Künye   Hakkımızda
23 Ağustos 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

“Türkiye adım adım ‘seçimli seçimsizlik’ eşiğine sürükleniyor”

Türkiye'de adım adım geç faşizmin kurumsallaştığını belirten Yazar Hacıbektaşoğlu, bu durumu "hayatın tamamen kararması değil, karanlığın yavaş yavaş normalleşmesi" olarak değerlendirdi.

23 Mayıs 2026
“Türkiye adım adım ‘seçimli seçimsizlik’ eşiğine sürükleniyor”
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

CHP’ye yönelik yargı darbesi, Türkiye’de faşizm ve diktatörlük tartışmalarını yeniden görünür hale getirdi. Trabzon’da sınıf hareketinin önemli simalarından ve Politika Gazetesi yazarlarından Süleyman Hacıbektaşoğlu, Türkiye’de hukuki mimarinin dönüşümü ve “geç faşizm” olgusu üzerine değerlendirmelerde bulundu.

“Hukukun Çöküşü ve Seçimli Seçimsizlik Rejimi” başlıklı bir yazı kaleme alan Yazar Hacıbektaşoğlu, geç faşizm kavramını “hayatın tamamen kararması değil, karanlığın yavaş yavaş normalleşmesi” olarak betimledi.

Hacıbektaşoğlu’nun yazısının tamamı şu şekilde:

21 Mayıs 2026’da Türkiye, son 15 yılın en tartışmalı ve hukuksuz yargı müdahalelerinden biriyle daha gündeme geldi. Toplumsal muhalefetin, hukuksuzluklara, ekonomik krize ve adaletsiz uygulamalara karşı son yıllarda etrafında kümelendiği CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada mahkeme, “tedbirli mutlak butlan” kararı verdi.

Bu kararla birlikte, kurultayın şaibeli ve hukuken sakat olduğu iddiasıyla iptaline hükmedilmiş oldu. Mahkeme ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve kurultay öncesindeki parti organlarının görevlerine devam etmesine karar verdi.

Ortaya çıkan tablo yalnızca CHP’nin iç işleyişiyle ilgili bir mesele değildir. Bu karar, Türkiye’de siyasetin ve muhalefetin yargı eliyle yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı yönündeki tartışmaları daha da büyütmüştür.

Çünkü bir siyasi partinin kongresine ve yönetim iradesine dönük böylesi müdahaleler, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal sonuçlar doğuran gelişmelerdir.

Peki bize göre bu karar gerçekte ne anlama geliyor?

Tam da burada mesele bir kurultay tartışmasının çok ötesine geçiyor. Çünkü bugün Türkiye’de yaşanan şey, yalnızca bir partinin iç meselesi değil, devletin hukukla, kurumlarla ve seçim mekanizmasıyla kurduğu ilişkinin dönüşümüdür.

– Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararını fiilen yok sayabiliyor.

– Bölge İdare Mahkemesi, YSK’nin aldığı ve kesin hüküm niteliği taşıyan kararların etrafından dolaşabiliyor.

Aynı devlet yapısı içinde, kurumların birbirini tanımadığı bir tablo ortaya çıkıyorsa, orada artık yalnızca “hukuki tartışma” değil, devlet krizinin kendisi vardır.

Çünkü hukuk dediğimiz şey, sadece mahkeme binaları değildir. Hukuk; kuralların herkesi bağlaması, kurumların birbirinin yetkisini tanıması ve yurttaşın yarın neyle karşılaşacağını az çok bilmesidir.

Eğer bugün Türkiye’de en yüksek yargı organlarının kararları bile tartışmalı hale getiriliyor, “kesin” denilen kararlar siyasi ihtiyaçlara göre esnetiliyorsa, mesele tek tek davaları aşmıştır. Devletin iç dengeleri çözülmeye başlamıştır.

Ve tehlikeli olan tam da budur. Çünkü geç faşizm dediğimiz şey, bir sabah tanklarla gelen çıplak diktatörlük değildir artık. Daha karmaşık, daha gri, daha kurumsal görünen bir süreçtir.

Seçimler yapılır ama seçimin anlamı aşındırılır. Mahkemeler vardır ama kararlar hukuka göre değil, siyasal ihtiyaçlara göre şekillenir. Kurumlar ayakta görünür ama içleri boşaltılır. Yasalar kalır, fakat hukuk kaybolur. Bugün yaşanan tam olarak budur.

YSK’nin bile kendi kararlarının arkasında duramayan, siyasal basınç altında tartışmalı hale gelen bir yapıya dönüşmesi, yalnızca bir kurum sorunu değildir. Bu, seçim güvenliğinin toplumsal meşruiyetini kemiren bir krizdir.

Çünkü yurttaş sandığa giderken artık sadece “kim kazanacak” diye düşünmüyor; “kazanan gerçekten yönetebilecek mi, sonuç tanınacak mı, hukuk buna sahip çıkacak mı” sorularını da düşünüyor.

Bir ülkede bu duygu yayılmaya başlamışsa, seçim biçimsel olarak sürse bile demokratik içerik hızla çürümeye başlamış demektir.

CHP’ye yönelik butlan tartışmaları da bu yüzden yalnızca bir parti içi mesele değildir. O dava üzerinden ortaya çıkan tablo, Türkiye’de siyasetin artık sandıkla değil, yargı hamleleri, idari müdahaleler ve kurumlar arası güç operasyonlarıyla yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını gösteriyor.

Muhalefetin toplumsal meşruiyet alanı daraltılırken, hukuk da bu sürecin aparatı haline getiriliyor. Asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü bir ülkede hukuk, yurttaşın hakkını koruyan ortak zemin olmaktan çıkıp iktidarın anlık ihtiyaçlarına göre eğilip bükülen bir araca dönüşürse, orada artık “hukuk devleti” değil, kontrollü belirsizlik rejimi oluşur.

İnsanlar hangi kuralın ne zaman uygulanacağını bilemez hale gelir. Ve korku tam burada büyür, belirsizlikte.

Türkiye aslında son yıllarda adım adım “seçimli seçimsizlik” diye adlandırabileceğim eşiğe sürükleniyor. Sandık var ama eşit yarış yok. Hukuk var ama tarafsız güvence yok. Kurumlar var ama bağımsız irade yok. Muhalefet var ama sürekli yargısal ve idari kuşatma altında.

Geç faşizm biraz da budur işte. Hayatın tamamen kararması değil, karanlığın yavaş yavaş normalleşmesi.

Ve en ağır yanı şudur: Bir süre sonra insanlar hukuksuzluğa değil, hukuksuzluğun rutinleşmesine alışmaya başlar. İşte toplumların çürümesi tam orada başlar.

Bu yüzden AKP, kendi iktidarını ve ülkeye dayatılan yoksulluk, adaletsizlik ve hukuksuzluk düzenini sürdürülebilir kılmak için; artık toplumu eskisi gibi yönetemediği, siyasal olarak en zayıf olduğu bir dönemde, hukuk aracılığıyla yeni bir müdahale zemini yaratmaktadır.

Buna ister yargı darbesi deyin, ister sivil faşizm, ister geç faşizmin kurumsallaşması… Adı ne olursa olsun, yaşanan şey iktidarın demokratik meşruiyet üretmek yerine devletin yargı ve bürokrasi aygıtlarını kullanarak siyasal gücünü koruma hamlesidir.

Cumhuriyetin kazanımlarından bahsedip her gün cumhuriyet güzellemesi yapan, dillerinden Atatürk ismini düşürmeyenler, son kale CHP’nin bile işgaline kadar gelen süreçte hala hukuk, yargı beklentisi içinde hareket etmeye devam ederlerse hala yaşanılanı anlamamışlar demektir.

Konforlu alanlarınıza daha çok çekilin. Hala bu kadarını da yapamazlar diyor musunuz?

HABER MERKEZİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Previous Post

CHP Meclis Grup Başkanlığı’na Özgür Özel seçildi

Next Post

Bilgi Üniversitesi öğrencileri: Geleceğimizi savunuyoruz

İlgili Haberler

Alparslan Kuytul ve 55 kişi adliyeye sevk edildi
Gündem

Alparslan Kuytul ve 55 kişi adliyeye sevk edildi

22 Ağustos 2026
Gelecek Partisi feshedildi
Gündem

Gelecek Partisi feshedildi

22 Ağustos 2026
Lavrov: Günümüz Avrupa’sında anlaşma yapılabilecek kimse yok
Gündem

Lavrov: Günümüz Avrupa’sında anlaşma yapılabilecek kimse yok

22 Ağustos 2026
Putin: Seçimler Rusya’nın dış tehditlere karşı direncini gösterecek
Gündem

Putin: Seçimler Rusya’nın dış tehditlere karşı direncini gösterecek

22 Ağustos 2026
İran Meclis Başkanı Kalibaf: Komşu ülkelerden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldık
Gündem

İran Meclis Başkanı Kalibaf: Komşu ülkelerden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldık

22 Ağustos 2026
İran: Katar, esir alınan 3 pilotun büyükelçiyle görüşmesine izin verdi
Gündem

İran: Katar, esir alınan 3 pilotun büyükelçiyle görüşmesine izin verdi

22 Ağustos 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir
Politika'dan Yorum

Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir

Politika Haber
9 Ağustos 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

Alparslan Kuytul ve 55 kişi adliyeye sevk edildi

Alparslan Kuytul ve 55 kişi adliyeye sevk edildi

22 Ağustos 2026
Gelecek Partisi feshedildi

Gelecek Partisi feshedildi

22 Ağustos 2026
Kanada Başbakanı Carney’den ABD’ye: Bizden istediklerini vermeyeceğiz

Kanada Başbakanı Carney’den ABD’ye: Bizden istediklerini vermeyeceğiz

22 Ağustos 2026
İsrail Savunma Bakanı Katz: Barrack’ın açıklaması yanlış bilgilerle dolu

İsrail Savunma Bakanı Katz: Barrack’ın açıklaması yanlış bilgilerle dolu

22 Ağustos 2026
Lavrov: Günümüz Avrupa’sında anlaşma yapılabilecek kimse yok

Lavrov: Günümüz Avrupa’sında anlaşma yapılabilecek kimse yok

22 Ağustos 2026
Putin: Seçimler Rusya’nın dış tehditlere karşı direncini gösterecek

Putin: Seçimler Rusya’nın dış tehditlere karşı direncini gösterecek

22 Ağustos 2026
İran Meclis Başkanı Kalibaf: Komşu ülkelerden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldık

İran Meclis Başkanı Kalibaf: Komşu ülkelerden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldık

22 Ağustos 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!