Kadınların çalışma yaşamına katılımının yalnızca ekonomik büyüme ve istihdam oranları üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulanan açıklamada, kadınların ekonomik bağımsızlığı, eşit yurttaşlığı ve kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olmasının temel alınması gerektiği ifade edildi.
“BAKIM SORUMLULUĞU KADINLARIN MESELESİ DEĞİLDİR”
OVP’de kreş ve çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, ebeveyn izinlerinin yeniden düzenlenmesi ve uzaktan çalışmanın desteklenmesine yönelik hedeflerin bulunduğunu hatırlatan komisyon, bu adımların hangi kaynaklarla ve güvencelerle hayata geçirileceğinin belirsiz olduğunu kaydetti.
Çocuk, yaşlı ve engelli bakımının büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenildiğine dikkat çekilen açıklamada, bu durumun kadınların gelirini, kariyer olanaklarını ve sosyal güvenceye erişimini sınırlandırdığı belirtildi.
Komisyon, bakım sorumluluğunun devlet, işverenler, toplum ve erkekler arasında eşit paylaşılması gerektiğini vurgulayarak nitelikli, erişilebilir ve ücretsiz kamusal bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını istedi.
Programda yer alan uzaktan ve esnek çalışma modellerinin kadınlar açısından yeni eşitsizlikler yaratabileceği uyarısında bulunulan açıklamada, güvencelerden yoksun çalışma biçimlerinin düşük ücret, sosyal hak kaybı ve güvencesizliği artırabileceği ifade edildi.
Kadınların bakım sorumlulukları gerekçe gösterilerek yarı zamanlı ve düşük ücretli işlere yönlendirilmesine karşı çıkan komisyon, eşdeğerde işe eşit ücret, sosyal güvence, sendikal haklar ve iş güvencesinin sağlanmasını talep etti.
“KADINLARIN YAŞAMI NÜFUS POLİTİKALARINA İNDİRGENEMEZ”
Kadın istihdamının nüfus artışı ve doğurganlık hedefleriyle birlikte ele alınmasını da eleştiren komisyon, kadınların çocuk sahibi olup olmama, çalışma ve eğitim alma kararlarını özgürce verebilmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, nisan ayında yapılan düzenlemeyle kadınların doğum izninin 24 haftaya, erkeklerin babalık izninin ise 10 güne çıkarıldığı hatırlatıldı. Bu düzenlemenin bakım sorumluluğunun eşit paylaşılması için yeterli olmadığını belirten komisyon, ücretli, babaya özgü ve devredilemez ebeveyn izinlerinin oluşturulmasını istedi.
KADINLARIN EKONOMİK KOŞULLARINA VURGU
Enflasyon, ücret politikaları ve kamu harcamalarının kadınların yaşamını doğrudan etkilediği belirtilen açıklamada, gıda, barınma, eğitim ve bakım giderlerindeki artışın kadınların karşılıksız ev içi emeğini artırdığına dikkat çekildi.
Komisyon, ekonomik programların yalnızca büyüme, istihdam ve enflasyon hedefleriyle değil, kadınların yaşam koşullarına etkileri üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kamu bütçesinin toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde hazırlanması ve kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsil edilmesi talep edildi.
ILO 190’IN ONAYLANMASI ÇAĞRISI
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin de ekonomi ve istihdam politikalarından ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Birleşik Metal-İş Kadın Komisyonu, koruma ve destek hizmetlerine yeterli kamu kaynağı ayrılması gerektiğini vurguladı.
Komisyon, çalışma yaşamında şiddet ve tacizin önlenmesini amaçlayan Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanmasını istedi.
Açıklamanın sonunda kadın örgütlerinin ve emek örgütlerinin ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesi süreçlerine katılması çağrısı yapılarak şu ifadeler kullanıldı:
“Kadınları ucuz işgücü, karşılıksız bakım emekçisi ya da nüfus politikalarının aracı olarak gören anlayışı kabul etmiyoruz.”
Komisyon, kadın emeğinin görünür olduğu, hakların güvence altına alındığı ve kadınların şiddetten uzak, özgür bir yaşam sürdürebildiği koşullar sağlanana kadar eşitlik mücadelesine devam edeceklerini belirtti.
Kaynak: Birleşik Metal-İş Sendikası Merkez Kadın Komisyonu, 16 Ekim 2026 tarihli basın açıklaması.
Haber Merkezi

















