Gazeteci Bilge Aksu hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla İstanbul Adliyesi 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması 16 Nisan’da görüldü. Kararını açıklayan mahkeme, Aksu’ya Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan kültür, sanat yazılarını gerekçe göstererek, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Konuya dair Aksu ve avukatı Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Emrah Baran, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
Aksu, kararı şaşırtıcı bulduğunu belirterek, “Her ne kadar 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin pratiklerine aşina olsak da kararı şaşkınlıkla karşıladığımızı belirtmem gerek. Duruşmalar boyunca, hatta öncesindeki savcılık sorgusunda dahi hep aynı şeyleri vurguladım. Ben bir kültür-sanat yazarıyım ve herhangi bir mecrada olsa ne kolluğun, ne savcının ne de hakimin ilgisini çekecek içerikler yazıyorum. Fakat işin içine belirli anahtar sözcükler girince başka hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Orhan Pamuk’un kitabını, Nuri Bilge’nin filmini herkes konuşabilir ama Kürt Hareketinin çevresindeyseniz konuşturmayız, tartıştırmayız deniyor böyle kararlarla. Her türlüsünü görüp duyduğumuz sansür mefhumunun yepyeni bir yorumu” ifadelerini kullandı.
12-13 YILLIK TWEETLERİMİ DOSYAYA EKLEYİP…’
Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mahkemenin gerekçeli kararını da bekliyoruz fakat şimdiye kadar edindiğimiz izlenimden şunu gördük; bu dava derme çatma biçimde, çeşitli uyumsuz parçaların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılmış. Hali hazırda benim kabul ettiğim yazılarımı bir tanık beyanında da duydukları için makul şüphe ürettiler. 8 aya yakın süre tutsak edebilmek için 12-13 yıllık tweetlerimi dosyaya ekleyip örgüt bağlantısı çıkarmaya çalıştılar.”
SÜREÇ VE DAVA
Yıllardır kadrolu bir memur olarak çalıştığını dile getiren Aksu, “Geçmişte sayısız ödül ve sertifikayı, birçok yarışmayı kazandığımız halde verildi bu karar. Devletin kurumlarından biri bana gözü kapalı güvenir ve üstüne ödüllendirirken, diğeri böyle bir yaklaşım sergiledi kısaca. Böyle çelişkileri evvelce hep duyardık, şimdi bizzat yaşamış olduk. Bir buçuk yıldır sürdürülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni başarıya ulaştıracak şey, bu kurumlardan ikincisinin sürdürdüğü tuhaf güvenlik politikaları değil, ilkinin takdir ettiği çok yönlü çalışmalardır” diye konuştu.
‘KARAR ÖZGÜR BASINI HEDEF ALAN POLİTİK TERCİHİN PARÇASIDIR’
Aksu’nun avukatı ÖHD üyesi Emrah Baran, Aksu’nun yazdığı kültür-sanat yazıları ve aldığı telif ücretlerinin gerekçe gösterilerek ceza verildiğini dile getirdi. Baran, şöyle konuştu: “Bu karar tek başına bir yargı kararı değildir. Bu karar, Türkiye’de özellikle özgür basında yazan ve üretenlere yönelik yaklaşımın bir yansımasıdır. Siyasi iktidar tarafından bir yandan demokratik siyaset söylemi gündeme getirilirken diğer yandan Kürt basınında yazı yazan bir edebiyatçı cezalandırılıyor. Kültür-sanat üretimi dahi suçlama konusu yapılabiliyor. Bu tablo, söylenenle yapılan arasındaki mesafeyi açıkça ortaya koyuyor. Burada yargılanan şey bir suç değil; bir mecra, bir dil ve bir ifade alanıdır. Yazının içeriğinden bağımsız şekilde, nerede yayımlandığı üzerinden kurulan bu yaklaşım, doğrudan basın özgürlüğüne müdahaledir. Ortaya çıkan sonuç çok açık: özgür basın mecralarında yazarsanız, ürettiğiniz şey edebiyat da olsa, kültür-sanat da olsa, bunun bir gün karşınıza suçlama olarak çıkma ihtimali vardır. Bu, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu karar yalnızca Aksu’ya verilmiş bir ceza değildir. Bu karar, ifade alanını daraltan ve özellikle özgür basını hedef alan politik bir tercihin parçasıdır. Biz bu yaklaşımı da bu kararı da kabul etmiyoruz. Hukuka aykırı bu karara karşı istinaf yoluna başvuracağız.”
MA / Ömer İbrahimoğlu
















