Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’nun “Demokratik yerel yönetimlerle komünal topluma” şiarıyla düzenlediği konferans 4 gün sürdü. Konferans’ta yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması gündeme alınırken, Komünal ekonomiden dil ve ekoloji çalışmalarına, lüks araç kullanımından işe alımlara kadar birçok başlık konuşuldu. Birçok tartışmanın yaşandığı konferansa katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimler Merkezi Kurul üyesi Gülistan Atasoy, yerel yönetimlerin demokratik toplumdaki inşası üzerine değerlendirmede bulundu.
MUHATAPLIK GELİŞTİRMEK
Yerel yönetimlerin esas görevinin toplumun bütün sorunlarıyla birebir muhataplık geliştirme ve çözüm iradesi olma olduğunu kaydeden Gülistan Atasoy, “Bugün Türkiye’de yüz yıllık birikmiş, demokrasiyle ve diğer sorunlarla iç içe olan temel bir sorundur Kürt sorunu. Tam da Barış ve Demokratik Toplum’un inşasını konuştuğumuz bir süreçte demokrasinin gelişebilmesi ve ortak eşit ve adil bir şekilde bir arada yaşamın sürdürülebilmesi içinde yerel yönetimlere çok büyük görevler düşüyor” dedi.
DEMOKRASİNİN İNŞASI YERELDEN OLMALI
Demokrasinin inşasının yerelden olması gerektiğini dile getiren Gülistan Atasoy, “Yerelden inşa edilen bir demokrasi kültürü aslında bir arada yaşamı, dolayısıyla da barışa evirilecek bir süreçte çok güçlü bir zemin oluşturuyor. Bu dönem yaptığımız konferans aslında gelecek dönemin inşasında demokrasinin, barışın gelişebileceği ve toplumun bunda söz hakkı kurabileceği, özne olabileceği, denetleyebileceği toplumsal mekanizmaları, toplumsal örgütlenmeleri oluşturmaktır” ifadelerini kullandı.
BELEDİYENİN HALKLA TEMASI
Belediyelerin halkla temas kurarak demokrasi ve barışın inşasında rolünü oynayabileceğini belirten Gülistan Atasoy, “Bunların hayata geçirilip gelecek süreçte de bu yürünen yolun ve haklar tarafından umut edilen sonucun daha belirgin kılınması için öncü rolü oynaması gerekiyor. Belediyelerin kurduğu, özellikle kadınlar üzerinden topluma direk temas eden mekanizmalarda pek çok sorunla yüz yüze kalınırken sorunların çözümünü de mümkün kılan alanlar çok fazla. Haliyle bugün ekonomiye dair ürettiğiniz çözümlerde, şiddete karşı mücadele gösterdiğimiz bütün alanlarda ve yaşam hakkı üzerinden farkındalığın geliştirildiği bütün alanlarda aslında barışı konuşmak zorundasınız. Türkiye’de kökleri yüz yıl öncesine dayanan bu süreçte de inkara ve imhaya dayanan bugün toplumun söz hakkı elde edemediği, kendini ifade edemediği bütün alanlarda yerel yönetimlerin bunu yeniden inşa etme gücü var. Bu açıdan da hem kadın yaşam merkezlerinin hem şiddetle mücadele edilen bütün halkın bir araya geldiği bütün zeminlerde bunu tartışmak için çok güçlü ve elverişli alanlar” diye konuştu.
Halkın sürece katılımın önemine değinen Gülistan Atasoy, seçilmişlerin barışın kalıcı hale gelmesinde anahtar rol oynayabileceğini belirterek, herkesin de eleştiri ve önerilerle bu zemini güçlendirebileceğini vurguladı.
ÖRGÜTLÜ ÇALIŞMA
Yerel yönetimlerin sadece eşbaşkanlardan ibaret olmadığını, sivil toplumdan halkın tüm kesimlerini esas alması gereken bir alan olduğuna işaret eden Gülistan Atasoy, “Bu açıdan da belediyelerin temas ettiği bütün alanlarda aslında toplumsal katkıya da var olan görev alan arkadaşlarımızın dışında tüm örgütlü yapılara da ihtiyaç duyulduğunu ve barışın kalıcı hale gelebilmesi, halkların onuruna denk düşecek bir barışın inşa olabilmesi de aslında bu örgütlü çalışmanın büyütülmesi ile mümkün olacak. Yerel yönetimler de bu döneme denk düşen sorumluluğu alması gereken oranda alacak” diye konuştu.
KOMÜN YAŞAMIN İNŞASI
Konferanslarının barışın inşası için önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken Gülistan Atasoy, sözlerini şöyle tamamladı: “Konferansımızın gelecek dönem açısından barış ve demokratik toplum inşasına çok güçlü bir katkı sunmasını ümit ediyoruz. Bütün yoğunlaşma ve tartışmalarımız bu yönde hem de hakikaten halkın temel sorunlarına iradi olarak ve pratik sahada karşılık olabileceği bir noktaya evirilmesi üzerinden hedef koyuyoruz. Umuyoruz ki bu konferanslar komünal yaşam ölçüsüne biraz daha yakınlaştığımız, barışa da çok daha yakın zamanda ulaşacağımız bir umuda ve pratiğe vesile olur.”
MA / Fethi Balaman

















