Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) kurduğu Suriye Geçiş Hükümeti’nin Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine dönük saldırıları 6 Ocak’tan bu yana devam ediyor. Kentte, asayiş güçlerinin ferdi silahlarla karşı koyarken, HTŞ’nin kurduğu Suriye ordusu bünyesinde yer alan ve işlediği savaş suçları nedeniyle birçok ülkede yöneticileri hakkında arama kararı çıkarılan, yaptırım uygulanan bileşenlerinin yürüttüğü saldırılarda birçok sivil doğrudan hedef alınarak katledildi.
Bölgedeki gazetecilerden Ekrem Berekat, saldırıların Kürtleri hedef alana bir katliam organizasyonu olduğunu söyledi. Saldırıların 45 bin kişilik bir askeri güç, 110 tankla Türkiye’nin koordinesinde yapıldığını ifade eden Berekat, saldırılarda Türkiye’nin kontrolü altında olan Süleyman Şah Tümeni (El-Amşat) Sultan Murat Tümeni, El-Hamza Tümeni, Nureddin Zengi Hareketi ve Ehrar el-Şarkiye’nin yer aldığını söyledi. Berekat, bu grupların geçmişte Efrîn, Girê Spî ve Serêkanîyê’de çok sayıda katliama karıştığını ve daha önce İngiltere tarafından yaptırım listesine alındığını söyledi. Berekat, saldırılarda 4 adet Türk yapımı insansız hava aracı Bayraktar, 76 kamikaze İHA, farklı noktalardan ateş açan 94 uzun menzilli topçu birimi, 400’ün üzerinde zırhlı araç, 78 roketatar sistemi ve 550 adet DShK tipi ağır makineli tüfeğin kullanıldığını ifade etti.
‘KATLİAM GİRİŞİMİ’
Saldırıların ilk günden beri ağır silahlarla yapıldığını kaydeden Berekat, “Bu saldırıların boyutu açıkça bir katliam girişimi niteliği taşımaktadır. Saldırganlar tüm askeri kapasitelerini ve cephaneliklerini bu bölgeye yığmış. Zaten saldırılardan önce de mahalleler yaklaşık 6, 7 aydır abluka altındaydı. Bu süre boyunca ne uluslararası kurumların ne sağlık kuruluşlarının ne de herhangi bir insani yardım girişiminin bölgeye girişine izin verilmemişti” diye konuştu.
‘TÜRKİYE İSTİHBARAT VE LOJİSTİK SAĞLIYOR’
Berekat, saldırılarda keşif uçakları ve insansız hava araçlarının yoğun biçimde kullanıldığını, bu araçların arasında Türk devletine ait SİHA’ların da bulunduğunu aktardı. Berekat, “Türkiye, bu gruplara hem istihbarat hem de lojistik destek de sağlamaktadır” ifadesini kullandı.
‘SİVİL ALANLAR HEDEF ALINIYOR’
Saldırıların hedefinde siviller, hastane, su depoları ve yakıt noktaları olduğunu söyleyen Berekat, “Şu anda direniş, İç Güvenlik Güçleri tarafından sürdürülmektedir. Dün ve önceki gün mahallelere yönelik çok yoğun saldırılar yaşandı. Eşrefiyê Mahallesi’ne giren gruplar burada çok sayıda katliam gerçekleştirmiştir. Şu ana kadar gelen bilgilere göre, yaklaşık 300 sivil katledilmiştir. Kürt oldukları için katlediliyorlar. Bunu gösteren çok sayıda görüntü de paylaşıldı. Sivil alanlar, hastane, su depoları ve yakıt noktaları özellikle hedef alınıyor. Saldırılardan önce yayımlanan bir harita ile bu sivil alanlar açıkça işaretlenmişti zaten Suriye Savunma Bakanlığı tarafından” diye belirtti.
KOBANÊ RUHUYLA BİR DİRENİŞ VAR
Halep İç Güvenlik Güçleri, yalnızca kişisel silahlarıyla direnişi sürdürdüğünü belirten Berekat, “Mahallelerde çok büyük bir direniş var. Bu dönemde benzeri görülmemiş bir savunma gerçekleşmektedir. Kobanê ruhuyla bu çetelere karşı savaşılmaktadır. Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd halkının savunması büyük bir kararlılıkla devam ediyor” şeklinde konuştu.
Mahallelerdeki ablukanın sürdüğü, sınırlı bilginin mahallelerden dışarı ulaştığını kaydeden Berekat, “Gelen bilgilere göre, 5 fedai halkı savunmak ve katliamların önüne geçmek için eylem yaptı. Çetelerin mahallelere girmesini engelledi” dedi.
‘HASTANE ŞAM’A BAĞLI GRUPLAR TARAFINDAN BOMBALANIYOR’
Şu anda mahallede faaliyet gösteren tek hastane Halid Fecir Hastanesi olduğunu aktaran Berekat, hastanenin Şam’a bağlı gruplar tarafından bombalandığını söyledi. Berekat, şunları söyledi: “Hastanede yüzlerce sivil ve yüzlerce yaralı bulunuyor. Sağlık çalışanlarıyla bugün de görüşme sağladık. Yaklaşık 72 saattir yemek yenemediği, su bulunmadığını belirttiler. Görüntüler de attılar, son derece sarsıcı, 2 ila 9 yaş arası çocuklar açlıktan ve yaşanan katliamların travmasından ağlamaktadır. Çok sayıda yaralı, tedavi edilemediği için yaşamını yitirmiş. İlaç, gıda, elektrik ve su yok.”
‘KATLİAMLAR BUGÜN KÜRTLERE YÖNELDİ’
Berekat, Halk Meclisi’nin savaşın durdurulması çağrısında bulunduğunu, ancak şu ana kadar herhangi bir müdahalenin gerçekleşmediğini aktararak Berekat, “Bugün mahalle Halk Meclisi tarafından savaşın durdurulması çağrısı yapıldı. Ancak şu ana kadar hiçbir müdahale gerçekleşmemiştir. Bu açıklamadan kısa süre sonra Suriye Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ‘Halep’te Kürtleri yok edeceğiz’ mesajı verilmiştir. Amaçlarının Kürt halkını katletmek olduğu açıktır. Daha önce Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamlar gerçekleştiren bu anlayış, bugün de Kürtlere yönelmiştir” ifadelerini kullandı.
‘SAVAŞÇILAR MAHALLELERİ TERK ETMEYECEĞİZ DEDİ’
Şuanda Halid Fecir Hastanesi’nin çevresinde yoğun bir direnişin olduğunu ifade eden Berekat, “İç Güvenlik Güçleri yaptıkları açıklamalarda, ‘Mahalleleri terk etmeyeceğiz, bunun için canımızı feda ederiz’ dedi. Sivillerin katliamdan geçirilmemesi için eylemler gerçekleştirdiklerini belirttiler. Sayıları çok fazla olmamasına rağmen direniş kararlılıkla devam etmektedir” diye konuştu.
DİRENİŞE SAHİP ÇIKMA ÇAĞRISI
Mahallede bulunan güçlerin, Kürdistan halkına ve demokratik kamuoyuna direnişe sahip çıkma çağrıları yaptığına dikkat çeken Berekat, “Şu anda Kuzey ve Doğu Suriye’den halk, Dêr Hafir üzerinden direnişe katılmak ve halkı bu katliamdan kurtarmak istemektedir, ancak sınırda saldırıya uğramış ve bekletilmektedirler. Heyva Sor (Kürt Kızılayı) da mahallelere geçmek istemekte, fakat buna da izin verilmiyor” dedi.
‘COLANİ HÜKÜMETİ FARKLI SENARYOLAR UYDURUYOR’
Berekat, Colani hükümetinin farklı senaryolar uydurarak saldırıları meşrulaştırmaya çalıştığını belirterek, şunları söyledi: “Colani hükümeti ise farklı senaryolar uydurarak saldırıları meşrulaştırmaya çalışıyor. Bir gün ‘QSD var’, bir gün ‘PKK var’, bir başka gün ‘BAAS destekçileri var’ iddialarını ortaya atmaktadır. Oysa bunların hiçbiri doğru değildir. 1 Nisan Anlaşması ile bu bölgeler İç Güvenlik Güçleri’ne bırakılmıştır. Yapılan saldırılar bu anlaşmaya açık bir ihanettir. Kendi imzaladıkları anlaşmaları ihlal etmektedirler ve bunun ağır sonuçları olacaktır.”
Melik Varol / MA


















