Riha’nın Pîrsûs (Suruç) ilçesine bağlı kırsal Ziyaret Mahallesi’ne 2018 yılının Ekim ayında yapılan baskında Fevzi Aslan (60), Mehmet Haşim Arslan (45), Ömer Arslan (38) ve Mehmet Kasım Arslan (35) kardeşlerin de aralarında olduğu 35 kişi gözaltına alındı. Baskın sırasında yurttaşlara ağır işkence uygulanırken, Fezvi Arslan işkence nedeniyle beyin kanaması geçirdi. “Öldü” denilerek hastaneye kaldırılan Fevzi Arslan, daha sonra adliyeye götürülüp 3 kardeşi ve kuzeni Halil Arslan (35) ile birlikte tutuklandı. Yargılamalarda ise Fevzi ve Mehmet Kasım kardeşler ile kuzenleri Halil Aslan’a “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezası verildi. Ömer ve Mehmet Haşim kardeşlere de, 28 yıl hapis cezası verildi.
Kardeşlerden Fevzi, Mehmet Haşim ve Ömer, Adana Suluca S Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mehmet Kasım Diyarbakır 1 Nolu Cezaevi’nde, kuzenleri Halil Arslan da Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Cezaevinde ağız içi arama ve hastane personelinin ırkçı yaklaşımları nedeniyle tedaviye ulaşamayan ağır hasta tutsak Fezvi Arslan’ın (60) yaşamının tehlikede olduğu belirtildi.
‘İŞKENCE SONUCU BEYİN KANAMASI GEÇİRDİ’
Ağır hasta tutsak Fevzi Arslan’ın sağlık durumu hakkında bilgi veren kardeşi Mahmut Aslan (40), “Ağabeyim Fevzi en büyüğümüzdür. Evimize baskın düzenlendiği zaman çok büyük bir işkence yapıldı kendisine. İşkence sırasında hayatını kaybettiği düşünülerek bırakılıyor. Fakat hastaneye götürüldüğünde beyin kanaması geçirdiği anlaşılıyor. Gözaltında yaşanan işkenceler tutanaklara ve hastane raporlarına da yansıdı” dedi.
Abisinin maruz kaldığı işkencelere rağmen tedavi edilmeden cezaevine götürüldüğünü söyleyen Arslan, “Tutuklanma sırasında tedavi edilmedi. Ağabeyim baş ağrıları gerekçesiyle cezaevi idaresine başvurduğu zamanda revirden verilen ağrı kesicilerle geçiştirilmiş ve tedavi edilmemiş. İlerleyen süreçte açığa çıktı ki beyin kanaması sırasında tedavisi yapılmadığı için kan beyin üzerinde kurumuş. Beyin üzerinde kuruyan kan şimdi de beyni yok ediyor. Durumunun ağırlaşması üzerine cezaevinde hastaneye götürülüyor ve filimler çekiliyor. Çekilen filimleri doktorlara gösterdiğimiz zaman, ‘bir an önce ameliyat yapılıp tedavi olmazsa yaşamını yitirir’ denildi. Şu an da tedavisi yapılmıyor. Özellikle hastaneye götürülme sırasında ağız içi arama dayatması yapılıyor. Yine hastanedeki sağlık personelinin ırkçı yaklaşımlarından dolayı şu an tedavisi durmuş durumda. Çünkü tedavi adı altında iradesini kırmaya yönelik uygulamalar dayatıyorlar” diye belirtti.
‘İŞKENCE SONUCU BEYİN KANAMASI GEÇİRDİ’
Ağır hasta tutsak Fevzi Arslan’ın sağlık durumu hakkında bilgi veren kardeşi Mahmut Aslan (40), “Ağabeyim Fevzi en büyüğümüzdür. Evimize baskın düzenlendiği zaman çok büyük bir işkence yapıldı kendisine. İşkence sırasında hayatını kaybettiği düşünülerek bırakılıyor. Fakat hastaneye götürüldüğünde beyin kanaması geçirdiği anlaşılıyor. Gözaltında yaşanan işkenceler tutanaklara ve hastane raporlarına da yansıdı” dedi.
Abisinin maruz kaldığı işkencelere rağmen tedavi edilmeden cezaevine götürüldüğünü söyleyen Arslan, “Tutuklanma sırasında tedavi edilmedi. Ağabeyim baş ağrıları gerekçesiyle cezaevi idaresine başvurduğu zamanda revirden verilen ağrı kesicilerle geçiştirilmiş ve tedavi edilmemiş. İlerleyen süreçte açığa çıktı ki beyin kanaması sırasında tedavisi yapılmadığı için kan beyin üzerinde kurumuş. Beyin üzerinde kuruyan kan şimdi de beyni yok ediyor. Durumunun ağırlaşması üzerine cezaevinde hastaneye götürülüyor ve filimler çekiliyor. Çekilen filimleri doktorlara gösterdiğimiz zaman, ‘bir an önce ameliyat yapılıp tedavi olmazsa yaşamını yitirir’ denildi. Şu an da tedavisi yapılmıyor. Özellikle hastaneye götürülme sırasında ağız içi arama dayatması yapılıyor. Yine hastanedeki sağlık personelinin ırkçı yaklaşımlarından dolayı şu an tedavisi durmuş durumda. Çünkü tedavi adı altında iradesini kırmaya yönelik uygulamalar dayatıyorlar” diye belirtti.
‘ABİMİN DURUMU KRİTİK’
Abisinin sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine Adli Tıp Kurumu’na (ATK) başvurduklarını dile getiren Arslan, “ATK’nin ‘tek başına cezaevinde kalamaz’ raporunun ardından diğer ağabeyim Mehmet Haşim’i onun yanına getirdiler. Şimdi ikisi aynı odada kalıyorlar. 10 gün önce görüşlerine gittiğimde ağabeyim Mehmet Haşim, Fevzi ağabeyimin durumunun çok kritik olduğunu söyledi. Vücudunun kitlendiğini, bilincini kaybettiğini söyledi. Böyle durumlarda cezaevinin onu hastaneye götürüp bir iğne yaptıktan sonra tekrar cezaevine getirdiğini söyledi” diyerek ağabeyinin durumunun kritik seviyede olduğunu anlattı.
‘ATK, ADALET BAKANLIĞI VE HÜKÜMÜT SORUMLU’
Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde yüzlerce hasta tutsak olduğuna dikkat çeken Arslan, “Cezaevlerinde yüzlerce hasta tutsak var. Ağabeyimde onlardan sadece biridir. Eğer bu hasta tutsaklar dışarda sağlıklı bir tedaviye erişemezse yaşamlarını yitirecekler. Daha yakın zamanda hasta bir tutsak cezaevinde yaşamını yitirdi. Cezaevlerinden tabutlar çıkıyor. ATK, tutsak hakkında, ‘cezaevinde kalabilir’ raporu veriyor, bir bakıyorsunuz birkaç gün sonra hayatını kaybediyor. ATK, Adalet Bakanlığı ve hükümet birlikteler. Bunun sorumlusu bunlardır” ifadelerini kullandı.
‘DEVLET ARTIK SOMUT ADIM ATSIN’
Barış ve Demokratik Toplum sürecini hatırlatan Arslan, “Şimdi barış için konuşuluyor. Kürt tarafı o kadar somut adım attı. Karşılığında AKP hükümeti ve ona bağlı bakanlıklara baktığımız zaman hiçbir adım atmadığını görüyoruz. Ne hasta tutsaklar tedavi ediliyor, ne de serbest bırakılıyor. Aksine bırakılmaları ya da tedavi edilmeleri bir yana bu hasta tutsaklar tek kişilik hücrelere konuluyor. Devlet eğer iyi niyetini göstermek istiyorsa, hasta tutsakların durumu hakkında adım atması gerekiyor. İyi niyet ve somut adım budur. Bu adımlar atılmadığı zaman sürece inanmıyorum” şeklinde konuştu. “Bugün bir barış konuşulacaksa cezaevlerinin boşaltılması gerekiyor” diyen Aslan, halkın artık somut adımların atılmasını beklediğini söyledi.
MA / Ömer Akın

















