Türkiye Komünist Partisi (TKP) Merkez Komitesi, Ankara mahkemelerinin CHP’nin son kurultayına ilişkin kararlarını iptal ederek “mutlak butlan” kararı vermesine ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
22 Mayıs 2026 tarihli açıklamada, söz konusu kararın “devletin siyasete doğrudan müdahalesi” olduğu belirtilerek, “Kendi çizdikleri burjuva demokratik sınırlar çerçevesinde değerlendirildiğinde mutlak butlan kararı düpedüz siyasal bir darbedir” denildi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
Ankara Mahkemelerinin son CHP Kurultayı kararlarını iptal edip mutlak butlan kararı vermesi devletin siyasete doğrudan müdahalesi ve devlet gücünün tek yanlı olarak kullanılmasıdır. Kendi çizdikleri burjuva demokratik sınırları çerçevesinde değerlendirildiğinde mutlak butlan kararı düpedüz siyasal bir darbedir.
Konuyu çok fazla karmaşıklaştırmamak gerekir. 31 Mart 2024 yerel seçim sonuçları ile seçmen çoğunluğunu kaybettiği anlaşılan AKP-MHP Saray Rejimi bu hamle ile halkın sandık tercihlerine doğrudan müdahale etmiş oluyor. Temel amaç AKP’nin güç kaybını zorbalıkla telafi etmek, CHP’yi zayıflatmak, seçim başarısını geriletmek, AKP’yi en fazla oy alan parti durumuna yükseltmektir.
CHP 31 Mart 2024 seçimlerinden hemen sonra partimizin de uyardığı doğrultuda erken seçim çağrısı yapıp, bu kabul görmezse TBMM’den çekilseydi, DEM, TİP, EMEP ve diğer düzen içi muhalefet partileri de Zafer ve İyi Parti hariç TBMM’den çekilecek, Türkiye erken seçime gidecek ve AKP-MHP Saray iktidarı yıkılacaktı. CHP bu adımı atmayarak kendisine karşı saldırıların da yolunu açmış oldu.
CHP’ye yönelik bu hamle düzen içi partilerin kendi aralarındaki hesaplaşma anlayışı ile sınırlandırılamaz. CHP’ye yönelik imha hareketi genel anlamda Türkiye’de burjuva diktatörlüğünün kalan son kırıntılarının ortadan kaldırılmasıdır. Bugün CHP’ye, daha önce ise HDP ve DEM partiye karşı uygulanan operasyonlara, tutuklamalara ve kayyum atamalarına sessiz kalmış olmanın sonuçlarını yaşıyoruz.
Bu darbe siyasete karşı bir darbe olduğu kadar barış ve demokratik toplum müzakere sürecine karşı da yöneltilmiş bir darbedir. 2024/2025 yıllarında Ortadoğu’da güçler dengesinin değişmesi Türkiye Cumhuriyeti devletini Kürt Özgürlük Hareketi ile müzakere yoluna yöneltmişti. Kürt Özgürlük Hareketi’nin yer alacağı ve kendini konumlandıracağı taraf Türkiye açısından son derece önemliydi. O dönemde Öcalan’ın emperyalist merkezlerin Ortadoğu’da konum kazanmalarına karşı Türkiye ile barış ve işbirliği yaklaşımı hafızalardadır. Bugün ise güçler dengesi değişmiş, ABD ve İsrail bölgede ağırlığını koymuş, TC devletinin iktidarı ise ABD’ye biat etmiştir. Dolayısıyla barış ve demokratik toplum sürecinin başladığı dönemdeki koşullar değişmiştir. TC devleti artık geçmiş tarihi ile hesaplaşarak Kürtlerle barışmak değil, sadece ve sadece Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye etmeye yönelmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi ve diğer Kürt güçlerinin ABD-İsrail’in İran saldırılarında İran’a karşı “biz kimsenin askeri değiliz” diyerek savaşmayı reddetmeleri ABD’nin Kürt Özgürlük Hareketine karşı tavrını değiştirmiştir. Bugün ABD de artık Kürtlerin Türkiye’de eşit haklı bir ulus olarak temsil edilmelerine karşı durmaktadır. Bu da AKP-MHP Saray iktidarının politikasını belirlemektedir.
Barış ve demokrasiden yana güçlerin CHP ile omuz omuza barış ve demokrasi sürecini ilerletme yönünde ilerleme kaydetmeleri AKP-MHP Saray Rejimi açısından CHP’nin birinci parti olmasının üzerine ayrı bir kabus olmuştur. Bu nedenle Saray darbesinin CHP’yi ve aynı zamanda da süreci hedef alması gerçekleşmiştir. Güncel görev barış, demokrasi, özgürlük ve sosyalizmden yana en geniş toplumsal ve siyasal güçlerin omuz omuza Saray darbesine karşı kitlesel olarak direnişe geçmeleridir. Faşizme karşı en geniş cephe oluşturulduğunda sadece darbe geri tepmez, aynı zamanda bir dizi demokratik dönüşümler için yol açılmış olacaktır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi
22 Mayıs 2026

















