Wan’ın Miks (Bahçesaray) ilçesinde 4-5 Şubat 2020 tarihinde yaşanan ve 41 kişinin hayatını kaybettiği, 84 kişinin yaralandığı çığ felaketinin üzerinden 6 yıl geçti. Yaşanan çığ felaketi sonrası yaralar sarılmazken, aradan geçen bunca zamana rağmen, kışın yolu trafiğe kapatmak dışında hiçbir önlem de alınmadı. Ölümlere ilişkin ihmali olan kurum ve kuruluşlar ile kişiler hakkında hiçbir yaptırım yapılmazken, açılan davaların çoğu ise cezasızlıkla sonuçlandı. Yine yaşamını yitirenlerin birçoğu “şehit” statüsüne alınırken, başvuru ve itirazlara rağmen ölen çoğu kişi ise bundan faydalandırılmadı. Çığda çocuklarını kaybeden Dayan ailesi ile çığ altından kurtarılan Hasan Hanya yaşadıklarını ve uğradıkları haksızlıkları anlattı.
‘ÇOCUĞUMUN HAKKINI İSTİYORUM’
Çığda mahsur kalan vatandaşlara yardım etmek amacıyla olay yerine sevk edilen ekipler arasında yer alan ve karayollarına bağlı taşeron bir firmada çalışan Siyabend Dayan, görev sırasında hayatını kaybetti. İhmaller sonucu oğlunun öldüğünü söyleyen Yahya Dayan, “Aradan 6 yıl geçmesine rağmen devlet hiçbir yardım vermedi. Devlet kurumlarından hiç kimse uğramadı ve kimse derdimizi sormadı. Siyabend için devlet sırtını döndü. Oradaki birçok kişi ‘şehit’ statüsüne alındı ama benim oğluma bu tanınmadı. Benim oğlum o gün karayollarında görevli olarak gitmişti. Oğlumun hakkını istiyorum. Nasıl bir uzman çavuş, korucu orda hakkını aldıysa biz de hakkımızı istiyoruz. Benim oğlum pikniğe gitmemişti. Bunca yıl geçmesine rağmen mahkemeler halen bu ihmallerle ilgili karar vermedi” dedi.
‘KÜRT OLDUĞUMUZ İÇİN HAKKIMIZI VERMEDİLER’
Anne Zeynep Dayan “Benim oğlum oraya görevlendirildi ve yardım için gitti. Oğlum ne bir hak ne de başka bir şey verildi. Biz Kürt olduğumuz için hakkımız verilmedi. Oğlum, şuan Cumhurbaşkanı Danışmanı olan Gülşen Orhan tarafından görevlendirilmişti. Görevlendirildiğine dair imzalı kağıt da var ama çocuklarımızın haklarını vermediler” diye konuştu.
ÇIĞ ALTINDAN ÇIKARILDI, TEDAVİSİ BİLE YAPILMADI
Çığ altında kalanlara yardım için giden ve kendisi de uzun süre çığ altında kaldıktan sonra kurtarılan Hasan Hanya da devletin kendilerine sırtını dönmesinden yakındı. Üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen o yolun yapılmadığını ve halen büyük bir risk taşıdığını ifade eden Hanya, “Çığın düşme nedeni Gülşen Orhan’dır. Makinaların çalışması insanların orada olması ve helikopterin orada tur atması çığın düşmesine neden olan en büyük nedenlerden biridir. Sesin yankı yapması çığı tetikliyor. Bunun üzerinden 6 yıl geçti hiç kimse bizi sormadı. Ben hastanedeyken bile kimse ziyarete gelmedi. Devletten zaten bir beklentimiz yok. Orada çok büyük bir ihmal oldu. Çığ sırasında 40 dakika boyunca askeri panzerin altında kaldım iki bacağım altında kalmasına rağmen ilk önce askerleri kurtardılar sonra sivilleri çıkardılar. Orada ambulans yoktu, önlem yoktu. Vefat edenlerin çoğu ambulansın olmamasından vefat etti” dedi.
‘FİLM ÇEKİP GÖNDERDİLER’
Halen ağrılarının devam ettiğini ve sağlık güvencesi olmadığı için tedavi olamadığını ifade eden Hanya, “O olaydan beri ayakta kalamıyorum çünkü sırtım ağrıyor. Beni mağdur ettiler. O yol bir sezonda 10-20 cana mal oluyor. Her yıl her ay orada araçlar kaza yapıyor ama önlem alınmıyor. Tünel yapacaklarını söylüyorlar ama insanları kandırıyorlar. Çığdan çıktıktan bir gün sonra o dönemin valisi babamı aramıştı ‘geleceğiz’ demişti ama kimse beni ve ailemi ziyaret etmedi. Biz de hakkımızı istiyoruz. Şimdiye kadar devletten bir şey görmedim. 40 dakika çığın altında kaldım ama 5 dakikada bir röntgen çektiler ve ‘hiçbir şeyin yok’ deyip eve gönderdiler” diye konuştu.
MA











