İran rejiminin muhalif ile farklı kimlik ve inançlara sahip yurttaşlara dönük baskı politikası artarak devam ediyor. Rejimin uygulamalarına karşı çıkan halklar, gözaltına alınıyor, kaçırılıyor, tutuklanıyor, infaz ya da idam ediliyor. Bununla birlikte rejim varlığını devam ettirmek için halklar arasında ayrımcı politikalar uygulayarak, çatışma zemini yaratmaya çalışıyor.
İranlı gazeteci-yazar Barış Nasiryan, İran’daki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.
Nasiryan, “Türk-Kürt çatışmasının kökenleri, tarihi açıdan Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Afganistan’ın yer aldığı bu bölgede bütün bu devletlerin kuruluşuna bağlı gelişti. Orta Asya devletçiklerinde ulus devlet sistemi aynı yaklaşımlarla hayata geçti. Önce Türkiye’de Atatürk başlattı bu süreci daha sonra İran’da meşrutiyet devrimi inkılabından sonra aynı süreç başladı” dedi.
Bu pratikle birlikte tekçiliğin Orta Asya ülkelerinin tamamında yaygınlaştırılmaya çalışıldığını söyleyen Nasiryan, modern devletin temellerinin asimilasyon siyasetiyle atıldığını söyledi.
TÜRKİYE VE İRAN ORTAKLIĞI
Nasiryan, “İran anayasasına göre sizin Şii, erkek ve Fars olmanız kabul görüyordu. Atatürk zamanında Kürtler, Ermeniler, Yunanlılar nasıl reddedildiyse İran’da da bir zamanlar Türkler ‘vahşi’ olarak aşağılanarak yok sayılıyordu. İran’daki diğer halklar da insan hakları bakımından reddediliyordu. Aslında olması gereken bu kadar farklı milletlerin kendi bölgelerinde özerk bir şekilde yaşaması ve merkezi devletten güç alması idi. Türkiye’de Kürtlerin yaşadığını İran’da Türkler yaşadı. Türkiye ve İran aynı yıllarda İngiltere ve diğer ülkeler sayesinde adeta doğdu ve yine bunların gölgesinde siyasetlerini yaptı. Her iki devlette de tek millet, tek mezhep, tek dil üstünlüğü kurulmuştu” diye konuştu.
‘HALKLARIN BİR ARADA YAŞAMI HEDEF ALINDI’
Ulus-devletlerin özünde halklar arasında kin tohumu ekmek olduğunu söyleyen Nasiryan, “’İran Devrimi’ diyorlar ancak bu devrim yapılmadan kırılmaya uğradı. Şu anda olan şey devrim değildi. Şah rejiminin devrilmesinden sonra da İran’da merkezi devlet, Türkleri Kürtlerle, Lorları Farslarla, Belucları Araplarla Farslarla savaşa getirmeye çalışıyordu. Türklerle Kürtler arasında çatışma yaratılması zemini bu dönmelere dayanıyor. Bu bölgelerde Kürtlerle Türkler hep bir arada yaşadı” diye belirtti.
‘HALKLAR ARASI AYRIMCILIK SÜRDÜRÜLDÜ’
Şah döneminden bugüne kadar halklar arası ayrımcılığın körüklendiğini söyleyen Nasiryan, halkların her iki dönemde de kendi dillerinde eğitim görmesinin dahi engellendiğini ifade etti. Türk ve Kürt halklarının öncülüğünde Humeyni’ye karşı ayaklanmalar örgütlendiğini belirten Nasiryan, “İran’da yaşayan farklı haklar kendi öz hakları için mücadele örmeye başladı. Kendi anadil hakkı, kadın hakları ve daha birçok hak için mücadele vermeye başladılar. O zaman da ‘Biz Şah’ı mollalar gelip bize diktatörlük yapsınlar diye devirmedik’ diyerek karşı çıktılar. Rejim, içerisindeki bütün halklara karşı büyük kıyımlar gerçekleştirdi. Bugüne kadar ayakta kalabilen halk Kürtler oldu” ifadelerini kullandı.
‘MİLLETLER CEPHESİ’ İTTİFAKI
Kürtlerin bugüne kadar ayakta kalabilmesinin örgütlü gücüne dayalı olduğunu ifade eden Nasiryan, “Humeyni, Kürtlerin mücadelesini kırabilmek için cihat ilan etti. Biz de o zaman kendi bağımsızlık isteyen örgütlerimiz içerisinde bir çıkış ararken Kürtlere gittik. Hatta Qasimlo döneminde öncülüğünün Kürtlerin yaptığı içlerinde Türkmenlerin, Belucların, Farsların, Arapların olduğu bir ‘Milletler cephesi’ muhabbeti vardı” dedi.
İlk kez Humeyni döneminde Urmiye’de Türk-Kürt çatışması yaratılarak katliam sürecinin başlatıldığını hatırlatan Nasiryan, şimdi de aynı süreçle halkların birbirlerine kırdırılmak istendiğini belirtti. Jîna Emînî’nin katledilmesiyle başlayan “Jin, jiyan, azadî” eylemlerinde bu algının yerle yeksan edildiğine dikkat çeken Nasiryan, “O süreçte Azeri halkı ‘Azerbaycan ayakta, Kürt halkını destekliyor’ sloganıyla Kürtlere destek oldu. Bu slogan Şah rejiminin yıkılacağı dönemin sloganıydı. Biz o zaman radyoda bu slogan yayımladık. Kürt halkı da aynı sloganla bize karşılık vermişti” diye konuştu.
‘HALKLAR BİR ARADA OLURSA DÜŞMANLIK BİTER’
Bugünkü savaşın durumunu değiştirebilecek yegane şeyin halkların birlikteliği olduğunu belirten Nasiryan, devamla şunları kaydetti: “Bütün halklar ayakta olsa, bir arada olsa ve federatif bir yapı kursa; Arap Kürde, Kürt Farsa, Türke ne yapabilir? ‘Jin, jiyan, azadî’ döneminde halklar buna inandı ve ayaklandı. Hep birlikte bu sloganı attılar. Bazıları bu sloganı bilmiyordu ama bu slogan onların isyanı oldu. Adaleti, özgürlüğü, barışı bu sloganla istediler. Eğer devletçilik olgusu burada kalmaya devam ederse İran rejimi de bu haliyle kalmaya devam edecek. Eğer İran rejimi çökerse Ortadoğu’da devlet olgusu da çöker. 2022 isyanlarında rejim çökmüştü. O isyanlar sürecinde bu ortaya çıktı. Bugün aslında bu savaşın sürdürülmesi bir anlamda devletçilik olgusunun Ortadoğu’da sürdürülmesi ısrarının bir parçası.”
MA / Ceylan Şahinli

















