Saldırılarda Türkiye’nin rolüne dikkat çeken DEM Parti’li Ali Bozan, “Kürtlere yönelik saldırılar gerçekleştirilirken oraya Türkiye’den PÖH’lerin gönderiliyor olması saldırılarda bir taraf olduğunun göstergesi” dedi.
Türkiye’nin koordine ettiği Heyet Tahrir Şam ve (HTŞ) ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların Halep’e Kürtlere karşı başlattığı saldırılar Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik yönelik saldırılarla devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Ali Bozan, çatışmalarda Türkiye’nin oynadığı role işaret etti.
Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde girişi ve çıkışların yasak olduğunu hatırlatan Bozan, dünya ile bağlantısı kesilen mahallelerde, sivillerin basılan evlerinin yağmalandığı ve bazı evlerin ateşe verildiğini kaydederek, “Bu, HTŞ’nin zihniyetini açık bir şekilde ortaya koyan bir durum. Halep’te gerçekleştirilen saldırılarla birlikte, IŞİD artığı bir zihniyete sahip olduğunu açık bir şekilde ortaya koydu. 3 Ocak tarihinde, HTŞ ve QSD’nin bir uzlaşmaya vardığı görülüyordu. Sonra her ne olduysa, birdenbire herhangi bir şekilde uzlaşının olmadığı açıklaması geldi. Aradan iki gün geçti. HTŞ, ÖSO ve onlara bağlı çeteler hep birlikte Halep’e saldırdılar. Türkiye’nin artık Suriye’nin iç işlerine karıştığı, HTŞ ile QSD arasında yapılan görüşmelerde taraf olduğu, artık gizlenemez bir gerçek. Bu nettir. Yaşanan çatışmalar gösteriyor ki, Türkiye Cumhuriyeti taraftır” diye konuştu.
‘İÇ CEPHE DEYİP ADIM ATMAMAK BİR NİYETİ ORTAYA KOYUYOR’
Bozan, birçok bölgede Türkiye’ye ait SİHA ve İHA’larla keşif uçuşları yapıldığına dair bilgilerin olduğunu belirterek, Sivas Valiliği’nin, “PÖH’ler Suriye’ye uğurlandı” açıklamasına dikkat çekerek, “Şu an Suriye’de Kürtlere yönelik bir katliam yaşanıyor. Kürt sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirilirken oraya Türkiye’den PÖH’lerin geçici görevle de olsa gönderiliyor olması, Türkiye’nin şu an maalesef orada yaşanan saldırılarda bir taraf olduğunun göstergesi. Süreç tartışmaları başladığında hem Devlet Bahçeli’nin hem Cumhurbaşkanı’nın ‘iç cepheyi güçlendirme’ ile ilgili belirlemeleri vardı. Bu sürecin ‘iç cepheyi güçlendirecek bir süreç’ olacağını ifade ediyorlardı. Bir yandan ‘iç cepheyi güçlendireceğim’ deyip, bir yandan ‘ben kendi ülkemin 50 yıllık meselesini çözeceğim’ deyip buna dair somut, pratik adımlar atılmaması, aslında bu anlamda bir niyeti de ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
‘DEVLETİN OYALAYAN YAPISI VAR’
Bozan, Ortadoğu’da bugün hangi devlet olursa olsun, başta Türkiye Cumhuriyeti devleti olmak üzere, etnik ve inançsal farklılıklara bakılmaksızın bütün yurttaşları kapsayan demokratik bir yapının oluşturulmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Demokratik yapıyı inşa edemeyen devletlerin karşı karşıya kaldığı sonuçların ortada olduğunu ifade eden Bozan, “Artık bu coğrafyada yaşayan bütün halklar açısından demokratik çözümün ve barışın hem devlet açısından hem de Kürt Özgürlük Hareketi açısından bir zorunluluk olduğunu söylüyoruz. Bu zorunluluğun elbette gerekleri var. Kürt Özgürlük Hareketi bir yıllık süre içerisinde kendisinin atabileceği bütün adımları attı. Ama aynı şekilde meselenin diğer tarafı olan devletten biz aynı samimiyeti görmedik. Somut, pratik adım atmak konusunda sürekli öteleyen, oyalayan, çekingen ve ürkek bir devlet yapısı var” şeklinde konuştu.
MA / Abdulkadir Ayten

















