Asgari Ücret İnisiyatifi, 9 Nisan’da Meclis’e giderek taleplerini siyasi partilere ileteceğini duyurdu.
Asgari Ücret İnisiyatifi, asgari ücrete dair Meclis’e sunacakları taleplerine dair İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası’nda basın toplantısı düzenledi. Salona “Akaryakıta, gıdaya, kiraya, her şeye zam varsa asgari ücrete de yeniden zam” pankartı asıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada, Asgari Ücret İnisiyatifi adına Çiğdem Özbaş ve Ferhan Yılmaz basın metnini okudu.
Asgari ücretin istisna olmaktan çıkıp genel ücret haline geldiği belirtilen açıklamada, gerçek enflasyon oranlarının ve emekçilerin geçim şartlarının hesaba katılması gerektiğini ifade edildi. Asgari cüretin yılda 4 kez güncellenmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, Asgari Ücret İnisiyatifi’nin yürüttüğü çalışmalar sonucunda dilekçelerin hazırlandığı ve bu dilekçelerin 9 Nisan’da Meclis’e sunulacağı kaydedildi. Açıklamada, “Türkiye’de ise asgari ücret giderek ‘başlangıç ücreti’ olmaktan çıkarılmış, ücret skalasının tamamını aşağı çeken bir rejime dönüştürülmüştür. Bazı sektörlerde asgari ücret ve çevresinde çalışma oranlarının olağanüstü yükselmesi, bunun yapısal bir tercih olduğunu göstermektedir. Asgari ücretin yaygınlaşması, ücretli emeğin tamamını baskılayan bir mekanizma haline gelmiştir” denildi.
ASGARİ ÜCRET İNİSİYATİFİ MECLİS’E GİDİYOR
Asgari ücretin işçinin ve ailelerinin insanca yaşamını güvence altına alan bir ücret olmaktan uzak olduğunun altı çizilen açıklamada, ücretlerin yıl içerisinde “hızla” eridiği vurgulandı. 2026 yılı için asgari ücrete yapılan zammın yılın ilk çeyreğinde yüksek enflasyon karşısında eridiği ifade edilen açıklamada, “Asgari Ücret İnisiyatifi olarak asgari ücret meselesinin yalnızca bir ücret kalemi değil, aynı zamanda bir bölüşüm, temsil ve demokrasi meselesi olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Bu nedenle 9 Nisan 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyaret ederek, topladığımız dilekçeleri teslim edecek ve Meclis’teki siyasi partilerle hedeflerimizi paylaşacağız. Bu ziyaret, bir başvuru olmanın da ötesinde emeğin sesiyle siyaset arasındaki mesafeyi kapatma çağrısı olacaktır” ifadelerine yer verildi.
ÖNERİLER
Açıklamada, Asgari Ücret İnisiyatifi’nin Meclis’e sunacağı öneriler şöyle sıralandı:
*Asgari ücret, işçinin değil işçi ve ailesinin yaşam maliyeti temelinde belirlenmelidir. Asgari ücret hesabında yalnızca bireysel değil, hane düzeyinde insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır.
*Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılmalıdır. Sosyal devlet ilkesi gereği asgari ücret, açlık sınırına sıkışmış değil, insanca yaşamı güvence altına alan bir toplumsal taban olmalıdır.
*Asgari ücret yılda bir kez değil, yılda dört kez güncellenmelidir. Enflasyon karşısında hızla eriyen ücretlere karşı, milli gelir ve enflasyon verileri esas alınarak çoklu güncelleme sistemi kurulmalıdır.
*4857 sayılı İş Kanunu’na açık hüküm eklenmelidir. ‘Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir’ hükmü yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
*Asgari ücret yeniden gerçek anlamda bir başlangıç ücreti olmalıdır. Asgari ücretin genel ücret haline gelmesine son verecek düzenlemeler yapılmalı; ücret skalasının tamamını aşağı çeken bu rejime karşı koruyucu mekanizmalar oluşturulmalıdır.
*Asgari Ücret Tespit Komisyonu demokratik ve temsili biçimde yeniden düzenlenmelidir. Emekçilerin doğrudan temsil edilmediği, fiilen tek taraflı işleyen mevcut yapı değişmeli; karar süreçleri şeffaf, katılımcı ve toplumsal meşruiyete sahip hale getirilmelidir.
*Türkiye, ILO’nun 131 sayılı Asgari Ücret Tespit Sözleşmesi’ni derhal onaylamalıdır. İşçilerin ve ailelerinin ihtiyaçlarını, hayat pahalılığını ve ekonomik koşulları dikkate alan uluslararası standartlara uygun bir sistem kurulmalıdır.
*Toplu sözleşme ve sendikal örgütlenme kapsamı genişletilmelidir. Asgari ücret rejiminin panzehiri örgütlü emektir. Güçlü toplu pazarlık olmadan ücret adaleti sağlanamaz.
*Bölüşüm politikaları emekçilerden yana yeniden kurulmalıdır. ‘Kaynak yok’ söylemi gerçek değildir. Sorun kaynak eksikliği değil, bölüşüm tercihidir. Emeğin payını büyüten adil bir bölüşüm politikası hayata geçirilmelidir.
MA

















