Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri her geçen gün artıyor. Tutsaklar kötü muamele, tecrit, sağlık hakkı ihlalleri ve çıplak arama gibi birçok kötü muameleyle karşı karşıya kalıyor. Cezaevlerinde yaşanan ölümler ise çoğu zaman kayıtlara, “intihar” olarak geçiyor. Hak ihlallerinin yaşandığı cezaevlerinin başında S tipleri geliyor.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Wan Temsilciliği başvuru hekimi Hüseyin Yaviç, S Tipi cezaevlerinin kapatılmasını gerektiğini söyledi.
Yaşanan ölüm ve hak ihlallerine dikkat çeken Yaviç, “Türkiye’de cezaevlerinde muhalif kesimlerin ve farklı düşünen insanların cezalandırıldığı, özgürlüklerinden konulmanın dışında da en temel haklarından mahrum bırakıldığı alanlara dönüşmüş durumda. Türkiye’de uzun yıllardır yürütülen güvenlikçi politikalar günümüze bu şekilde ağır bir tabloyu ortaya koyuyor. 2002 yıllarında cezaevi tevkif evlerine varılan istatistiklere bakıldığında 60 binlerde olan tutuklu sayısı şu an 400 binleri geçmiş durumda” dedi.
‘MUHALİF KESİMLERE KARŞI BİR SÜREÇ İŞLİYOR’
S Tipi cezaevlerinin tutsaklar üzerindeki etkilerine değinen Yaviç, yaşanan tecride dikkat çekti. Yaviç, “Türkiye’de halen yeni cezaevleri yapılıyor. Yargı mekanizması iktidar tarafından cezalandırma politikası olarak kullanılıyor. Özellikle yoğun bir şekilde muhalif kesimlere dönük bir süreç işliyor. Cezaevlerinde doluluk oranı yüzde 135’lere vardı. Bu sayı kapasitenin çok üstündedir. Bunların beraberinde getirdikleri birçok sorun ve insan hakkı ihlalleri ortaya çıkıyor. Bu ‘güvenlikçi politika’ların terk edilmesi ve farklı infaz sistemlerin plana çıkması gerekiyor. Özellikle son dönemlerde ölümlerin yaşandığı Kuyu Tipi olarak adlandırılan S Tipi cezaevlerinin kapatılması gerekiyor. Bu cezaevlerindeki tutsaklar çok ciddi tecrit altında tutuluyor. Tutsakların birbirleriyle temasını kesen, dijital bir anlayışın hakim olduğu bir izolasyon sistemi mevcut” diye belirtti.
‘İNSANİ KOŞULLAR SAĞLANMALI’
Yaviç, söz konusu cezaevlerinde yaşanan ölümlere ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini kaydederek, “Cezaevlerinin mimari yapısı; insanların hava almasını engelleyebilecek, gökyüzünü göremeyeceği bir şekilde tasarlanmış. Burada uzun süreli tutulan insanlarda ‘ruhsal’ bir takım rahatsızlıkların da baş gösterdiği ve son dönemdeki ‘intihar’ vakaları olarak kamuoyuna yansıyan durumlarda da görüyoruz” dedi.
MA

















