2026 yılı için açıklanan 28 bin 75 TL’lik asgari ücret 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı olan 30 bin 143 TL’nin altında kaldı. Geçinebilecek bir asgari ücret talep eden milyonların talebi yine karşılık bulmadığı gibi ekonomik krizin faturası da yurttaşlara kesiliyor. Sermayeden yana olan 2026 bütçesinde de yine başta kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimleri yoksulluğa itildi. 2026 yılı bütçesinde Diyanet İşleri Bakanlığı’na 174 milyar 389 milyon TL ayrılırken, “Kadının Güçlendirilmesi” programına 7 milyar 997 milyon 891 bin TL ayrıldı. Böylelikle bütçeden kadınlara ayrılan pay sadece yüzde 0,04 oldu. Emeklerinin karşılığını alamayan kadınlar 2026’da da ekonomik krize karşı mücadelesini sürdürecek.
İzmir Halkevleri üyesi Emine Akbaba ve Elçin Dönder, 2026 yılı için açıklanan asgari ücreti değerlendirdi.
‘HALK AÇLIĞA MAHKUM EDİLDİ’
Türkiye’de emekçilerin asgari ücretle geçinmeye mahkum edildiğini belirten Emine Akbaba, asgari ücretin genel bir ücret olarak tanımlandığını söyledi. Halkın, açlığa mahkum edildiğini ifade eden Emine Akbaba, kadın ve çocukların ucuz iş gücü olarak çalıştırıldığına dikkat çekti. Emine Akbaba, “Bir taraftan da ilan edilen ‘Ailenin 10 yılı’ ile beraber kadınlara artık kaç çocuk doğuracağı değil, nasıl doğurması gerektiği de söyleniyor. Çünkü vajinal doğum dediğimiz doğum, çocuk doğurma sınırının ortadan kalktığı ve sermaye için de ucuz iş gücü yaratmanın imkanı olan yolları açmaya çalışıyorlar. Kadınlar asgari ücretin en altta bırakıldığı zamanlarda da esnek, ucuz ve güvencesiz çalışmaya mahkum ediliyor. Zaten sürekli kadınlar en aşağıda çalışan kesim oluyorlar. Dilovası bunun en somut örneklerinden bir tanesi. Dört kadın ve iki kız çocuğunun göz göre göre öldürüldü. Yine yanı başımızda Temel Conta işçileri havalandırmanın olmadığı koşullarda çalışmaya mahkum edildi” diye belirtti.
‘KADINLAR GÖRÜŞMELERDE OLMALI’
Kadınlara ayrılan bütçeye dikkat çeken Emine Akbaba, bütçenin kadınları korumadığı ve kadına yönelik şiddete karşı herhangi bir önlem alınmayacağı anlamına geldiğini ifade etti. Asgari ücretin kadınları aileye hapsetme politikalarının bir parçası olduğunu hatırlatan Emine Akbaba, bütçenin savaşa ve sermayeye değil kadınlara ve çocuklara ayrılması gerektiğini kaydetti. Emine Akbaba, “Pazar arabalarını dolduran, market market gezip alışveriş yapmak zorunda kalan, en ucuzunu bulmaya çalışan kadınlar. Çocuğun yanına bir öğün yemek koyabilmenin derdine düşen yine kadınlar. Maalesef o pazar arabaları dolmuyor. TÜİK verilerine göre de o pazar arabalarının dolması üzerinden hesaplanan asgari ücrette yine kadınlar eziliyor. Bütçe görüşmeleri sırasında da yine patronları görüyoruz. Kadınların asgari ücret görüşmelerinde olması lazım. Kadınların dolmayan pazar arabalarını anlatabilmeleri, nasıl dolabileceğini anlatabilmeleri gerekiyor. Tenceresi kaynamadığında şiddet gören kadın varsa bu bütçe görüşmelerinde de kadınların talebinin, sözünün orada meclis görüşmelerinde olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘TALEBİMİZ EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET’
Açlık sınırını hatırlatan Elçin Dönder de aylık ücretlerin yetmediğini söyledi. Kadınların temel ihtiyaçlarına dahi ulaşmakta zorluk çektiğini dile getiren Elçin Dönder, sermayenin kendisini daha çok var ettiği ve kadınları eve hapseden politikaların yürütüldüğünü söyleyerek “Biz kadınları ev emekçisi olarak çok ayırmıyoruz. Ama iş yerlerinde, ofislerde fabrikalarda ya da kamudaki hizmette eşit işe eşit ücret talebimiz her zaman devam ediyor. Bugün biz aslında eşit işe eşit bir ücret alamadığımızı görüyoruz. Talebimiz; güvenceli, eşit işe eşit ücret. Bir de ücretsiz kreş hakkı talebini de dillendirmek lazım” diye konuştu.
MA


















