Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) 49. Olağan Genel Kurulu’nu Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi kurula katıldı. Kurul üç gün sürecek.
Açılış konuşmasını TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz yaptı. Gezi direnişini selamlayan Koramaz, halkın oyları ile seçilmiş belediye başkanlarının, öğrencilerin, gazetecilerin, sendikacıların, işçilerin, milletvekillerinin de baskıya maruz kaldıklarını belirtti. AKP’nin ilk yıllarından itibaren adım adım ördüğü tek adam rejiminin sonuçlarının yaşandığını belirten Koramaz, CHP kurultay davasında çıkan ‘mutlak butlan’ kararının bir darbe olduğunu belirterek, kararın hukuksal olmadığını vurguladı. Koramaz, iktidarın seçimleri yaptırmamak için her şeyi yaptığının altını çizdi.
‘AYM KARARLARI UYGULANMIYOR’
İktidarın siyasi ömrünü çoktan tamamladığını belirten Koramaz, “Bir taraftan Kürt sorununda demokratik ve barışçıl nutuklarını atarken diğer taraftan AYM kararlarını uygulamıyor. AİHM kararlarını istediği gibi yorumluyor. HDP’li belediyelere getirilen kayyumlar, HDP li milletvekilleri ve belediye eş başkanlarının tutuklanması bugün sistematik olarak CHP li belediye ve milletvekillerine uygulanıyor. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ rehin alınarak cezaevinde tutuluyor. Şimdi de CHP belediye başkanları tutuluyor. Bizler nasıl ki HDP’li belediyelere atanan kayyımlara karşı çıktıysak bugünde CHP’li belediyeler için yürümeye devam edeceğiz” diye belirtti.
Daha sonra tutuklu siyasetçi Can Atalay’ın kurula gönderdiği mesaj okundu.
GÜNAYDIN: CHP’Yİ DAĞITMAK İSTİYORLAR
Ardından konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye’nin siyasetsiz bırakılmak istendiğini belirterek, “Bizi ‘sizi partisiz bırakırız, lidersiz bırakırız’ diye tehdit ediyorlar. Ama şunu söylüyorum; Sizden korkan sizin gibi olsun. Demokrasi adına ne gerekiyorsa yapacağız. Muhalefet partilerini kimin yöneteceğine iktidar karar veriyor. Bu yapılanlar sadece siyasete değil, Türkiye’nin demokratik birikimine dönüktür. Türkiye’de halka dayalı bir iktidar istemiyorlar. CHP’yi dağıtmak, bölmek istiyorlar. CHP’nin bütün önderlerini ve yürütücülerini içeriye almak istiyorlar. CHP ve DEM’in belediyelerine kayyım atamak istiyorlar. Komisyon raporunu yerine getirmediler. Zamana yayıp muhalefeti teslim almak istiyorlar” dedi.
ORTAK MÜCADELE VURGUSU
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise Türkiye’nin önemli bir yol ayrımında olduğunu ve bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin demokratik bir ülke olmadığını vurgulayan Ayşegül Doğan, karanlığın ortak mücadele ile yırtılabileceğini kaydetti. 5 Haziran katliamını da hatırlatan Ayşegül Doğan, “O gün orada o bomba bizim ortak mücadelemizi, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi hedef aldı, bugün de farklı şekillerde hedef alıyor” dedi. Emek, barış ve demokrasi mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağını belirten Ayşegül Doğan, “Bir yerde haksızlık, hukuksuzluk, eşitsizlik varsa ve görmezden geliniyorsa, günün birinde o haksızlık, hukuksuzluk kar topu gibi büyür, hepimizin hayatının ortasına yerleşir. İşte bugün bunu yaşıyoruz. 31 Mart seçimlerinde birinci parti olarak sandıktan çıkmış, Türkiye’nin ana muhalefet partisi mutlak butlan gerçeğini yaşıyor. Biz bütün bu yaşananlara tazyikli su, biber gazı, kapıların kırılması, haksız tutuklamalar, halk iradesinin bugünkü adıyla kayyım ama yüzyıllık Cumhuriyet tarihinde farklı isimlerine aşinayız. Keşke olmasaydı” diye kaydetti.
‘BARIŞIN OLMADIĞI YERDE SÖMÜRÜ DÜZENİ DEVAM EDER’
Barış ve demokrasi mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağının altını çizen Ayşegül Doğan, “Barışın olmadığı, demokrasinin olmadığı bir yerde ne yazık ki sömürü düzeni devam eder. Kürt meselesini çözen bir Türkiye’de kazanacak olan yalnızca Kürtler olmayacak. Bu yol ayrımında şunu bilmeliyiz ki; Cumhuriyet çok önemli bir kazanım ve Türkiye’nin en kritik tarihsel kazanımıdır. Ancak Cumhuriyeti demokratikleştirmek de bunun için bizim vereceğimiz ortak mücadele ile ancak mümkün olur. Bizim tarafımız, pusulamız son derece net. Hakkımızda başka algılar yaratmak isteyenler bilmelidir ki onlarca yıldır sürdürdüğümüz emek, barış ve demokrasi mücadelesinden asla vazgeçmeyiz” dedi.
BAŞ: DEVRİMCİ BİR ÖRGÜTLENMEYE İHTİYAÇ VAR
Erkan Baş, yaşanan şeyin uluslararası karşı devrim olduğunu belirterek, “Bugün bir çare arıyorsak, kaybettiğimiz yerde aramak lazım. Biz artık karanlık bir tünelin içindeyiz ve Türkiye artık karanlık bir tünelin içinde. Yaşadığımız şey bir karşı devrimse bizim de bir devrimci örgütlenmeyle karşılık vermemiz gerekiyor” dedi.
ASLAN: MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan da, devlet aklı tartışmalarına değinerek, “Devlet ne yapıyorsa doğrudur” meselesine bizi ikna etmeye çalışıyorlar. Bugünkü devlet aklı, milyonlarca işçiyi açlık sınırının altında çalıştıran bir akıldır. Bu anlayış CHP’ye kayyım atadı. Bu devlet anlayışı 10 Ekim katliamı, Suruç ve Roboski anlayışıdır. O yüzden hiç kimse bize bu devlet anlayışını yutturmaya kalkmasın. Buna karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Kurul, 7 Haziran’da son bulacak.
MA

















