Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) “Kamuda Dönüşüm ve Çalışma Yaşamına Yansımaları” şiarıyla gerçekleştirdiği sempozyumu başladı. İki gün sürecek olan sempozyum Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eğitim ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Sempozyuma çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin yanı sıra Ankara’daki direnişleri kazanımla sonuçlanan Doruk Madencilik işçileri de katıldı. Sempozyumda açılış konuşmasını KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz yaptı.
İNSANLIK İÇİN İKİ SEÇENEK: YA KAPİTALİZM YA ROJAVA!
Ardından sempozyumun ilk bölümünde “Kamuda Dönüşüm: Reform mu? Tasfiye mi?” oturumu yapıldı. Burada konuşan Prof. Dr. Mustafa Durmuş, son yıllarda ulus-devletlerin kapitalist sistemi sürdürmek için daha fazla ekonomik ve politik müdahalede bulunduğuna dikkat çekti. Mevcut kapitalist sisteme karşı iki yol olduğunu belirten Prof. Dr. Durmuş, “Ya insanlık; kapitalist küreselleşme sürecini sürdürmeye devam edecek ya da demokratik bir yerelleşmeye doğru sistematik bir dönüşümü başlatacak” dedi.
Bu konuda Türkiye’nin politikalarına da değinen Prof. Dr. Durmuş, Türkiye’de yerel yönetimlere 2025 yılında ayrılan kaynağın merkezi yönetim bütçesinin yüzde 12’si dahi olmadığına dikkat çekerek, “Hatta öyle ki; geçen sene yerel yönetimlerin tamamına ayırdıkları kaynaklardan yüzde 20 daha fazla faiz ödemesinde bulundular. Ancak yerelleşme bir ütopya değil. Bunun dünyada örnekleri var. Dünyanın çok ötesine de gitmemize gerek yok, hemen yanımızda Rojava var” dedi.
YERELLEŞMİŞ EKONOMİNİN SACAYAKLARI
Yerelleşmenin kapitalist küreselleşmenin panzehri olduğunu ifade eden Durmuş, yerelleşmenin en önemli ayağının kooperatifler olduğuna dikkat çekerek, yerel ekonominin otoriteye karşı en güçlü argüman olduğunu ifade etti. Yerelleşen ekonominin 8 adımı olduğunu ifade eden Durmuş, “Birincisi, özel mülkiyette kolektif mülkiyete dönüşmeli, kumandacı despotik bir merkezi planlama anlayışından öz yönetimci bir ekonomik planlamaya geçiş olmalı, servet birikimi üzerine mutlaka bir sınır koyulmalı, ekolojiyle uyumlu bir ekonomik model geliştirmeli, yerelleşmenin kültürelliğinden faydalanabilmeli, yerelleşmenin finansmanı için yeni bir vizyon ve işçi sendikalarını devreye sokmalı… Ayrıca bunun yanı sıra toplumsal cinsiyete duyarlı kentsel planlamalar oluşturulmalı” dedi.
‘YOKSULLUK KALDIRILMIYOR, YÖNETİLİYOR’
Ardından söz alan Prof. Dr. Aziz Konukman da, kapitalist sistemde yoksulluğun ortadan kaldırılmadığını aksine yönetildiğini belirterek, “Yoksulluk, işçi sınıfının üzerinde demokrasinin kılıcı gibi sallanıyor” dedi.
Ardından söz alan Doç. Dr. Selime Güzelsarı ise, kamu hizmetlerinin yalnızca sosyal politika alanları değil aynı zamanda siyasal mücadelelerin de merkezinde yer aldığını belirtti. Devlet üretim krizlerinin sonuçlarını yönetmeye yönelik adımlar attığını belirten Selime Güzelsarı, iktidarların sadece baskı politikaları ile krizleri yönetmediğini aynı zamanda ellerindeki argümanlarla insanları ikna ettikleri için yönetebildiklerini savundu.
Sunumların ardından sempozyumun birinci oturumu, soru-cevap kısmıyla sona erdi.
MA

















