İktisatçı Mustafa Durmuş, ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırının, son çeyrek yüzyıldır sürdürülen rejim değişikliği politikasının yeni bir adımı olduğunu vurguladı. Durmuş’a göre bu müdahale, ABD emperyalizminin yalnızca Venezuela’ya değil, benzer biçimde İran ve Küba’ya karşı da uzun yıllardır sürdürdüğü baskı ve kuşatma siyasetinin parçası.
Durmuş, Venezuela’ya yönelik baskıların 2001 yılında Hugo Chávez hükümetinin 1999 Bolivarcı Anayasa doğrultusunda Hidrokarbonlar Yasası’nı yürürlüğe koymasıyla başladığını hatırlattı. Bu sürecin 2002’de Chávez’e karşı düzenlenen darbe girişimiyle derinleştiğini belirten Durmuş, 2015’te dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın Venezuela’yı “olağanüstü tehdit” ilan eden başkanlık kararnamesinin, sonraki yaptırımlar için hukuki zemin oluşturduğunu ifade etti.
Yazının tamamı şu şekilde:
3 Ocak’taki saldırı Venezuela’ya karşı yapılan ilk ABD saldırısı değil. Çünkü ABD emperyalizmi son çeyrek yüzyılda Venezuela’da rejim değişikliğinden asla vazgeçmedi. (Tıpkı neredeyse yarım yüzyıldır İran’da ve son 65 yıldır Küba’da vazgeçmediği gibi).
ABD emperyalizminin Venezuela’ya saldırısı ilk değil
Aslında, Venezuela’ya yönelik baskılar, 2001 yılında Hugo Chávez Hükümetinin 1999 Bolivarcı Anayasa’nın egemenlik hükümlerine uygun olarak Hidrokarbonlar Yasası’nı yürürlüğe koymasıyla başladı ve saldırılar tarihsel olarak şöyle gelişti;
ABD, 2002 yılında Devlet Başkanı Chavez’e karşı darbe girişiminde bulundu. 2015’te ABD Devlet Başkanı Obama Venezuela’yı “olağanüstü tehdit” olarak ilan eden bir başkanlık kararnamesini imzaladı. Bunlar daha sonraki yaptırımların “yasal” dayanağını oluşturdu.
Öyle ki 2017’de Venezuela’nın ABD finans piyasalarına erişimi yasaklandı. 2018’de İngiltere Merkez Bankası Venezuela Merkez Bankası’nın altın rezervlerine el koydu. 2020’de Gideon Operasyonu ile Maduro kaçırılmak istendi ve başına ödül konuldu. ABD’nin baskısıyla, Covid-19 Pandemisi sırasında IMF, Venezuela’nın kendi rezervlerini kullanmasını reddetti. 2025 yılında Nobel Barış Ödülü Venezuelalı muhalif Maria Corina Machado’ya verildi ve Nobel Komitesi Başkan Maduro’nun görevden ayrılması gerektiğini söyledi. 2025 yılında ABD donanması Venezuela kıyılarında küçük teknelere saldırılar düzenledi. Venezuela’ya ambargo uygulamak için bir donanma konuşlandırdı ve Venezuela’ya ait petrol tankerlerini ele geçirdi. (1)
Emperyalist sistemin kasası İsviçre devleti devrede
Son olarak, İsviçre Hükümeti yaptığı açıklamada, Maduro ve yakınlarının ülkede bulunan varlıklarını dondurduğunu duyurdu. Bu karar, Maduro’nun Caracas’ta ABD güçleri tarafından tutuklanıp ABD’ye iade edilmesinin hemen ardından alındı.
İsviçre Hükümeti yaptığı açıklamada, hemen yürürlüğe giren ve dört yıl geçerli olacak bu önlemin, potansiyel olarak yasadışı varlıkların ülke dışına çıkmasını önlemeyi amaçladığını ve 2018’den beri Venezuela’ya uygulanan mevcut yaptırımlara ek olarak getirildiğini belirtti. (2)
Sömürgeci kapitalist emperyalizmin, biçim değiştirse de saldırıları sürüyor!
Venezuela saldırısını bir kerelik ve sadece bu ülke ile sınırlı bir saldırı olarak görmemek, daha ziyade batı emperyalizminin yüzlerce yıldır yaptıklarının bir devamı olarak görmek gerekiyor. Bunun için tarihe bakmak yeterlidir.
Örneğin, Kral Ngungunyane, 1884 ile 1895 yılları arasında, bugün büyük ölçüde Mozambik’e karşılık gelen bir bölge olan Gaza İmparatorluğu’nun kralıydı. Portekiz sömürgeciliğine direnişi nedeniyle “Gaza Aslanı” olarak biliniyordu. 1895 yılında Chaimite’de sömürgeci birlikler tarafından yenilgiye uğratıldı. Kralın sömürgecilik karşıtı direnişi sürdüreceğinden korkan sömürgeciler, onu yakalayıp savaş ganimeti olarak Portekiz’e götürdüler, Başkent Lizbon’un ana caddesinde dolaştırarak sergilediler. Kral daha sonra Azor Adaları’ndan birine sürgün edildi ve 1906’da orada öldü.
1897 yılının ağustos ayında, bu kez Fransız sömürgeciler Madagaskar’ın batısındaki Sakalava halkının Menabé krallığı üzerinde sömürge kontrolü kurarak yerel orduyu katletti. Kral Toera kafası kesilerek öldürüldü ve kafası Paris’e gönderilerek Doğa Tarihi Müzesi’nin arşivlerine konuldu. Çünkü direnişin sembollerini (bazen liderlerin kendilerini, kafataslarını veya o ulusa ait sanat eserlerini) metropolde ganimet olarak sergilemek sömürge yönetiminin en çok başvurduğu bir uygulamadır. (3)
Sömürgeciliğin şifreleri Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde saklı
Venezuela işgalinin şifreleri ABD’de Kasım 2025’te yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde mevcut. Çünkü bu belgede “ABD’nin çıkarlarının söz konusu olduğu her durumda herhangi bir ülkeye müdahale etme hakkını saklı tuttuğu” belirtiliyor.
Bir başka deyişle, Trump’ın saldırısı ve tehditleri batı yarımkürede ABD’nin üstünlüğünü vurgulayan ve ülkenin Latin Amerika’yı kendi etki alanı veya “arka bahçesi” olarak göreceğini belirten 19. yüzyıl Monroe Doktrinini yeniden ifade eden son ulusal güvenlik stratejisi belgesinin ardından geldi.
Bu, ekonomik ve askerî açıdan rakiplerine, özellikle de bölgede hegemonyasını ele geçirmeye çalışan Çin’e yönelik ve aynı zamanda ABD’nin gücünü ortaya koymayı amaçlıyor.
Panama Devlet Başkanına yapılan operasyon
- yüzyılın ortalarından 20. yüzyıla gelindiğinde, ABD’nin Amerika kıtasındaki komşularına sadece ekonomik baskı yoluyla değil, aynı zamanda askeri olarak da müdahale ettiğine tanık olundu.
Bu müdahaleler arasında, uzun bir işgal listesi ve mevcut duruma en çok benzeyen bir örnek 1989’da Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’nın ele geçirilmesidir. Bu nedenle de Venezuela’ya yapılan operasyon ABD’nin Panama’yı işgal etmesiyle birlikte ele alınmalıdır.
Şöyle ki, bu işgal sırasında Panama lideri Manuel Noriega iktidardan uzaklaştırıldı ve ABD’ye nakledilerek cezai suçlamalarla yargılandı. Böylece ABD stratejik hedeflerine hızla ulaşırken, uluslararası düzeydeki kınamalar çok cılız ve sonuçsuz kaldı.
Hep aynı gerekçeler!
İşin ilginç yanı ABD’nin Panama’yı işgali, bugün artık tanıdık hale gelen bir dizi iddiayla gerekçelendirildi. ABD yetkilileri, “Amerikan vatandaşlarını koruduklarını, tartışmalı seçimlerin ardından demokrasiyi yeniden tesis ettiklerini, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ettiklerini ve Panama Kanalı ile ilgili anlaşma yükümlülüklerini yerine getirdiklerini” ileri sürdüler.
Böylece her ne kadar aralarında 30 yıldan fazla bir süre ve farklı uluslararası bağlamlar olsa da Panama ve Venezuela’ya yönelik bu iki saldırı, ABD’nin batı yarımkürede müdahale, egemenlik ve yasallığa yaklaşımında bir süreklilik olduğunu ortaya koyuyor.
Irak işgali sırasında da “nükleer kapasiteyi yok edeceklerini” ve “ülkeyi demokratikleştireceklerini”; Venezuela’ya saldırırken ise “uyuşturucu ticaretini yok edeceklerini” ve “bir narko devleti etkisiz hale getireceklerini” ileri sürdüler.
Kısaca, Venezuela’da son zamanlarda yaşananlar, sömürgeci kapitalist emperyalizmin geçmiş uygulamalarını sürdürdüğünü gösteriyor. Panama, Soğuk Savaş’ın son dönemlerinde bir sapma değil, savaş sonrası ABD müdahaleci politikasının oluşumunda önemli bir anı temsil ediyor. Venezuela ise bunun günümüzdeki yankısıdır. (4) Bugün sadece yeniden sömürgeci kapitalist emperyalizmin en ham haline geri dönmüş bulunuyoruz.
Devam edecek…
Anahtar sözcükler: Emperyalizm, Maduro, Sömürgecilik, Trump, Ulusal Güvenlik Stratejisi, Venezuela.
Dip notlar:
- https://www.counterpunch.org/2026/01/03/the-us-attacks-venezuela-and-seizes-it-president/print (3 Ocak 2026).
- https://www.reuters.com/business/finance/switzerland-freezes-assets-linked-venezuelas-maduro-after-us-arrest (5 Ocak 2026).
- https://znetwork.org/znetarticle/its-colonialism-stupid (7 Ocak 2026).
- https://theconversation.com/how-us-intervention-in-venezuela-mirrors-its-actions-in-panama-in-1989 (4 Ocak 2026).













