Yaklaşık 10 yıldır Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 1 Ekim 2024’ten bu yana devam eden barış süreci ve Meclis gündemindeki çerçeve yasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İlke TV’den Sevda Çetinkaya’nın ziyaret ettiği Yüksekdağ, çerçeve yasa teklifinin kapsamına yönelik eleştirileri haklı bulduğunu ancak yasanın tarihsel anlamının da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
“DAR BİR ÇERÇEVE”
Teklifin adının çerçeve yasa olmasına rağmen kapsamının oldukça sınırlı olduğunu belirten Yüksekdağ, metnin güvenlikçi bir yaklaşımla hazırlandığını söyledi. Yüksekdağ, barışa ulaşmanın suç ve ceza ekseninden ele alınmasını eleştirirken, teklifin daha kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğine işaret etti.
Bununla birlikte Yüksekdağ, Kürt meselesinin ilk kez doğrudan bir yasal düzenlemenin konusu haline gelmesini önemli bir tarihsel eşik olarak değerlendirdi. Bu aşamanın kendiliğinden ortaya çıkmadığını vurgulayan Yüksekdağ, mevcut noktaya uzun yıllara yayılan mücadeleler ve ağır bedeller sonucunda gelindiğini belirtti.
“ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ İÇİN ÇERÇEVE YASAYA GEREK YOK”
Yüksekdağ, kendisinin ve Selahattin Demirtaş’ın yanı sıra siyasi nedenlerle cezaevinde bulunan diğer isimlerin tahliyelerine ilişkin beklentisi sorulduğunda, bu kişilerin zaten hukuksuz biçimde cezaevinde tutulduğunu savundu.
Kendisi ve Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bulunduğunu hatırlatan Yüksekdağ, siyasi mahpusların özgürlüğü için ayrıca bir çerçeve yasaya ihtiyaç olmadığını belirtti. Ancak teklifin öneminin yalnızca tutuklu siyasetçilerin tahliyesiyle sınırlı olmadığını, daha geniş ve tarihsel bir anlam taşıdığını söyledi.
SOSYALİSTLERE “SÜRECE MÜDAHİL OLUN” ÇAĞRISI
Yüksekdağ, sol ve sosyalist çevrelerin barış süreci ve çerçeve yasa teklifine yönelik eleştirilerini de değerlendirdi. Eleştiri hakkının meşru olduğunu belirten Yüksekdağ, sosyalist hareketlerin yalnızca eleştirmekle yetinmemesi, sürecin gelişimine doğrudan katkı sunması gerektiğini söyledi.
Barış sürecinde ve yasa teklifinde görülen eksikliklerin aynı zamanda demokratik siyasetin ve mücadelenin eksiklikleri olduğunu ifade eden Yüksekdağ, sürecin daha ileri taşınması için sorumluluk alınması gerektiğini vurguladı.
Yüksekdağ, çerçeve yasanın nihai hedef olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, teklifin kapsamlı demokratik ve hukuki düzenlemelerin başlangıç noktası olması gerektiğini dile getirdi.
“DEMOKRASİ CEPHESİNİ GÜÇLENDİRMELİYİZ”
Ana muhalefetin sürece yaklaşımına da değinen Yüksekdağ, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kürt meselesinin demokratik çözümü ve barış konusunda ortaya koyduğu çabayı önemli bulduğunu söyledi.
Yüksekdağ, ana muhalefetin bu konudaki yöneliminin bozulmaması gerektiğini belirterek demokratik siyaset ve sol-sosyalist hareketlerin temel hedefinin çözümsüzlüğü değil çözümü savunmak olması gerektiğini ifade etti. Demokrasi güçlerinin birbirini zayıflatmak yerine ortak zemini genişletmesi gerektiğini söyledi.
“BARIŞ KADINLARSIZ OLMAZ”
Barış sürecinde kadın hareketinin rolüne de dikkat çeken Yüksekdağ, son yıllarda örgütlü kadın hareketinin demokratik muhalefetle birlikte daha çok savunma pozisyonunda kaldığını söyledi.
Barışın kadınların etkin katılımı olmadan kurulamayacağını vurgulayan Yüksekdağ, sürecin yalnızca miting ve yürüyüşlerde görünür olan kesimlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Barışın toplumsallaşmasının yolunun yerelde kadınlarla, emekçilerle ve ezilenlerle doğrudan buluşmaktan geçtiğini ifade etti.
Yüksekdağ, söyleşinin sonunda cezaevi yaşamına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Cezaevinde şiir yazmayı sürdürdüğünü, resim ve rölyef çalışmaları yaptığını, bağlama çalmayı öğrendiğini anlatan Yüksekdağ, mahpusluğu “insanın zamanından çalınması” olarak tanımladı.
Yüksekdağ, cezaevinde geçen zamanın kaybedilmiş bir yaşam süresi olduğunu ve dışarı çıktıktan sonra bu zamanı telafi etme isteğinin ağır bastığını söyledi.
HABER MERKEZİ


















