3 Ocak cumartesi günü Venezuela’nın başkenti Caracas’ta cumartesi yerel saatle 02.00 civarında patlama ve uçak sesleri duyulmuş, ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin alıkonulduğunu duyurmuştu. Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırılmasının ardından Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmişti. Peki ABD neden Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırdı? Venezuela petrolü neden ABD için önemli? ABD’nin hedefinde neler var? Sıra başka bir ülkeye gelir mi? Gazeteci Çağlar Tekin, Sputnik’e anlattı.
‘Maduro’nun kaçırılmasında uyuşturucunun resmi söylem dışında gerçekçi bir payı yok’
Gazeteci Çağlar Tekin, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasında öne sürülen uyuşturucu söyleminin gerçekçi bir payı olmadığını söyledi:
“Şimdi Maduro’nun kaçırılmasında uyuşturucunun yani resmi söylemin dışında gerçekçi anlamda baktığımızda bir payı yok. Neden yok? 2025 yılında CIA üç rapor yayınladı. Bu üç raporun üçü de Venezuela yönetiminin uyuşturucuyla herhangi bir bağının saplanmadığına yönelik. Aynı zamanda Amerikan uyuşturucuyla mücadele servisi de bir rapor yayınladı. Onların da herhangi bir veriye ulaşmadığını biliyoruz. Buradan baktığımızda Venezuela’nın yine CIA raporlarından aktarayım; 2024 yılında 1.2 trilyon dolarlık bir uyuşturucu ticaret hacmi var, Latin Amerika hattında gerçekleşen. Bunun yüzde 1’inden küçük bir kısmı 20 milyar dolarlık bir kısmı Venezuela üzerinden gerçekleşiyor. Bu toplamda dediğim üzere dağıtım üzerinden Venezuela yönetimiyle bir bağlantısının kurulamadığı açık bir biçimde ifade ediliyor ABD raporlarında. Zaten bunun gerçek olmadığına ilişkin hem ABD içerisinden CIA’den gelen raporlar vardı. Hem de fiili olarak bunu ispatlayan ikinci bir gösterge yoktu bunu söylemek lazım.”
“Venezuela petrolü ağır petrol. Şu an için karlılık oranı çok düşük bir petrolden bahsediyoruz. Ağır petrolden kastımı da anlatayım; ağır petrol çıkarılması güç ve bunun rafinere edilmesi başka işlemler gerektiriyor. Dolayısıyla maliyetler bir hayli katlanmış oluyor. Zaten Venezuela’nın yaşadığı krizin bir sebebi de petrol fiyatlarının düşmesi, düşen petrol fiyatlarından kaynaklı olarak Venezuela petrolünün karlılığını kaybetmesi üzerineydi.”
‘ABD, batı yarım kürede rakip istemiyor’
Tekin, ABD’nin batı yarım kürede rakip istemediğinin altını çizerek Venezuela petrolünün ABD için önemini şu sözlerle anlattı:
“Şimdi Venezuela petrolü neden önemli ABD için? Dediğim üzere aslında ticari bir karlılık değil buradaki birinci seviyede öncelik taşıyan. ABD’nin bir Monroe Doktrini vardı, bir de Monroe Doktrinini, Trump Doktriniyle beraber yeniden uygulama kararı var. Nedir bu Monroe Doktrini? Yani en azından bizim Latin Amerika bazında baktığımızda, Batı yarım kürenin tamamen ABD kontrolünde olacağı, ve eski dünyadan yani Avrupa ve Asya’dan buraya yönelik bir müdahaleye izin verilmeyeceği ifade ediliyor. Özellikle batı yarım kürede ABD bir rakip istemiyor. Yani Çin’in egemenliğini kırmaya yönelik veya güçlenmekte olan yönünü kırmaya yönelik hamlelerinde öncelikle kendi arka bahçesini temizlemeye çalışıyor.”
“Venezuela petrolünün en büyük alıcısı Çin’di. Tabi bu Çin’in toplamda aldığı petrolün çok küçük bir kısmı onu da söylemek lazım. Çin bir yandan ucuza petrol alıyordu Venezuela’dan, ikincisi Venezuela yönetiminin aslında aradığı maddi kaynağı da yaratmış oluyordu. Bunun üzerinden de Latin Amerika’da bir politik varlık da yaratıyordu. Buradaki bütün sorunlar bunun üzerine kurulu.”
‘ABD, Latin Amerika’yı çözebildiği takdirde bu yöntemi başta İran olmak üzere başka ülkelere de aktarmaya çalışacak’
Gazeteci Çağlar Tekin, ABD’nin, Latin Amerika’yı çözebildiği takdirde bu yöntemi başka ülkelere de aktarmaya çalışacağını söyleyerek öne çıkan ülkelerden birinin İran olabileceğini belirtti:
“Başka ülkeler var mı? Yani Latin Amerika’yı çözebildiği takdirde bu yöntemi başka ülkelere de aktarmaya çalışacak elbette. Özellikle burada mesela İran işte öncelikli olarak öne çıkan ülkelerden bir tanesi. Tabi İran’a İsrail üzerinden bir saldırı denediler işte 12 Gün Savaşı. Ama İran Venezuela gibi kolay bir lokma değil. Hem silah teknolojisi itibariyle hem de bulunduğu coğrafya itibariyle. Coğrafi koşulları olarak İran’ın etrafı bir güvenlik halesine dönüşebilecek durumda. Neyden bahsediyorum? Mesela Basra Körfezi. Yani İran’ın bulunduğu coğrafya, dünya petrolünün yüzde 70’inin dünya piyasasına dahil olduğu coğrafya. İran’ın buraya yönelik birkaç saldırısı bizim şu an 80 doların biraz üzerinde olan petrol varil fiyatlarını 150-200 dolar bandında bir yerlerde görmemize neden olabilir. Bu yüzden de sadece ABD değil bölge ülkelerinin de ciddi bir freni var İran’a yönelik saldırıda çünkü İran bunu sağlayabilir. Gerçekten bu hattı kapatabilir ve bu kapatma dünyaya ciddi bir iktisadi kriz olarak dönebilir. Bunu göze alamıyorlar İran’a yönelik saldırının belli rezervleri olması bundan kaynaklı. Bir yandan da İran’ın gerçekten güçlü bir füze teknolojisi var artık. Nitekim 12 gün savaşında işte İsrail’in hem saldıran hem de barış isteyen taraf olması bunun önemli işaretlerinden bir tanesiydi.”
SPUTNIK












