Kadınlar, sayılı günler kalan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için hazırlıklarını sürdürüyor. Bir yandan 8 Mart’ta gerçekleştirilecek eylemler için çalışma yürüten kadındanlar diğer yandan da katılım çağrılarını sürdürüyor.
Boğaziçi Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği okuyan Özgür Genç Kadın (ÖGK) üyesi Aslı Demir (22), 5 aydır ÖGK’de örgütlü olduğunu belirterek, ekledi: “Türkiye’de kadın olmak ve yaşamın her alanında yoksulluğa itilmek, eziliyor olmak örgütlülüğe ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Örgütlenme hikayem son dönemde bir çok genç kadın gibi 19 Mart sürecindeki mücadeleyle başladı. Üniversite içinde öğrencilerin öz örgütlülüğü olması için taleplerimizi dile getirmeye devam ederken, aynı zamanda da örgütlendim. Sokaklarda her gün güvensizliğe ve tehlikeye itiliyoruz. Kadın katliamlarının kaynağı erkek egemen devletin politikalarıdır. İş hayatında da kadınların giyim ve davranışları işverenler tarafından inceleniyor ve kadınları kendi istedikleri kalıplara sokmaya çalışıyorlar. Cinsel tacizi önleme mekanizmalarının etkisiz bırakılması var olan adaletsizliğin bir parçası. Adalet arayan kadınların karşılaştığı sorunlarla benzer sorunları çok geç yaşta karşılaşıyoruz. Buna dair de bir mücadele hattının örülmesi gerektiğini düşünüyorum.”
‘BASKI POLİTİKALARININ ALTINDA ERKEK ŞİDDETİ VAR’
Kadınların bir arada örgütlü olduklarında güçlü olduklarını söyleyen Aslı Demir, “Örgütsüz bir kadın sistemin yalnızlığıyla yüz yüze kalıyor. Kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri için hep birlikte adalet arayışı sürdürülüyor. Bu mücadele büyük ses getiriyor aynı Şule Çet’in şüpheli ölümünün aydınlatılması gibi. Bu topraklarda bir araya gelip söz üreten kadınlar büyük saldırılarla karşı karşıya kalıyor. Bunu, daha geçtiğimiz günlerde Rojava Kadın Devrimi’nin ışığının söndürülmek istendiğinde gördük. Kobanê kuşatması hala devam ediyor. Kadınların bedenleri ve düşüncelerine yönelik saldırılar var. Kadınlar bir araya geldiğinde gerçeklerin üzerindeki perde aralanıyor. Bu perde kalktığında ise şiddet ve baskı politikalarının altında derin bir erkek şiddetinin yattığı görülüyor ”dedi.
‘İSYANIN IŞIĞINI HEP BİRLİKTE YAKACAĞIZ’
Dünyanın neresinde olursa olsun kadınların örgütlenmesi gerektiğinin altını çizen Aslı Demir, şu çağrıda bulundu: “Dünyanın birçok yerinde kadınlar ayrımcılığa maruz kalıyor. Buna karşı birlikte birlikte mücadelenin kurulması gerektiğini düşünüyorum. Özgür Genç Kadın olarak bu yıl 8 Mart’a ‘İsyanı yükselt bir ışık yak’ şiarıyla sokaktayız. Erkek egemen savaş politikalarına karşı Rojava Kadın Devriminin ışığının söndürülmesine karşı şüpheli kadın ölümlerinin karanlıkta bırakmaya çalışanlara karşı isyanı yükseltiyoruz ve bir ışık yakıyoruz. 8 Mart’ta da sokakları doldurmaya isyanın ışığını hep birlikte yakmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz herkesi.”
‘ÖRGÜTSÜZLÜK YALNIZLIK DEMEK’
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadıköy İlçe Örgütü’nün yönetiminde yer alan ve 25 yıldır aşçılık yaparak geçimini sağlayan Ayten Çorlu (43), “Kendimi bildim bile çalışıyorum. Daha küçük yaşlarda kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik dikkatimi çekmişti. Benim doğduğum evde bayramlarda, büyük aile toplantılarında erkelerin oturup kadınların hizmet etmesi, iftar da ilk erkeklerin orucunu açması çok garibime gidiyordu. Bunu kabullenemiyordum ama karşı bir örgütlü bir duruşun nasıl sergileyeceğinin de bilincinde değildim. Daha sonra sosyalist yaşamla tanışıp feminist kadınlarla birlikte olunca anladım ve bu duruma ses çıkardım. Ailemin eğitimimle ilgili bir önerisi olmadı. 20’li yaşlarda evlenirim, eşim ve çocuğumla onların güdümünde bir hayat geçirim diye düşündüler. Ama böyle olmadı ve bu nedenle ailemle çok çatıştık. Mevcut ailede erkeğe baktığımızda erkeğin tuzu kuru. Çalıştığı ve ekonomik olarak evi kalkındırdığı için geriye kalan tüm sorumluluklardan azade gibi davranıp sadece böbürleniyorlar. Kadının istek ve düşüncelerini önemsemeyerek onu bir nesne haline getiriyorlar evin içinde. Kadın ve çocuk yalnızlaşmış oluyor” diye belirtti. Babasıyla bazı siyasi etkinliklere katılarak örgütlendiğini söyleyen Ayten Çorlu, şu an DEM Parti Kadıköy İlçe Örgütü’nün yönetiminde yer aldığını aktardı. Ayten Çorlu, “Babamla birlikte gittiğim bazı yerlerde devrimcilerle tanıştım. Bu tanışma yaşamımda çok önemli bir hat açtı. Devrimcilerden yaşama dair çok şey öğrendim. Fikir, yaşam ve kadın bilinci anlamında dünyada ki bütün sınıfsal dengeleri öğrenmek ve fark etmek açısından çok şey kattılar bana. Kolektif yaşam iradesinin kazanımlarını çok daha net görmemi sağladılar. 20 yıldır yaşamın her alanında örgütlü mücadeleyi sürdürmek için elimden geleni yapıyorum. 12 yaşında bir kızım var. Onunla bir insan büyütmenin hem zorluğu hem de muhteşemliğini yaşıyorum. 20 yıllık örgütlü sürecimde edindiğim birikimi kızımla paylaşmaya büyük bir özen gösteriyorum. Örgütsüz olmak çok zor. Bu zorlukların hepsini gördüm aşmaya çalıştım ve çok zorlandım. Çünkü örgütsüzken yapayalnız hissetim. Duygu dünyamı bile açığa çıkaramazdım. Kendimi ifade edemezdim. Bu anlamda kadınların bir arada olması çok önemli” ifadelerini kullandı.
‘KADIN MÜCADELESİYLE DEĞİŞİEN ÇOK ŞEY VAR’
Kadınların tek başına çözemediği sorunları örgütlülükle aşabildiğini söyleyen Ayten Çorlu, şöyle devam etti: “Bu hayatta hiçbir şey bireysel değil, her şeyin toplumsal olduğunu düşünüyorum. Kadınlar olarak yükümüz çok ağır. Ekonomik, sosyal, psikolojik birçok sorun varken, bir arada kalabilmek çok önemli. Çocuğumun başına gelebilecek bir sorunda adalet arayabileceğim güvenli bir alan yok. Sadece güvendiği insanlarla çözüm üretebilirim. Doğanın ve yaşamın dengesini sahiplenen örgütleyen kadınlardır. Sistem ve iktidar bu yüzden kadınlardan kokuyor. Çünkü biz kadınlar yan yana geldiğimizde gerçekten hayat değişebiliyor. Tarihte kadın mücadelesiyle değişen çok şey var. 8 Mart yaklaşıyor alanlarda buluşmak çok önemli ve heyecan verici. Migros depo işçileri direnişlerinde kadınların en ön saflarda direnmesi de kadın mücadelesinin son dönemlerdeki güçlü örneğiydi. Dünyanın başka bir bölgesinden bir kadının yüzüne bakarken hepimiz gibi sistematik olarak sömürüldüğünü görebiliyoruz. Tüm dünyadaki kadınlarla sözümüzü söylemekte ısrarcı olacağız. 8 Mart’ta Taksim Tünel’deyiz. Bu Taksim Meydanı’na coşkuyla geleceğiz. Tüm kadınlarla 8 Mart günü Taksim Tünel’de buluşmaya çağırıyorum.”
MA

















