Botan coğrafyası, Cudî, Gabar ve Besta gibi yüksek dağ kütleleri ile bu kütleleri derinlemesine yaran vadi sistemlerinden oluşuyor. Bu sarp yapı, bölgeye yerel iklim özelliği kazandırır. Dağların kuzey ve güney yamaçları arasındaki sıcaklık farkı, bölgede aynı anda yüksek dağ bitkilerinin hem de Akdeniz iklimine özgü türlerin bir arada yaşamasını sağlar. Bu coğrafi çeşitlilik, Botan’ı çevreleyen bozkırlardan ayıran en temel yaşam alanı özelliğidir. Sadece bu bölgeye özgü endemik olan bitki türlerinin yanı sıra, nesli tehlike altındaki çizgili sırtlan, dağ keçisi ve çeşitli yırtıcı kuşlar için bölgenin en güvenli sığınaklardan biridir.
Botan’da son 5 yıl içinde hız kazanan doğa tahribatı, bölge halkının tüm itirazlarına rağmen derinleşerek sürüyor. Şirnex’in Besta, Cudî ve Gabar dağlarında “güvenlik”, “maden” ve “petrol arama” adı altında yürütülen doğa talanı binlerce yıllık ekosistemi geri dönülmez biçimde yok ediyor. Son yıllarda aralıksız sürdürülen bu süreçte, asırlardır ayakta duran meşe ağaçları sistematik biçimde kesilirken, ormanlık alanlar geniş çaplı bir talana açıldı. Şirnex Barosu’nun yayımladığı son raporlara göre, 2018-2022 yılları arasında yüzde 8’lik bir ormanlık alan yok oldu. Yine Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü’nün 2022 yılındaki verilerine göre sadece 7 ayda kentteki ormanlık alanların yüzde 7’si yok oldu.
31 ORMANLIK ALAN ÇORAKLAŞTI
Özellikle Besta bölgesinde yürütülen çalışmalar, tahribatın boyutunu daha görünür hale getirdi. Besta’da bulunan; Girêsêvê, Baçûka, Çemê Mezin, Girêheliziyê, Şehrewan, Piştreşo, Keniya Rengîn, Çala Fileyan, Nizarê Kuştiyan, Keniya Kurta Dizan, Besta Warên Şeref, Kemaloga, Zirvî, Deşt Kîxê, Piha, Girê Gavan, Çala Tehla, Nizarê Elî Sorkê, Nala Kitkê, Qaranîs, Cinîwer, Kenîyamîr, Rîsor, Çemê Benê, Rêrêqut, Banga, Xaşîxan, Girêqirsîn, Bindarîn, Xargirê ve Belûzê bölgelerinde 5 yıldır sürdürülen ağaç kesimi nedeniyle bölgenin çoğunluğu hızla çoraklaşmaya doğru sürüklendi. Bu kesimlerin sadece ağaç varlığını değil, bölgenin bütün ekolojik dengesini tehdit ettiği vurgulandı.
BÖLGENİN EKOSİSTEMİ RİSK ALTINDA
Botan’da 5 yıllık doğa talanının görüntüleri de yıkımın nasıl adım adım ilerlediğini ortaya koyuyor. Dağ yamaçlarında açılan yeni yollar, ağır iş makineleriyle yapılan kazılar ve kesilen ağaçların kilometreler boyunca taşındığı sevkiyat hatları, tahribatın ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Bölgede yürütülen doğa talanı büyük ölçüde korucular eliyle gerçekleştirilirken süreç çoğu zaman denetimden uzak ilerledi. Yaşanan tahribat yalnızca ormanlarla sınırlı kalmıyor. Bölge de yaban hayatı, su kaynakları ve tarımsal dengeler de ciddi biçimde zarar görüyor. Ormanlık alanların yok edilmesiyle birlikte toprak erozyonu artarken, başta dağ keçileri olmak üzere birçok canlı türü yaşam alanlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ayrıca petrol ve maden arama faaliyetlerinin beraberinde getirdiği kimyasal atık ve toprak kirlenmesi riski de bölgedeki ekosistemi tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor.
KOÇERLİK YOK OLMA TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYA
Bölgede yüzyıllardır sürdürülen koçerlik de bu ekolojik yıkımdan doğrudan etkileniyor. Yayla ve otlak alanlarının daralması, su kaynaklarının azalması ve bitki örtüsünün tahrip edilmesi nedeniyle koçerler hayvanlarını beslemekte zorlanıyor. Bu durum, hem geçim kaynaklarının zayıflamasına hem de ciddi ekonomik kayıplara yol açıyor. Bölge de ki ekolojik tahribat hayvancılığın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.
YAĞIŞ REJİMİNDE DÜZENSİZLİK
Öte yandan bölge de orman varlığındaki azalmayla birlikte bölgenin mikro ikliminde de değişimler yaşandığını ortaya koyuyor. Ağaç örtüsünün kaybıyla birlikte hava sıcaklıklarının arttığı, yağış rejimlerinde düzensizliklerin ortaya çıktığı ve mevsimsel dengenin bozulduğu görülüyor. Bu durum, hem tarımsal üretimi hem de doğal yaşam döngülerini olumsuz etkiliyor.
SONDAJ KUYUSU 213’E ÇIKARTILIYOR
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Gabar’daki petrol faaliyetleri de hız kesmeden devam ediyor. Halihazırda bölgede yaklaşık 99 sondaj kuyusu aktif durumda bulunurken, yeni projeler kapsamında 114 ek kuyunun daha açılması hedefleniyor. Böylece sahada toplam kuyu sayısının 200’ün üzerine çıkarak yaklaşık 213’e ulaşacağı belirtiliyor. Bu genişleme planı, bölgedeki ekolojik baskının daha da artacağı yönündeki endişeleri güçlendiriyor.
BÖLGENİN EKOLOJİK GELECEĞİ
Mevcut tahribatın bu hızla sürmesi halinde Botan yalnızca doğal zenginliklerini değil, aynı zamanda iklimsel dengesini ve kültürel dokusunu da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak. Tüm itirazlara rağmen devam eden bu süreç, bölgenin geleceğine dair kaygıları her geçen gün daha da büyütüyor.
MA

















