HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya saldırılarıyla Türkiye’nin Kürt soykırımı talebinin karşılandığını belirten Gazeteci-Yazar Aykan Sever, “Batıdan tamamen sahtekarlığa dayalı politikalar görüyoruz” dedi.
Kürtlerin, Heyet Tahrir Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye destekli grupların Rojava’ya yönelik saldırılarına karşı direnişi sürerken, Gazeteci-Yazar Aykan Sever, saldırıların 3’üncü Dünya Savaşı’nın Ortadoğu’daki yansıması olarak değerlendirdi. Sürecin yeni bir evreye girdiğine dikkat çeken Sever, Arap Baharı olarak adlandırılan dönemin, 3’üncü Dünya Savaşı’nın özellikle Ortadoğu ayağında ABD başta olmak üzere İngiltere ve Fransa gibi batılı güçlere bölgede kendi politikalarını hayata geçirme zemini sunduğunu ifade etti. Sever, “Hatırlayacak olursak, bu süreçte Libya’da Kaddafi alaşağı edildi, Mısır’da iktidar değişti ve sıra Suriye’ye geldiği zaman Suriye’de de mevcut Esad rejimini bir biçimde alaşağı etmek istediler. Bu doğrultuda bölgedeki -DAİŞ dahil olmak üzere bunun altını çizelim- bütün cihadist güçleri desteklediler. Eğit-donat faaliyetlerini anımsayalım bu faaliyetler cihatçılar içindi” diye konuştu.
‘AMERİKA İNGİLTERE VE TÜRKİYE CİHATÇILARI EĞİTTİ’
O dönem yaşananların ardından 2014’te DAİŞ’e karşı gerçekleşen Kobanê direnişinin bir dönüm noktası olduğunu belirten Sever, “Yani Türkiye, Amerika vesaire birlikte daha önceden hep beraber bu cihadist dediğimiz güçleri desteklerken Kobanê’de Kürtlerin ciddi bir direniş göstermesi Amerika’nın belli ölçülerde hat değiştirmesine neden oldu. Bu süreçte de DAİŞ’e karşı zamanla Uluslararası Koalisyon hep birlikte oluşturuldu. Bu koalisyon öncülüğünde DAİŞ’in birtakım uzantılarına karşı da mücadele verildi. Ancak Suriye’nin batısındaki çeteler, özellikle EL Nusra ve HTŞ başta olmak üzere İsrail, Amerika, İngiltere ve Türkiye tarafından eğitildi. Bunları zaten açıkça söylüyorlar. Burada gizli saklı bir şey yok” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE’NİN KÜRT SOYKIRIMI TALEBİ KARŞILANDI’
Türkiye’nin 24 Kasım 2015’te Suriye sınırında Rusya’nın uçağını düşürmesi ile birlikte yeni bir sürecin başladığını belirten Sever, Rusya’nın bazı hamleleriyle Türkiye’nin belli ölçülerde Rusya’nın yanında yer aldığını, sonrasında ise Amerika ve Rusya’nın arasında gidip gelen bir politika izlediğini kaydetti. Sever, “Daha sonrasında ise Ukrayna Savaşı, Türkiye politikalarını Rusya’nın aleyhine diyebileceğimiz bir noktaya büktü. Ancak asıl olarak Trump’ın ikinci defa iktidara gelmesi, Türkiye’nin pozisyonunu değiştirdi. Türkiye artık Trump’ın gölgesinde siyaset yapmak zorunda olduğunu hissetti. Aslında 6 Ocak’taki anlaşma bunun bir ürünüdür. Yani 6 Ocak tarihinde Paris’te gerçekleşen anlaşmada İsrail ve HTŞ arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma İsrail’in ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapıldı. Ancak anlaşmayı organize eden, toplantıyı organize eden Amerika’ydı ve toplantı evi içinde HTŞ’ye eşlik eden Türkiye’ydi. Yani Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yer aldı. Şimdi belli bir birleşik cephe oluşunca ve özellikle İsrail, kendi istediklerini alınca sessiz kaldı. Bir taraftan da Türkiye’nin Kürtlerin bir biçimde statüsünün ortadan kalkması veya daha doğrusu şu anda yaşadığımız Kürt soykırımı diyelim yönündeki istekleri karşılandı” şeklinde konuştu.
‘2010 YILINDAKİ STRATEJİYİ DEVAM ETTİRİYORLAR’
Anlaşma sonrası saldırıların Halep hattı üzerinden başlatıldığını ve halen sürdürüldüğünü belirten Sever, yaşanan sürecin tesadüfi olmadığını vurguladı. Sever, “Karşı karşıya kaldığımız tablo kısaca budur. Bu noktada özellikle altını çizmek gerekir ki Batılı aktörler; başta ABD, İsrail ve Türkiye olmak üzere, 2010’lu yılların başında şekillendirdikleri stratejiyi bugün de güncelleyerek hayata geçirmektedir. Neydi 2010’ların başında kurdukları strateji; Irak ve Suriye’yi kapsayan -Belki Lübnan’ı da dahil edebiliriz- bu bölgede DAİŞ’in devlet olarak kendini var etmesiydi. Bunu o süreçte beceremediler. Ancak şimdi HTŞ üzerinden benzer bir şey kurmaya çalışıyorlar. Karşımızda aslında DAİŞ’in ikinci versiyonunu görüyoruz. Bu devletlerin desteklediği ve soykırım yapan DAİŞ-2’yi görüyoruz” diye belirtti.
‘YAŞADIKLARI YENİLGİNİN İNTİKAMINI ALIYORLAR’
ABD, İsrail ve Türkiye’nin zamanında yaşadıkları yenilginin intikamını aldıklarını söyleyen Sever, “Bugün karşı karşıya kaldığımız durum maalesef böyledir. Yani kana susamış bir çete ve onu destekleyen güçlere karşı çıkıyoruz” dedi.
‘SENATÖRLERİN TEPKİLERİ SAHTEKARCADIR’
ABD senatörlerinin sanal medya üzerinden gösterdikleri tepkileri ve bu tepkilerin sahada karşılığının olmadığının altını çizen Server, şöyle devam etti: “Bir defa bu tepkilerin çoğu sahtekarcadır. Neden derseniz; Lindsey Graham, Cumhuriyetçilerin içerisindeki en olumsuz tiplerden biridir. Demokrasi ve insan haklarına en uzak kişilerden bir tanesidir. Dolayısıyla başta onun gösterdiği tepki ve diğerleri yalan ve bir gösteridir. Şu anda Trump yukarından aşağıya bir faşist bir rejim kurmaya çalışıyor. Toplumu faşistleştirmeye çalışıyor. Buna itiraz etmeyen insanların Ortadoğu’da yaşananlarla, Kürtlerin başına gelenlerle ilgilenmesini beklemiyorum.”
‘ABD’NİN ORTADOĞU TEMSİLCİSİ MONARŞİ DİYOR’
“Sonuç olarak yaşananlar Amerikan politikasından bağımsız değil” diyen Sever, ABD, Türkiye, İsrail ve diğer NATO ülkeleri ile ittifaklarının HTŞ’yi iktidara getirdiğini söyledi. Sever, şunları kaydetti: “Özerk Yönetim onların yönetim anlayışına, zihniyetine de terstir. Bu yüzden ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Onların zihniyetlerine ters olmayan aslında cihadist rejimlerdir. Tom Barrack söylüyor zaten. Düşünün, ABD’nin Suriye temsilcisi Ortadoğu için en iyi olabilecek yönetim şekli ‘monarşi’ diyor, ‘iyilik sever bir monarşi’ diyor. Şimdi çok açık bir biçimde aslında bölgedeki insanların aşağılandığını görüyoruz. Bu yüzden hani yanıltıcı değerlendirmelerden uzak duralım.”
‘TÜRKİYE SURİYE VE GÜNEY KÜRDİSTAN’DA İŞGALCİDİR’
Hamas’ın7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırısını İsrail ve Türkiye’nin birlikte organize ettiğini söyleyen Sever, bu ülkelerin Hamas’ı kıllandıklarını belirterek, şunları ifade etti: “Hamas’ı kullanarak ne yaptılar: İran ve uzantılarını bölgede etkisizleştirdiler. En son Suriye’de iktidar değişikliği yaparak HTŞ’yi iktidara getirdiler. Bu şekilde Suriye’nin kuzeyi ve güneyini paylaştılar. Bugüne kadar şunu diyen oldu mu: Türkiye Suriye’de işgalci pozisyonunda. Hem Rojava’da hem Suriye’nin bazı bölgelerinde Türkiye işgalci pozisyondadır. Ne Amerika, ne İsrail, ne de bir başkası Türkiye’ye ‘Oradan çıkın’ demedi. Bakıyoruz, Güney Kürdistan’da da Türkiye uzun zamandır işgalci pozisyonda. Şu an en son gelen raporlar: Zaho’dan İran sınırına kadar Türkiye’ye ait 139 tane askeri üs ya da karakol kurulmuş. Şimdi buna örneğin ne Güney Kürdistan yönetiminden ne Amerika’dan ne İsrail’den ne de bir başka ülkeden itiraz var. Hatta Irak merkezi yönetimi dahil ses çıkarmadı.”
‘HALKLARI TEMSİL EDEN YAPILARIN TUTUMU AÇIKTIR’
Uluslararası güçlerin, ABD, İsrail ve Türkiye’nin, problemleri çözülebilmesi için zeminin açık olduğunu belirten Sever, şunları söyledi: “Örneğin hem Özerk Yönetim hem de Türkiye Kürdistan’ında Kürtleri temsil eden kurumların tutumu açıktır. Genel olarak halkları temsil eden yapılar, barış ve demokrasi için atılacak herhangi bir adıma açıktır. Ancak karşımızdaki güçler böyle bir şeyi tasavvur etmiyorlar. Çünkü kendi iktidarları en ufak demokratikleşme zemininde varlığını sürdüremez. Şimdi batılı güçler HTŞ’nin arkasında duruyor. Ancak Colani, seçilmiş bir lider mi ya da neyin seçimini yaptı? Bakıyoruz tamamen sahtekarlığa dayalı politikalar görüyoruz. Colani açık açık şeriata dayalı bir rejim kuracağını söylüyor. Hukukun şeriat kuralları üzerine kurulacağını söylüyor. Şimdi batılılar kendilerine bunu layık görüyorlar mı? Ya da Türkiye’de şeriat yanlısı herhangi birisi var mıdır? Şeriatı genel olarak benimseyen bir zihniyeti destekleyen var mıdır? Kendileri şeriat ile karşı karşıya kalmıyor, fakat burada şeriatı destekliyorlar. Şeriata dayalı bir zulüm rejimini destekliyorlar.
‘DİRENİRSEK KAZANIRIZ’
“Bütün dünya halkları olarak direnirsek kazanırız” diyen Sever, dışarıdan herhangi bir gücün halklar lehine bir şey yapmayacağının altını çizdi. Kritik bir dönemden geçildiğini ifade eden Sever, “Yoksa onun ötesinde gerçekten çok zorlu bir süreçle karşı karşıyayız. Sadece hani Ortadoğu’da değil ya da Kürtler adına değil dünya halkları adına zor bir süreç. Yani gerçekten büyük bir cendereye dünyayı sokan bir sistem var ve buradan çıkışın yolu da yine birlikte mücadeledir. Başka türlü bir şey mümkün değildir” diye ekledi.
MA / Ömer Güngör












