İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmede verdiği mesajı değerlendiren DEM Partili Sezai Temelli, “Müzakerenin demokratikleşmesi demek, kendisinin hukuki statüsünün netleşmesi ve buna bağlı olarak da sürecin ilerletilmesidi” diyerek mesajın iktidar, muhalefet ve Meclis tarafından dikkate alınarak adım atılması gerektiğini belirtti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 27 Mart tarihinde görüşme gerçekleştirdi. Görüşme tarihinden 3 gün sonra heyet, görüşmenin önemli noktalarına ilişkin yazılı açıklama yayınladı.
Yapılan açıklamaya göre, Abdullah Öcalan’ın gelinen aşamayı tarihi bir eşik olarak gördüğü ve çözüm, müzakere ve demokratik iradenin tarihsel sorumluluk boyutları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada sürece ilişkin kapsayıcı ve bütünlüklü yasal çerçeve vurgusunun yapıldığı, Kürt meselesinin demokratik çözümü kapsamında kurulan Meclis Komisyonu’nun tarihi bir görev üstlendiği, komisyon raporu sonrasında yürütülecek çalışmaların zamana yayılmamasının hayati önem taşıdığına dikkat çekildi.
İnşa edilecek özgürlük alanlarının sadece Kürt halkı için olmadığı vurgusunun öne çıktığı açıklamada, Abdullah Öcalan’ın “sürece ilişkin fikirlerimin doğru anlaşılması için uygun yöntemlerle tüm kamuoyuna ulaşmayı önemli görüyorum” dediği belirtildi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Abdullah Öcalan’ın sürecin başından beri önemli açıklamalar yaptığına ve bu açıklamanın da kritik bir aşamada gerçekleştiğine dikkat çekti. Temelli, “Önemli gündemlerden bir tanesi şu anda Ortadoğu’da süren savaş ve Ortadoğu’daki gelişmelerdir. Sayın Öcalan’ın bu konuya yaklaşımı önemli. Özellikle Suriye, Irak ve İran’la başlayan ve bütün coğrafyayı kapsayan değerlendirmeleri her zaman önemli olmuştur” dedi.
‘İRAN SURİYE’DE YAŞANANLARIN FARKLI BİR BOYUTUDUR’
Geçtiğimiz aylarda Suriye’de yaşanan gelişmelerin farklı bir boyutunun İran’da yaşandığına işaret eden Temelli, “Sayın Öcalan, bu konuda da yine çok önemli uyarıcı açıklamaları söz konusudur. Bir kere buradan şunu artık herkesin anlaması gerekiyor. Bugün Türkiye ve bölgeye bakarken artık geçmiş anlayışıyla değil, daha bütünlüklü bir siyasi anlayışla Anadolu ve Mezopotamya’nın bütünlüklü karakterini, sosyolojisini, psikolojisini ve coğrafi kodlarını doğru anlayıp bir yerden yaklaşmak gerektiğini görüyoruz. Sayın Öcalan uzun yıllardır bütün yazılarında, bütün açıklamalarında bu bütünlüğün altını çizerek dile getirmiştir. Bunu bir kez daha dile getirdi. Dolayısıyla bu süreçte Türkiye, İran’dan Suriye’ye bütün Mezopotamya’yı ve Anadolu’yu dikkate alan bir yerden yaklaşmak zorundadır ve bunun merkezinde de kuşkusuz Kürt meselesinin demokratik çözümü yatmaktadır” diye belirtti.
‘MÜZAKERELERİN DEMOKRATİKLEŞMESİ GEREKİR’
Mesajın bir diğer boyutunun ise Cumhuriyetin demokratikleşmesi olduğunu ve demokratikleşmenin kritik önemde olduğunu söyleyen Temelli, “Demokratik Cumhuriyet dediğimiz mesele; aslında hem Türkiye açısından, hem de bölge açısından belirleyici rol oynamaktadır. Bunu sağlamanın yolu ise Kürt meselesinin demokratik çözümü, barışın kalıcılaşması ve demokratik dönüşümlerin dört parça Kürdistan’ı dikkate alarak hayata geçirilmesinden geçiyor. Bunların sağlanabilmesi için de özellikle Türkiye’de müzakerelerin demokratikleşmesi gerekir” dedi.
‘ARTIK GECİKMEYE KİMSENİN TAHAMMÜLÜ YOKTUR’
Abdullah Öcalan’ın hem tarihi olarak hem de gelecek açısından baş müzakereci ve esas aktör olduğunu belirten Temelli, “Çünkü Sayın Öcalan, meseleyi tanımlamış olan, bu meselenin çözümü için mücadelenin örgütlenmesini sağlamış olan ve bugün de Üçüncü Yol anlayışıyla çözümü üretmiş olan bir konumdadır. Dolayısıyla müzakerenin demokratikleşmesi demek, kendisinin hukuki statüsünün netleşmesi ve buna bağlı olarak da sürecin ilerletilmesidir. Mesajın bir diğer boyutu da bu anlamda, iktidarıyla, muhalefetiyle, Meclis’iyle yasalar konusunda bütün bu gelişmeler dikkate alınarak gereken yasaların hayata geçirilmesi, adımların atılmasıdır. Bu konuda artık gecikmeye kimsenin tahammülü yoktur. Bunu söylerken siyaset içinden değil, tam tersine tüm toplumun, tüm halkların, tüm yaşayanların, herkesin beklentileri açısından bunu dile getiriyoruz. Artık herkes barışın kalıcılaşmasını, çözümün gerçekleşmesini ve Kürt meselesinin demokratik çözümü için hukuk kapısının artık sonuna kadar açılmasını bekliyor. Gerekli yasalar, ayrımcılığı içinde barındırmadan, bugüne kadar yapılmış yasaların hatalarına düşmeden, yeni bir anlayışla düzenlenmelidir. Artık “suç, ceza, terör” gibi kavramlara sıkışmayan, müzakere aklının öngörüleriyle hareket eden bir sürece ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.
MA

















