ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik süreçte önemli bir aşamaya gelindi. Reuters’ın aktardığına göre, üst düzey bir ABD’li yetkili tarafların ön mutabakat metni üzerinde anlaşmaya vardığını ve ilk anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanmasının beklendiğini söyledi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, taslak metinde değişikliklerin hâlâ mümkün olduğunu belirtirken, İran’ın savaşın galibi olduğunu savundu. Arakçi, “İran İslam Cumhuriyeti ve İran halkı bu savaştan zaferle çıkmıştır. Biz stratejik bir zafer kazandık ve galip durumdayken bu zaferi bir anlaşmayla tescillemek gerekir. Zaferimizi kalıcı hale getirmek için başlattığımız hamle artık sonuna yaklaşıyor. Sürecin çıktısı 14 maddelik bir mutabakat zaptıdır (MoU); henüz imzalanmadı ve iş tamamen bittiğinde detayları açıklamayı tercih ediyorum. Belgenin taslaklarının kaç kez revize edildiğine muhtemelen inanmazsınız” dedi.
NÜKLEER KONUSU HALA DURUYOR
Müzakerelere konuşulanlara işaret eden Arakçi, “İlk aşama savaşın sona erdirilmesine dair mutabakat, ikinci aşama ise nihai anlaşmadır. Nükleer konuyu ikinci aşamaya bıraktık. Üzerinde uzlaşı sağlanması mümkün olan konuları ise ilk aşamaya dahil ettik. İkinci aşamada nükleer mesele, yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte ele alınacak ve nihai anlaşma şekillenecektir. ‘İslamabad’ adını taşıyan ön mutabakatta Lübnan’da savaşın sona erdirilmesi maddesi yer alıyor. Biz Lübnan’ı hiçbir zaman unutmayız. Esasen ateşkes Lübnan’ı da kapsıyordu ancak Siyonist rejim bunu ihlal etti; biz de rejimi cezalandırdık” diye konuştu.
TÜM CEPHELERDE SONA ERECEKTİR
Arakçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaş sona erecektir. Savaşın bir daha asla başlamaması ve tarafların birbirlerinin egemenliğine saygı duyması yönünde taahhütler veriliyor. İlk kez ABD, İran’ın içişlerine karışmayacağına dair taahhütte bulunuyor. İran’a ve İran’ın egemenliğine saygı gösterilmesi bu mutabakatın en önemli maddesidir. Diğer konuların yanı sıra Hürmüz Boğazı meselesi, deniz ablukasının kaldırılması, bir sonraki müzakere turu, yaptırımların kaldırılması, İran’ın yeniden imarı ve kalkınma planı ile İran’ın dondurulmuş varlıkları da mutabakat zaptında yer almaktadır. Açıkça ifade edeyim; bu anlaşmanın düşmanları var ve bunların başında Siyonist rejim geliyor. Anlaşmayı sabote etmenin peşindeler. Şu aşamada detaylara girilmesi, mutabakatın imzalanmasını zora sokacak spekülatif bir atmosfer yaratacaktır.
BU BİR ÖN MUTABAKATTIR
Biz bu mutabakat zaptında, müzakerelerin 60 gün içinde başlaması yönünde bir pozisyona sahibiz. Eğer mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse müzakereler de ilerlemeyecektir. Buradaki temel fark, henüz nihai anlaşmaya varmamış olmamızdır; bu bir ön mutabakattır ve eğer bu mutabakat uygulanmazsa ikinci aşamaya geçmeyeceğiz. Dondurulmuş paralar için bir mekanizma üzerinde duruldu ancak mutabakat zaptı imzalandıktan sonra bunu açıklamayı tercih ediyorum.
HÜRMÜZ BOĞAZI NE OLACAK?
Hürmüz Boğazı, İran ve Umman’ın egemenliği altındadır. Bu boğaz İran ve Umman’ın kara sularında yer almakta olup uluslararası sularda bulunmamaktadır. Buradaki egemenlik tartışmasız bir şekilde İran ve Umman’a aittir. Yıllar boyunca bu suyolu herkese açık tutulmuş, İran ve Umman geçiş güvenliğini ve lojistik hizmetleri sağlamıştır. Bugüne kadar uygulama bunun ücretsiz olması yönündeydi ancak İran’ın kesin kararı şudur ki; Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki yönetimi artık eskisi gibi olmayacaktır. Navigasyon ve geçiş yönetiminin eskisi gibi kalmayacağı kesindir. Bu konuda Umman ile yakın istişarelerde bulunduk ve iyi sonuçlar elde ettik. Muhtemelen yakında ortak bir program ilan edeceğiz. Bu su yolu Çin Halk Cumhuriyeti için son derece önemlidir. Bölgemizle çok yüksek bir ticaret hacmine sahiptir ve dostlarımızdan biridir. Boğazın gelecekteki yönetimi Çin için önem arz etmektedir, bu yüzden Çin ile de istişarelere başladık. Hürmüz Boğazı yönetim sisteminin kimin sorumluluğunda olduğu netleştirilmeli ve hizmet bedellerinin artık ücretsiz olmayacağı esası tahkim edilmelidir; bu bedel ödenmelidir. Hürmüz Boğazı’nın geleceği geçmişten farklı olacaktır ve İran bu doğrultuda yeni düzenlemeleri hayata geçirecektir. Düzenlemelerimiz sivil gemileri kapsamaktadır.
YENİDEN İMAR PLANI
ABD tarafından uygulanan deniz ablukası kaldırılmalıdır ve bu, mutabakatta yer alan ilk husustur. ABD’nin iddialarına kulak asmıyoruz; eğer fiili bir adım atarlarsa karşılık veririz. İran’ın dondurulmuş varlıkları mutabakat zaptı uyarınca serbest bırakılacaktır ve yeniden bloke altında tutulamaz. İran’da meydana gelen hasarların onarımı (rekonstrüksiyon) için bir ekonomik plan öngörülmüştür. Bu planın adı da ‘Yeniden İmar Planı’dır. Dolayısıyla hasar ve tazminat konusu bu plan dahilinde formüle edilmiştir. Elimizde bir paket halinde 14 madde bulunuyor ve bu 14 maddeye bütüncül bakılması gerekiyor. Bir dizi taahhüdü biz yerine getireceğiz, bir kısmını da onlar yerine getirmek zorunda.
NÜKLEER SEYRELTİLECEK
Şu an itibarıyla nükleer konuda alınmış kesin bir karar yok ancak konunun ele alınacağına dair atıflar mevcut. Müzakere edilmek üzere iki ana konu bulunuyor: Yaptırımların kaldırılması ve nükleer mesele. İran’ın nükleer stokları ve uranyum zenginleştirme konusu müzakerelerde ele alınacak ve karara bağlanacaktır. Bizim pozisyonumuz şudur: Eğer yüzde 60 oranındaki zenginleştirilmiş malzeme stoklarının akıbeti netleştirilecekse, bu bizim açımızdan ancak İran içinde seyreltme (asgari seviyeye indirme) yöntemiyle mümkündür.”
MA


















