Künye   Hakkımızda
5 Ekim 2026, Pazartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Durmuş: Otoriterliğin Panzehri: Direniş ve Ortak Mücadele

İktisatçı Mustafa Durmuş, artan otoriterleşmeye karşı çoğulcu demokrasinin ancak yapısal ve kültürel dirençle ayakta kalabileceğini belirtiyor. Ortak mücadele çağrısı yapan Durmuş, Türkiye’de 19 Mart direnişini bu mücadelenin güncel bir örneği olarak değerlendiriyor.

21 Haziran 2025
Durmuş: Otoriterliğin Panzehri: Direniş ve Ortak Mücadele
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

İktisatçı Mustafa Durmuş, yazısında demokratikleşmenin yalnızca bir siyasi tercih değil, insanlık ve doğa açısından yaşamsal bir zorunluluk olduğunu ifade ediyor. Durmuş, demokrasinin sürdürülebilirliğini sağlamak için yapısal ve kültürel düzeyde direnç inşa edilmesi gerektiğini savunuyor.

Yapısal direnç açısından Mustafa Durmuş, demokrasinin çoğulcu bir kurumsal yapıyla mümkün olduğunu belirtiyor. Devletin tek elde toplanamayacak kadar çok sayıda kurumdan oluşması, yerel örgütlenmelerin güçlenmesi ve uluslararası bağlantıların kurulması gerektiğini ifade ediyor. Yerel düzeyde başlayan direnişlerin demokrasiyi yalnızca erişilebilir değil, aynı zamanda işlevsel kıldığını savunuyor. Bu nedenle iktidarın yerel yönetimlere dair yeni düzenlemelerle bu alanları pasifleştirmek istemesini, merkeziyetçi bir stratejinin parçası olarak yorumluyor. Yerel yapıların şeffaflık ve hesap verebilirlik ürettikçe halkın güvenini kazandığını ve dayanıklılığı artırdığını dile getiriyor.

Yazının tamamı şu şekilde:

Demokratikleşmenin (ve Türkiye özelinde barışın) bir diğer önemli ögesi örgütlü direnç ya da direniştir. Nakagawa direnci üç ana başlıkta ele alıyor:  “Yapısal Direnç”, “Kültürel Direnç” ve “Ortak Mücadele”. (1)

Yapısal Direnç 

Demokratik kurumların otoriterleşmeye set oluşturabilmesi için öncelikli olarak yapısal bir direnç örülmelidir. Bunun için de sırasıyla kurumsal/örgütsel çokluğa ihtiyaç duyulur. Yani aynı anda iktidar tarafından ele geçirilemeyecek kadar çok kurumun varlığı, farklı güç merkezlerinin birbirini kontrol etmesi, gerektiğinde sığınak sağlayacak yerel yapıların varlığı ve uluslararası bağlantılar gereklidir.

Bu bağlamda taban hareketleri, demokrasinin sadece oy vermekten ibaret olmadığını göstererek demokrasiyi anlamlı ve erişilebilir kılan yerel örgütlenme yoluyla güçlerini ortaya koyarlar. Çünkü demokrasi hem seçimler yoluyla hem de seçimler arasında ve ötesinde topluluklar harekete geçtiğinde ve taleplerde bulunduğunda etkin olarak işler. Yerel düzeyde direniş mücadelesine başlamak ise daha doğrudan etki yaratmaya olanak tanır ve temelden dayanıklılık inşa eder. Ayrıca, yerel örgütlenmeler daha şeffaf ve hesap verebilir hale geldiklerinde halkın yerel kurumlara olan güvenini de artırır.

Güçlü yerel yapılar örgütlenmeli 

Bu nedenle yerelleşme ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi çok önemlidir. Nitekim bugünlerde gücü tek elde toplayabilmek için İktidar Blokunun yeni bir yerel yönetimler yasası ile yerel demokratik güçleri tamamen pasifize etmek istemesi tesadüf değildir.

Ayrıca birbirini çapraz kesen çıkarların ortaya çıkarılarak, aradaki bağların sıkılaştırılması gereklidir. Çünkü Türkiye’de yaşandığı gibi, bir kısım sermaye de otoriterlikten payını alıyor. Yani iş dünyasının da hukukun üstünlüğüne ihtiyaç duyduğu gerçeği pragmatik olarak değerlendirilmelidir.

Bunun dışında otoriter rejimi uluslararası anlaşmalara bağlı kalmaya zorlamak, bu yönde uluslararası ekonomik ilişkileri devreye sokmak (AB üyeliği gibi), diaspora topluluklarının baskı yapmasını sağlamak ve uluslararası af örgütü ya da insan hakları örgütleri gibi örgütlerin rejimi takibe almalarını sağlamak son derece önemlidir.

Kültürel Direnç 

İkinci olarak, çoğulcu kültür otoriterliğe karşı antikorlar yaratır. Bu nedenle de demokratik alışkanlıkları, barışçıl protesto becerilerini; meslek etiğini (gerçeğe bağlı gazeteciler, hukukun üstünlüğünü savunan avukatlar, bağımsızlığını koruyan akademisyenler, tüm hastalara hizmet veren doktorlar gibi) ve sivil ağları (dayanışmayı önceleyen dernekleşmeyi, durumdan bağımsız iletişim kanalları, karşılıklı yardım geleneklerini) harekete geçirmek gerekir.

Sorunları içselleştirmek! 

Bu bağlamda öncelikle soyut politikalara değil, insanlara odaklanmak için eylemleri insan hikayeleri etrafında biçimlendirmek yani sorunları insanileştirmek (içselleştirmek) gerekir.

Ayrıca adaletsiz bir iktidarla mücadele etmek için mizah da kullanılmalıdır. Bu bağlamda, eleştirmek istenilen kurumların kişiliğine bürünmek, onların dilinden konuşup, mantıklarını saçmalığa kadar yükselterek, kusurlarını ve çelişkilerini ortaya çıkarmak yararlı olabilir.

Mizahın ve hicvin gücü 

Otoriter rejimler “yanılmazlık” imajını korumaya dayanırlar. Onların seslerini taklit etmek onları silahsızlandırır ve izleyicileri rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmeye zorlar. Ancak mizah ve eleştiriyi her zaman iktidarda olana yöneltmek gerekir. Hiciv ise kontrolü elinde tutanların başarısızlıklarını ortaya koyarak marjinalleştirilmiş olanları güçlendirmek amacıyla kullanılmalıdır.

Diğer yandan, otoriter iktidarlardan karşı saldırılar geleceği de bilinmelidir. Böylece dezenformasyona veya yasal zorluklara karşı net mesajlar ve kamuoyu desteği ile karşı koymaya hazır olmak gerekir.   Mizahın bir başa çıkma mekanizmasından daha fazlası olduğunu, değişim için bir silah olduğunu unutmamak gerekir.

Otoriterlik karşısında absürtlük, iktidardakilerin çelişkilerini ve ahlaki başarısızlıklarını yansıtan bir aynadır. Hiciv ve ‘yaratıcı şiddetsiz direniş’ ten yararlanarak otoriter anlatılara meydan okunmalıdır. Kamuoyu desteği harekete geçirilmeli ve dünyaya başka bir yolun mümkün olduğu gösterilmelidir.

Kışkırtıcı, esprili ve görsel olarak ilgi çeken eylemler oluşturarak medyanın dikkati çekilebilir ve internette viral olmak sağlanabilir.   Medyada yer almak mesajın erişimini artırır ve normalde göz ardı edilebilecek konuların konuşulmasını sağlar. Günümüzün dijital çağında, iyi uygulanmış şakalar küresel görünürlük kazanabilir ve ulus ötesi dayanışma oluşturmak gibi önemli bir amaca hizmet edebilir. (2)

Ortak Mücadele 

Son olarak, demokratikleşmenin en önemli ögesi ortak mücadeledir. Bu otoriter tehditlere karşı geniş koalisyonlar oluşturmak anlamına gelir. Tarihsel örneklere bakıldığında bu yönde olmak üzere; dini ve seküler grupların iş birliği yaptıkları, kırsal ve kentsel çıkarların yan yana hizalandığı, eski rakiplerin yeni müttefikler oluşturdukları çok sayıda örneğin var olduğu görülebilir.

Nitekim Şili’de geniş bir demokrasi koalisyonunun referandumda diktatör Pinochet’i yenmesi böyle bir ortaklaşmanın ürünüdür. Keza güncel bir örnek olarak Güney Kore’de darbenin püskürtülmesi verilebilir. Bu ülkede askeri yönetime direnen güçlü bir sivil toplum, protestolara öncülük eden öğrenci hareketleri, işçi sendikalarının grevler düzenlemesi, ahlaki otoriteye sahip dini grupların desteği, iş dünyasının son tahlilde demokrasiye sahip çıkması darbeyi boşa çıkardı.

19 Mart Sivil Darbe Girişimi Geniş Halk Koalisyonlarının Kurulmasına Neden Oldu! 

Keza Türkiye’de 19 Mart Sivil Darbe girişiminin başta öğrenciler olmak üzere sokakları tutan yüzbinlerce insan tarafından püskürtülmesi, en geniş koalisyonların demokrasi için başarılı bir mücadele verebileceklerinin somut kanıtıdır.

Bu bağlamda TÜRK-İŞ’in, 18 Haziran’da binlerce işçinin katılımıyla, iktidarın tavrı yüzünden tıkanan Kamu Çerçeve Protokolü görüşmelerini protesto etmek için, Hazine ve Maliye Bakanlığı önüne kadar yürüyerek eylem yapması ve bu ayın sonlarına doğru bazı sendikaların greve gidecek olması son derece önemlidir.

Diğer yandan bu eylemlerin, en az 600 bin işçiye yüksek enflasyon karşısında eriyen ücretlerini yükseltebilme imkânı sağlarken, aynı zamanda demokratikleşmeye hizmet edeceğinin de bilincinde olmak gerekir. Bunu sağlayacak olan şey kuşkusuz, sendikaların işçileri bu yönde bilinçlendirmeleri ve bu eylemleri birer emek, demokrasi ve barış mücadelesi aracı olarak görmelerini sağlamalarıdır.

Sonuç Olarak 

▪Tarih, otoriterliğin şiddete, durgunluğa ve nihayetinde çöküşe yol açtığını, çoğulcu demokrasilerin ise dikkate değer bir direnç ve uyum kabiliyeti gösterdiğini defalarca ortaya koydu. Bu yüzden de çoğulcu demokrasi ve alternatifleri arasındaki seçim sadece entelektüel ya da akademik bir seçim değildir. Aslında çoğulcu demokrasi bir seçim değil, acilen inşa edilmesi gereken acil olarak yerine getirilmesi gereken bir görevdir.

▪Diğer yandan çoğulcu demokrasinin inşası ve sürdürülmesi asla tamamlanmış bir iş olarak görülmemelidir. Aksine demokratikleşme sürekli bir mücadeleyi gerektirir. G. Orwell’in dediği gibi (1984), “insanın burnunun önündekini görebilmesi için sürekli mücadele etmesi gerekir”. Yani demokratikleşme mücadelesi yılları alabilir.

▪Her kuşak; mevcut çoğulcu kurumları otoriter tehditlere karşı savunmak, bu kurumları yeni zorluklara ve fırsatlara uyarlamak, daha önce marjinalize edilmiş gruplara doğru kapsayıcılığı genişletmek, demokratik kültür ve uygulamaları derinleştirmek, farklılıklar arasında köprüler kurmak ve tüm bunları barış içinde yapmak zorundadır.

▪ Barışı ve demokratikleşmeyi sağlamak için; yerel demokratik ağlar, işçi sendikaları, diğer emek ve meslek örgütleri, barış örgütleri, kadın ve ekoloji hareketleri, akademisyenler, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum ağları gibi örgütlü ve güçlü bileşenler harekete geçmeli ve bu yönde olmak üzere muhalefet partilerini ve Meclisteki milletvekillerini harekete geçirmelidirler.

▪Yurttaşların dijital alan dışında bağlantı kurabilecekleri, örgütlenebilecekleri ve dayanışma inşa edebilecekleri diğer kamusal alanlar oluşturulmalıdır. Bunun için ülke çapında yerel meclis örgütlenmelerinin (HDK, THM ve diğer yerel sivil inisiyatifler gibi) örgütlenmesi ve yaygınlaştırılması gereklidir.

Çünkü böyle fiziksel alanlar demokratik direniş için çok önemli bir altyapı sağlarlar. Yerel örgütlenmeler, dirençli ağlar kurarak, yerel düzeyde örgütlenerek, demokratik kurumları destekleyerek ve amaç birliğini koruyarak, otoriter eğilimlere karşı güçlü bir karşı güç olarak hizmet edebilirler. (3)

▪Çoğulculuk, toplumu organize etmek için birçok seçenek arasından sadece biri değil, zaman içinde farklı popülasyonları barışçıl, meşru ve etkili bir şekilde yönetmeyi uman herhangi bir siyasi sistem için temel ön koşuldur. Hukukun üstünlüğü bunun yapısal temelini ve demokratik kurumlar da operasyonel çerçevesini oluşturur.

Yani bugünün birbirine bağlı ve hızla değişen çoklu krizlerin yaşandığı dünyasında, çoklu perspektifleri bir araya getirme, yeni koşullara uyum sağlama ve çatışmaları barışçıl bir şekilde çözme kapasitesi her zamankinden daha önemli hale geldi. Çünkü bunun alternatifi olan otoriter-faşizan iktidarlar bütünsel bir toplumsal çöküşe yol açıyor.

Bu nedenle çoğulcu demokrasinin savunulması partizan bir tutum değil, insanın ve doğanın geleceği açısından bir zorunluluktur. Sürekli uyanık kalma, sürekli adaptasyon ve her kuşağın yenilenmiş bağlılığını gerektirir. Bu iş zordur ve asla tamamlanamaz, ancak alternatifi olan otoriterliğe-faşizme ve savaşlara doğru gidiş, bu çabayı sadece değerli değil aynı zamanda zaruri de kılıyor.

Özcesi, küresel olarak artan otoriterleşme sorunlarıyla ve hemen yakınımızda devam eden savaşlar nedeniyle, çoğulcu demokrasiyi ve barışı anlamak ve güçlendirmek her zamankinden daha önemlidir. İnsan özgürlüğü, onuru ve refahının geleceği, farklılıklarımızı yıkıcı değil, yapıcı bir şekilde yönlendiren sistemler altında çeşitliliğimiz içinde birlikte ve barış içinde yaşama becerimize bağlıdır.

▪Sonuç olarak, bu perspektif doğrultusunda; barış ve demokratikleşme süreçlerinin korunması ortak hedefine odaklanmak için iç anlaşmazlıkları geçici olarak bir kenara bırakarak ,akut, büyük resimdeki otokratik tehlikeye karşı birleşmiş “geniş bir demokrasi cephesi” inşa edilmelidir. Bu bağlamda, seçilmiş milletvekillerinden tabandaki aktivistlere; işçi sendikalarından diğer emek ve meslek örgütlerine kadar, tüm demokratik yapılarca, barışçıl grev, boykot, şiddetsiz protesto eylemleri aktif olarak desteklenmelidir.

Anahtar sözcükler: Barış, Çoğulculuk, Demokratikleşme, Yapısal ve kültürel direniş, Scot Nakagawa.

Dip Notlar: 

https://antiauthoritarianplaybook.substack.com/p/what-to-do-now (8 May 2025).

https://antiauthoritarianplaybook.substack.com/p/laughter-really-is-good-medicine (26 May 2025).

https://protectdemocracy.org/how-to-protect-democracy (10 Haziran 2025).

Previous Post

Özgür Özel Ferdi Zeyrek’in kızını üniversite sınavına götürdü

Next Post

Cumartesi Anneleri, Mustafa Sayğı’nın akıbetini sordu

İlgili Haberler

Aksa Tufanı’nın 3. yılında AKM’den Dolmabahçe’ye yüründü
Gündem

Aksa Tufanı’nın 3. yılında AKM’den Dolmabahçe’ye yüründü

4 Ekim 2026
10 Ekim Ankara Katliamı’nın 11. yılında “anKARA” buluşması
Gündem

10 Ekim Ankara Katliamı’nın 11. yılında “anKARA” buluşması

4 Ekim 2026
Gazze’de üç Filistinli katledildi, İsrail 5 ve 7 Ekim’de geçişleri kapatacak
Gündem

Gazze’de üç Filistinli katledildi, İsrail 5 ve 7 Ekim’de geçişleri kapatacak

4 Ekim 2026
İran’da öğrencilere yönelik baskı arttı: Öğrenciler eylemde
Gündem

İran’da öğrencilere yönelik baskı arttı: Öğrenciler eylemde

4 Ekim 2026
Faşizm kelimelerimizi de çalıyor
Gündem

Faşizm kelimelerimizi de çalıyor

4 Ekim 2026
Bakırhan: Halkın bütçesi gözü gibi korunmalı
Gündem

Bakırhan: Halkın bütçesi gözü gibi korunmalı

4 Ekim 2026
Politika'dan Günün Yorumu
46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine
Politika'dan Yorum

46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine

Melike Korkmaz
14 Eylül 2026
Politika'dan Söyleşi
Özge Yaka: Berlin’deki zafer solun topluma seslenme, toplumsal siyaset yapma kapasitesinin olduğunu gösterdi
Politika'dan Söyleşi

Özge Yaka: Berlin’deki zafer solun topluma seslenme, toplumsal siyaset yapma kapasitesinin olduğunu gösterdi

Melike Korkmaz
1 Ekim 2026

EN SON HABERLER

Aksa Tufanı’nın 3. yılında AKM’den Dolmabahçe’ye yüründü

Aksa Tufanı’nın 3. yılında AKM’den Dolmabahçe’ye yüründü

4 Ekim 2026
10 Ekim Ankara Katliamı’nın 11. yılında “anKARA” buluşması

10 Ekim Ankara Katliamı’nın 11. yılında “anKARA” buluşması

4 Ekim 2026
Gazze’de üç Filistinli katledildi, İsrail 5 ve 7 Ekim’de geçişleri kapatacak

Gazze’de üç Filistinli katledildi, İsrail 5 ve 7 Ekim’de geçişleri kapatacak

4 Ekim 2026
İran’da öğrencilere yönelik baskı arttı: Öğrenciler eylemde

İran’da öğrencilere yönelik baskı arttı: Öğrenciler eylemde

4 Ekim 2026
Faşizm kelimelerimizi de çalıyor

Faşizm kelimelerimizi de çalıyor

4 Ekim 2026
Bakırhan: Halkın bütçesi gözü gibi korunmalı

Bakırhan: Halkın bütçesi gözü gibi korunmalı

4 Ekim 2026
Tutuklanan MHK Başkanı istifa etti

Tutuklanan MHK Başkanı istifa etti

4 Ekim 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!