Amed’de düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamında atölyeler de düzenleniyor. Bu atölyelerde birçok konu ele alınıyor. Bunlardan biri de “Yerinden Edilmeden Birlikte Yaşamaya: Kürdistan Bölgesi’nde Adalet, Dönüşüm ve Toplumsal Uyum” oldu. Federe Kürdistan Bölgesi’nden gelen isimlerin konuşmacı olduğu atölyede yerinden edilmişliğin yarattığı toplumsal sonuçlar, geri dönüş hakkı, adalet mekanizmaları ve toplumsal uyum politikaları tartışıldı.
Atölyeye Kürdistan Amerikan Üniversitesi’nden katılan Dr. Jiyar Aghapouri, Kürt sorunu ve ulusal birliğin önemi üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Kürt sorunun uluslararası bir boyutu olduğunu kaydeden Aghapouri, “Kürtler tarih boyunca uluslararası sorunların kurbanı olmuşlardır. Kürdistan’ın bölünmesi ve Sykes-Picot Anlaşması ne Türklerin ne Arapların ne de Kürtlerin yararına olan bir sonuçtur. Herkes bu uluslararası ve küresel bölünmenin kurbanı olmuştur. Bu sorunun bir parçası da devletseldir. Kürdistan üzerinde hüküm süren hükümet ve iktidarların Kürtlerle olan ilişkisi hiçbir zaman gerçek bir temel üzerine inşa edilmemiş, aksine daha çok zulüm ve baskı temelinde yürütülmüştür. Bu nedenle Kürt siyasetçiler ilerleme kaydedememiştir. Yani hem uluslararası faktör hem de yerel/iç faktör önemlidir. Kürtlerin, Kürdistan’ın dört parçasındaki iktidarlarla olan ilişkisi kritiktir” dedi.
‘ORTADOĞU’NUN SORUNUDUR’
Kürt sorunun derinleşmesinin ya da çözülmemesinin bir boyutunun Kürtlerin kendisiyle ilgili olduğunu ifade eden Aghapouri, “Particilik ve aşiretçilik sorunları; tüm bunlar Kürt sorununun tıkanmış bir aşamada kalmasına ve yeterli gelişmeyi gösterememesine neden olan faktörler olmuştur” dedi. Birkaç yıl öncesine kadar Filistin ve Arapların İsrail ile olan sorunlarının daha çok konuşulduğunu hatırlatan Aghapouri, “Ancak şimdi Kürt sorunu, Arap ve Filistin sorununun önüne geçmiş durumdadır. Kürt sorunu Ortadoğu’da çözülmediği sürece, Ortadoğu ne siyasi ne de toplumsal anlamda barış ve özgürlüğü göremeyecektir. Kürt sorunu sadece tek bir tarafla ilgili değil, Ortadoğu’nun dört büyük ülkesinin sorunudur. Bu, yaklaşık 40 ila 50 milyon Kürt’ün tarihi, siyasi, kültürel ve ekonomik sorunudur. Bu nedenle, Ortadoğu’da gerek iç gerekse uluslararası hiçbir politika, içinde Kürt sorununun çözümünü barındırmıyorsa, Ortadoğu asla barışın rengini göremez” diye konuştu.
‘HEM TOPLUMSAL HEM DE SİYASİ BARIŞA İHTİYAÇ VAR’
Türkiye’de başlayan sürece dair de Aghapouri, akademide iki görüşün hakim olduğunu belirterek, “Top-Down (Yukarıdan Aşağıya): Hükümetlerin ve siyasi otoritelerin barışı inşa etmesi gerektiğini savunur. Bottom-Up (Aşağıdan Yukarıya): Barışın toplumun içinden başladığını savunur. Bana göre bu ikisi birbirine bağlıdır. Hem toplumsal barışa hem de siyasi ve yönetimsel barışa ihtiyaç vardır. Hiçbiri tek başına olumlu bir sonuç veremez. Bu iki yol birlikte ilerlemelidir” diye belirtti.
‘BARIŞ ZİHNİYET DEĞİŞİMİ İLE MÜMKÜN’
Barışın gerçekleşmesinin zihniyet değişimi ile olabileceğinin altını çizen Aghapouri, zihniyet değişmedikçe bir şeylerin değişmesinin de mümkün olmadığını vurguladı. Aghapouri, “Kürdistan üzerinde iktidar sahibi olan ülkelerin zihniyeti değişmelidir ki Kürt sorunu sadece bir ‘güvenlik sorunu’ olarak görülmesin. Bu mesele bir barış, özgürlük ve birlikte yaşam meselesi olarak görülmelidir. Kürt sorunu, bu ülkelerin kalkınmasının başlangıcı olabilir. Zihniyet değişmedikçe, siyasetçiler ve hükümetler ne yaparsa yapsın bu doğru bir yol olmayacaktır. Eğer zihniyet değişirse, Ortadoğu insanı onuruna daha fazla sahip çıkar. Artık sadece ‘ben Kürdüm mü sen Arap mısın’, ‘Dil ve kültür haklarım nelerdir’ diye savaşmamıza gerek kalmaz. Avrupa’da yüz yıl önce çözülen meseleler, burada da çözülmelidir. Barış yolu, tüm Ortadoğu’ya yeni bir onur kazandıracaktır” ifadelerini kullandı.
‘KÜRTLERİN BİRLİKTEN BAŞKA ÇARELERİ YOK’
Kürtlerin de kendi aralarında zihinsel ve fikri birliktelikten başka çarelerinin olmadığını kaydeden Aghapouri, “Şu an Kürt ulusal bilinci yüksek bir seviyededir. On yıl önce Diyarbakır’da Kürtçe konuşulduğunda sorunlar çıkarılıyordu, ancak şimdi büyük bir değişim yaşandı. Bunların hepsi Kürt bilinci ve entelektüel birikimi sayesindedir. Şu an önümüzdeki yol, sadece özgürlük ve barış yoludur. Savaşla başaramadık ama barışla kazanabiliriz” şeklinde konuştu.
JİYAR AGHAPOURİ HAKKINDA
Dr. Jiyar Aghapouri, Oxford’un Küresel Güvenlik Programı’nda Misafir Araştırmacı ve Barış ve İnsan Güvenliği Merkezi Direktörü olmasının yanı sıra, Kürdistan Amerikan Üniversitesi’nde Yardımcı Doçenttir. Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu (LSE) tarafından yönetilen Birleşik Krallık Cinsiyet, Adalet ve Güvenlik Merkezi’nde Göç ve Yerinden Edilme üzerine doktora sonrası araştırmasını tamamlamıştır. Aghapouri, Yeni Zelanda Auckland Üniversitesi’nden Siyaset ve Uluslararası İlişkiler alanında doktora yapmıştır. Araştırma, öğretim ve danışmanlık ilgi alanları arasında göç, insan güvenliği, etnik köken ve milliyetçilik, cinsiyet, devlet dışı aktörler ve Ortadoğu’nun uluslararası ilişkileri yer almakta olup, özellikle Kürdistan, İran, Irak ve Suriye’ye odaklanmaktadır. Aghapouri daha önce LSE’nin Kadın, Barış ve Güvenlik Merkezi’nde Misafir Araştırmacı olarak görev yapmış ve UNICEF’in Irak’taki Sosyal Koruma Politikası geliştirme çalışmalarında danışmanlık yapmıştır. İngilizce, Kürtçe ve Farsça dillerini akıcı bir şekilde konuşmaktadır ve Arapça konusunda da orta düzeyde bilgiye sahiptir.
Müjdat Can – Berivan Altan / MA

















