Künye   Hakkımızda
29 Mart 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Durmuş: OECD’den İran Savaşının Etkileri Konusunda Emekçilere Kötü Haber

İktisatçı Mustafa Durmuş’un değerlendirmesine göre, ABD/İsrail-İran savaşı küresel ekonomide büyümeyi yavaşlatırken enflasyonu artıracak, bu süreçten en çok emekçi kesimler etkilenecek.

28 Mart 2026
Durmuş: OECD’den İran Savaşının Etkileri Konusunda Emekçilere Kötü Haber
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

İktisatçı Mustafa Durmuş, yazısında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Savaşın yalnızca insani kayıplara yol açmadığını vurgulayan Durmuş, aynı zamanda ekonomik, ekolojik ve toplumsal yıkımları da derinleştirdiğine dikkat çekti.

Durmuş’a göre, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanma riski enerji, petrol ve gübre gibi kritik girdilerde arz daralmasına yol açarak küresel ölçekte bir enerji krizini tetikliyor. Bu durum, petrol ve doğal gaz fiyatlarının hızla yükselmesine neden olurken, buna bağlı olarak enflasyonun da artması kaçınılmaz hale geliyor. Üretim ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıkların ise ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı ve işsizliği artıracağı belirtiliyor.

Yazının tamamı şu şekilde:

OECD’den İran Savaşının Etkileri Konusunda Emekçilere Kötü Haber

ABD ve İsrail’in İsrail’e karşı başlattığı haksız ve uluslararası hukuka aykırı savaş bir ayını doldurmak üzere. Savaşın nasıl ya da ne zaman sona ereceği ise tam bir muamma.

Ancak net olan bir şey var: Her savaşta olduğu gibi, sadece insanlar, çocuklar, diğer canlılar ölmüyor; aynı zamanda savaş, ekonomik ve ekolojik yıkıma ve göçlere ve sosyal felaketlere de yol açıyor.

Bu ekonomik ve sosyal yıkıma neden olan faktörlerin başında kuşkusuz; Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ortaya çıkan ciddi bir enerji (petrol, LNG) ve gübre gibi hammadde arzı daralması geliyor.

Enerji krizi

Bu durumun petrol ve doğal gaz fiyatlarını füze hızıyla artırmasıyla doğan küresel bir enerji krizi ve bunun neden olduğu enflasyon artışı (özellikle de gıda enflasyonu) söz konusu.

Petrol, hammadde ve girdi ve mamul mal tedarik zorluğunun üretim ve tüketimde neden olduğu daralmalar yüzünden, ekonomilerin büyüme hızının giderek yavaşlaması, hatta ekonomilerin küçülmesi ve paralelinde işsizliğin patlaması kaçınılmaz olacak.

Kuşkusuz, bunların sonucunda, emekçi halkların yoksulluğu artacak. Ancak, başta petrol üreticisi büyük tekeller ve dünyadaki küçük bir imtiyazlı azınlık (petrol üreticileri, silah tüccarları ve spekülatif finansal yatırımların sahipleri) servetlerini katlayacaklar.

Ekonomik büyüme (sermaye birikimi) yavaşlayacak

OECD, bu hafta yayınlanan son ekonomik görünüm raporunda (1), tam olarak bu sözcüklerle ifade etmese de gidişatı mealen böyle anlatıyor. Bu yüzden de Örgüt bu savaş nedeniyle, bu yıl ve gelecek yıl başta büyük ekonomiler olmak üzere, ulusal ekonomilerin büyüme tahminlerini düşürdü.

Rapora göre, (ABD hariç) tüm G7 ekonomileri, bu yıl daha önce tahmin edilenden daha yavaş büyüyecek; en büyük düşüş ise yüzde 1,2’den yüzde 0,7’ye gerileyecek olan İngiltere’de görülecek.  OECD’ye göre, ABD ekonomisi petrol ve gaz ihracatındaki artışlar ve yapay zekâ yatırımları sayesinde tahmin edilenden daha hızlı büyüyebilecek. (Ancak finansal istikrar, enflasyon ve kamu borcu açısından durumun kötüleşmesi bekleniyor).

Enflasyon yükselecek

Enerji fiyatlarındaki artışın ve tedarik zincirindeki aksaklıkların, Brezilya, Meksika, Türkiye, İngiltere ve ABD dahil olmak üzere bazı büyük ekonomilerde enflasyonun hedef seviyenin üzerinde seyrettiği bir dönemde ortaya çıkmış olması, enerji fiyatlarındaki ani yükselişin ardından orta vadeli enflasyon beklentileri de artırdı.

Öyle ki OECD, G20’nin önde gelen ekonomilerindeki enflasyon tahminini önceki yüzde 2,8’den yüzde 4’e yükseltti. Arjantin’in, yüzde 31 ile en yüksek enflasyon oranına, Türkiye’nin yüzde 26,7 ile ikinci en yüksek orana; Çin’in ise yüzde 1,3 ile en düşük enflasyon oranına sahip olması bekleniyor.  ABD’de enflasyon oranı, şu anki yüzde 2,9’dan yüzde 4,2’ye sıçrayacak.

Savaşın kapsamı ve süresi büyük ölçüde belirsiz olmakla birlikte, enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalacak olması, üretim ve işletme maliyetlerini önemli ölçüde artıracak ve tüketici fiyat enflasyonunu yükseltecek. Bu durum ekonomik büyüme ve sermaye birikimi üzerinde olumsuz etkiler yaratacaktır.

Kısaca, savaş önümüzdeki çeyrekte de (Nisan-Mayıs-Haziran) devam ederse, büyüme tahminlerinin daha da aşağıya, buna karşılık enflasyon tahminlerinin yukarıya çekilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Rapora göre, enflasyon artıp, ekonomik büyüme yavaşlarken, devasa yapay zekâ yatırımlarından beklenenden daha düşük getiri elde edilmesi, finansal piyasalarda daha kapsamlı bir yeniden fiyatlandırma sürecini tetikleyerek talebi zayıflatabilir ve finansal istikrar risklerini artırabilir.

Finansal sıkılaştırma gündemde

Bu beklentiler yüzünden küresel finansal piyasalardaki dalgalanma (özellikle bazı Asya ekonomilerinde) arttı ve finansal koşullar sıkılaştı. Savaşın sürmesi halinde finansal sıkılaşma (faiz oranlarının yükseltilmesi ve likiditenin zorlaştırılması gibi) sadece bu ülkelerle sınırlı kalmayacak ve hem gelişmiş hem de azgelişmiş piyasa ekonomilerine de sıçrayacaktır.

Askeri harcamalar artacak

Kısa bir süre önce Trump’ın NATO’ya yaptığı telkinlerle, üye ülkeler 2030 yılına kadar askeri harcamalarını milli gelirlerinin yüzde 5’ine kadar artırma kararı almıştı. ABD/İsrail-İran savaşı ise bu harcamaların hızlanmasına neden oluyor. Bu da bir yandan kaynakların üretken sektörlerden çekilip savaşa ayrılması ve bunun mevcut yoksulluk ve açlığı daha da artırmasıyla, diğer yandan da enflasyonun daha da artmasıyla sonuçlanacaktır.

Türkiye ekonomisinin büyüme hızı yavaşlayacak, enflasyon tekrar tırmanışa geçecek

Türkiye, ekonomisi özellikle de 1950’li yıllardan bu yana ithalata bağımlı bir ülke. 1980’de uygulanmaya başlanan neo-liberal sermaye birikim stratejisi ve 2003’ten bu yana izlenen yabancı kaynağa ve ithalata bağımlı neo-liberal büyüme stratejisi, bu yapısal sorunu daha da derinleştirdi.

Gelinen nokta itibarıyla, Türkiye ekonomisi seçili ülkeler arasında petrol ve doğal gaz ithalatına en bağımlı 4’üncü ve gübre ithalatına en bağımlı 6’ncı ekonomi konumunda.

Bu yüzden de Türkiye, savaş nedeniyle orya çıkan petrol, doğal gaz ve gübre ithalatı darboğazlarından ciddi olarak etkilenecek ülkelerin başında geliyor: ekonomik büyümesi yavaşlarken, enflasyon ve işsizlik daha da artacaktır.

 

Ayrıca, Türkiye, Elektrik, doğal gaz ve diğer enerji kullanımının hane halklarının tüketimleri içindeki payının yüksekliği açısından, 3’üncü sırada yer alıyor. Bu pay en yoksul hanelerde, diğerlerinin iki katına çıkıyor. Bu da savaşın neden olduğu yaşam maliyeti artışlarından (sınıfsal olarak) en çok en yoksul emekçilerin etkileneceğini gösteriyor.

Bütün bu gerçekler ortada iken, siyasal iktidarın “iyi ki bugünlerde ülkeyi biz yönetiyoruz” biçimindeki açıklamasının hamasetten başka anlamı yok. Bu açıklamayı yapanlar, örneğin Suriye’nin bugünkü durumuna gelmesinde ve ABD ve İsrail’in bölgedeki kalıcılığında, mevcut iktidarın rolünü unutmuş gibi görünüyor.

Sonuç olarak

Türkiye’deki enflasyon, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunların, savaşlarla birlikte ortaya çıkan sorunlar olmaktan ziyade, kapitalist sistemin ürünleri ve siyasal iktidarların izlemekte olduğu emek karşıtı ve sermaye yanlısı ekonomi politikalarının sonuçları olduğu bir gerçek.

Ancak, Orta Doğu’da sürmekte olan savaş bu sorunları daha da derinleştiriyor.  Bu yüzden de kapitalizme ve otoriter bir rejime karşı çıkmak kadar, emperyalizme ve emperyalist savaşlara da karşı çıkmak gerekiyor.

Başta sendikalar olmak üzere, işçi sınıfının örgütleri, emek, demokrasi ve barıştan yana siyasal partiler ve hareketler, diğer toplumsal hareketler ve çevre ve kadın örgütleri, bu gelişmelerin farkında olarak örgütlülüğü ve eylemliliği daha da artırmak zorunda.

Nitekim, sermaye sınıfı ve işveren örgütleri, savaşı bahane ederek işçi çıkarmaya ve toplu iş sözleşmelerinde çok daha katı bir tutum takınmaya başladılar bile.

Yıllardır yasal grevleri dahi yasaklayan veya erteleyen siyasal iktidarsa daha da sertleşiyor. Hatta Millî Eğitim Bakanlığı, grevci öğretmenlerin yerine Bakanlığa bağlı öğretmeleri görevlendirerek Tez-Koop-İş Sendikası önderliğinde iki aya yakın bir süredir devam eden İtalyan Lisesi Öğretmenlerinin haklı grevini kırmaya çalışıyor.

Önümüzdeki süreçte sermaye sınıfı ve iktidarın bu tutum sürecek ve siyasal iktidar asgari ücret zammı gibi zamları en düşükte tutmaya devam ederken, izleyeceği emek karşıtı harcama ve vergi politikalarıyla faturayı emekçilere ödetmeye devam edecektir.

Kısaca, savaşın daha da kötüleştirdiği ekonomik zorluklarla birlikte, sınıf mücadelesi de keskinleşecektir. Bu yüzden de işçi sınıfı ve tüm emek örgütleri tüm mücadele araçlarıyla, bu mücadele için hazır olmalıdır.

Anahtar sözcükler: ABD/İsrail-İran Savaşı, Ekonomik büyüme, Enerji krizi, Enflasyon, OECD, Sınıf mücadelesi.

Dip notlar:

(1) https://www.oecd.org/en/publications/oecd-economic-outlook-interim-report-march-2026 (26 Mart 2026).

İlgili Haberler

Ebdî, Barzani’nin konutuna saldırıyı kınadı
Gündem

Ebdî, Barzani’nin konutuna saldırıyı kınadı

28 Mart 2026
Tülay Hatimoğulları: Sürecin başarısı muhalefetin desteğiyle mümkün
Gündem

Tülay Hatimoğulları: Sürecin başarısı muhalefetin desteğiyle mümkün

28 Mart 2026
Avrupa Kürt İşverenler Birliği kongresi düzenlendi
Gündem

Avrupa Kürt İşverenler Birliği kongresi düzenlendi

28 Mart 2026
‘Bir Varmış Çok Yokmuş’ resim sergisi açıldı
Gündem

‘Bir Varmış Çok Yokmuş’ resim sergisi açıldı

28 Mart 2026
Rize’de iktidarın çay politikaları protesto edildi
Gündem

Rize’de iktidarın çay politikaları protesto edildi

28 Mart 2026
Dicle Nehri’ne ham petrol karıştı
Gündem

Dicle Nehri’ne ham petrol karıştı

28 Mart 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Emperyalist Saldırganlığa Karşı İhtiyaç Topyekün Direniş
Politika'dan Yorum

Emperyalist Saldırganlığa Karşı İhtiyaç Topyekün Direniş

Politika Haber
6 Mart 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

Ebdî, Barzani’nin konutuna saldırıyı kınadı

Ebdî, Barzani’nin konutuna saldırıyı kınadı

28 Mart 2026
Tülay Hatimoğulları: Sürecin başarısı muhalefetin desteğiyle mümkün

Tülay Hatimoğulları: Sürecin başarısı muhalefetin desteğiyle mümkün

28 Mart 2026
Avrupa Kürt İşverenler Birliği kongresi düzenlendi

Avrupa Kürt İşverenler Birliği kongresi düzenlendi

28 Mart 2026
‘Bir Varmış Çok Yokmuş’ resim sergisi açıldı

‘Bir Varmış Çok Yokmuş’ resim sergisi açıldı

28 Mart 2026
Rize’de iktidarın çay politikaları protesto edildi

Rize’de iktidarın çay politikaları protesto edildi

28 Mart 2026
Dicle Nehri’ne ham petrol karıştı

Dicle Nehri’ne ham petrol karıştı

28 Mart 2026
ABD-İsrail, İran’da nükleer santral çevresini hedef aldı

ABD-İsrail, İran’da nükleer santral çevresini hedef aldı

28 Mart 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!