde geniş çaplı bir saldırı başlattı. Dêr Hafir’da büyük bir kaos çıktı. QSD’ye bağlı güçler anlaşma bozulmasın diye geri çekilmeye çalıştı. O karmaşa içerisinde birçok güç esir alındı. QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi bin 70 serbest bırakılmasını istedi. Fakat biz bunun tam olarak öyle mi değil mi bilemiyoruz. Çünkü o süreçte büyük bir kargaşa yaşandı. Daha sonra aynı süreç Tebqa, Dêra Zor ve Rakka’da yaşandı. Şu an Şam hükümeti elinde bulunan esirler arasında 2018’de Efrîn, Grê Spî, Serêkanîyê gibi yerlerde alınan kişilerde bulunuyor. Yine bu esirler arasında sivil yurttaşlarda var. Örneğin bırakılan 300 kişilik esirler arasında daha önce şehit ilan edilen bir YGP’li de vardı. Bu kişi 2018’de Efrîn’de esir alınmıştı” dedi.
477 ESİR SERBEST BIRAKILDI
Geçen ay Suriye Geciçi Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara tarafından ilan edilen genel affı hatırlatan Cihan, “Genel af ilan etmesinin ardından Hesekê Valisi Nurettin Ahmet QSD’ye bağlı cezaevlerinde bulunan insanları serbest bıraktı. Aynı süreç Kobanê’de de yaşandı. Hatta Rakka’daki El Aktan Cezaevi’ndeki DAİŞ’liler canlı yayınlarda serbest bırakıldı. O cezaevi uluslararası koalisyonun gözetimindeydi. Yani dünyanın tanıdığı, bildiği bir yerdi ve orası özel korunuyordu. Genel af ilan edildikten sonra esirlerin serbest bırakılması gündeme geldi. Fakat süreç öyle işlemedi. Sonra görüşmeler başladı. Görüşmeler sürerken Suriye geçici hükümeti QSD’ye haber vermeden, anlaşmanın prosedürlerini yerine getirmeden 59 kişiyi Hama, Dêrazor, İdlib ve Halep Cezaevlerinden serbest bıraktı. Bu durum çok ciddi tartışmalara ve eleştirilere yol açtı. Hatta 59 kişinin içerisinde sadece yedisi QSD üyesiydi. Diğer 52 kişi farklı farklı tarihlerde işte kontrol noktalarında ya da farklı yerlerde gözaltına alınan sivillerdi. Ondan sonra bir süreç yaşandı. Görüşme trafiği başladı ve ondan sonra bir mekanizmaya ulaşıldı. Şu ana kadar ilk grubu da sayarsak 59, ikinci grupta 100, üçüncü grupta önce 300 hemen bir saat sonra da 8 YPG’li bırakıldı. Dördüncü grupta ise 10 kişi bırakıldı” diye konuştu.
‘KÜRT-ARAP HALKI KARŞI KARŞIYA GETİRİLMEK İSTENİYOR’
Esirlerin serbest bırakılması sırasında Arap halkı ve Kürt halkının karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını kaydeden Cihan, “Rojava’da 14 yıllık devrim pratiğini biliyorsunuz. 19 Temmuz 2012’den bu yana bir devrim pratiği var. Bu 14 yıllık devrimde Kürtler, Araplar, Süryaniler, Ermeniler Kuzey ve Doğu Suriye’de hem yönetim anlamında, siyasi anlamda, hem de askeri anlamda ortak bir yaşamı kurdular. Ta ki 5 ve 6 Ocak’ta Halep’te başlayan ve daha sonra 15-16 Ocak’ta da Kuzey ve Doğu Suriye’nin genelinde başlayan saldırı ve kuşatma sürecine kadar halklar birlikte hem yaşıyordu ve bölgelerini birlikte savunuyordu. Esasında saldırı bu ortak yönetime yapıldı. Yani ortak yaşamı ortadan kaldırmak için yapıldı. Bunun için hem basın yayın organlarında, hem de dijital medya mecralarında Kürtleri ve Arapları karşı karşıya getirmek için yayınlar yapıldı. Şimdi en önemli madde esirler meselesi ve şu an bu mesele üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Suriye geçici hükümeti bu konuyu da istismar ediyor. Fakat Suriye Geçici Hükümetinin özellikle esirleri bırakırken öncelikle Arapların daha yoğun bırakılması bu süreci sabote etme, bu süreci istismar etme amaçlanıyor. Saldırı ve kuşatmayla yapmak istediğini politikayla yapmak istiyorlar. Takas yolunda da özellikle Kürt toplumunda QSD’ye karşı tepki örgütleme adı altında bunları yaptığını söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.
‘ŞAM, QSD’YE KARŞI KOZ OLARAK KULLANIYOR’
QSD-Şam hükümeti arasındaki esir takasının ağır aksak ilerlediğini vurgulayan Cihan, “Newroz’da Hesekê Valisi Nurettin Ahmet, Hesekê Genel Güvenlik Müdürü, Müdür Yardımcısı Mahmut Ali ve Siyamend Efrîn Ahmet El Şara’nın özel davetiyle Şam’a gittiler. Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara’yla özel bir toplantı yapıldı. Bu toplantının önemli gündemlerinden biri Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’de zorla yerinden edilmiş kişilerin güvenli dönüşü ve esirlerin serbest bırakılmasıydı. Bu temelde bir çalışma başlatıldı. Fakat süreç şu an ilerlemiyor. Geçtiğimiz hafta yani hemen Newroz sonrası bir grubun bırakılmasını bekliyorduk ama bırakılmadı. Sadece Halep’ten Kobanê’ye doğru 10 kişi bırakıldı. Şu an görüşmelerin sürdüğünü biliyorum. Görüşmeler sürüyor, çalışmalar yapılıyor fakat Suriye Geçici Hükümeti süreci ısrarla geciktiriyor. Süreci geciktirmesinin birçok nedeni var. Şu an bölgede yoğun bir savaş yaşanıyor. Bu savaşın içerisinde belirsizlikler var. Suriye’nin durumu ortada. Yani yarına ne olacak belirsiz. Süreci geciktirerek QSD’ye baskı yapmak istiyorlar. Çünkü biliyorsunuz esirlerin aileleri hem Kobanê’de hem Qamışlo’da yoğun eylemler yaptılar. Bu eylemleri işte QSD’ye karşı tepki olarak örgütlemek istiyorlar. Bunun için özel bir çaba var” şeklinde konuştu.
‘ESİR TAKASININ DEVAM ETMESİ BEKLENİYOR’
Esir takası için ayrı bir komitenin kurulduğunu kaydeden Cihan, “Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara 29 Ocak Antlaşması için bir özel temsilci atamıştı. Özel temsilcinin yanında da bu süreci yürütmesi için özellikle Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî’ye geri dönüşler ve esirlerin serbest bırakılma sürecini yürütmek için bir komite kurdu. Şara’ya bağlı o komite çalışmaları yürütüyor. Bu komitenin sözcüsü de Ahmet El Hîlalî’dir. O daha çok görüşmeler yapıyor. QSD tarafından da kurulan komitenin başında Siyamend Efrîn yer alıyor. Bu iki komite karşılıklı görüşmeler yapıyor ve listeler belirliyor. Eşit sayıda isimler belirlendikten sonra takas süreci başlıyor. Önümüzdeki süreçte esir takasının yapılması bekleniyor” dedi.
MA

















