HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli grupların, Halep’in Kürt mahalleleri Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırılarının Rojava’ya yönelmesiyle 23 gün süren çatışmalar, dünya genelinde büyük bir sessizlikle karşılandı. Saldırılar karşısında özsavunma için seferberlik ilan eden Rojava yönetimi, direnişle bu saldırıları boşa düşürdü. Yaşanan çatışmaların ardından Rojava yönetimi, 30 Ocak’ta Şam Geçici Yönetimi ile anlaşmaya vardı.
Dünyanın birçok yerinde komün hareketlerinde yer alan ve bu konuda belgesel çalışmaları yapan yazar ve belgeselci Metin Yeğin, Rojava modeli ve bu modele dönük saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘TEPKİLER İNSANİ NEDENLERLE SINIRLI KALDI’
Rojava’da kurulan komünal yapının dışarıya yeterince yansıtılmadığını söyleyen Yeğin, bu durumun saldırılara karşı oluşan tepkilerin politik bir statüden ziyade, yalnızca insani ve vicdani nedenlerle sınırlı kalmasına yol açtığını belirtti. Yeğin, “Komünal yapının öne çıkartılması başka türlü bir halk diplomasisini tetiklerdi. Eğer bu yeterince yapılmış olsaydı, bugün orada neyin tehlike altında olduğu dünya tarafından çok daha açık bilinirdi. Halk diplomasisi, halkların bu modeli benimsemesidir. Rojava’nın etkisi, gerçekte olduğundan çok daha az dışarıya aktarıldı” dedi.
‘ROJAVA’DA BAŞKA BİR AHLAK VAR’
Dünyanın faşizme sürüklendiği bir süreçte Rojava’da savunulan alternatif yaşamın daha fazla vurgulanması gerektiğini ifade eden Yeğin, şunları söyledi: “Bugün burjuvazinin o felaket ahlakına ve her geçen gün dehşetle izlediğimiz çürümeye karşı, Rojava’da başka türlü bir etik, başka türlü bir ahlak var. Bu kopuş sadece ‘geri kalmış’ olarak tanımlanan Ortadoğu’dan bir kopuş değil, ABD’den Hollanda’ya kadar uzanan o dehşetli ahlaki yok oluşa karşı bir kopuş.”
‘ETİK POLİTİK BİR KOPUŞ’
Hakim kapitalist modernitenin dünyayı korkunç bir yer haline getirdiğini ve kadınlara yönelik şiddetin zirve yaptığını belirten Yeğin, “Jin, jiyan, azadî” sloganının dünya geneline yayılmasının tesadüf olmadığını vurguladı. Yeğin, “Bir yanda kadının özne olarak imha edilmesine yönelik bir saldırı, diğer yanda Rojava’nın buna karşı geliştirdiği alternatif var. Rojava’da özellikle kadının kendisini özne olarak ele almasını ve bunu toplumsal cinsiyeti hesaba katarak sürdürmesini çok önemsiyorum. Bu bir reform değil, etik ve politik bir kopuştur. Bu yüzden Rojava, dünyanın sıfır noktası haline dönüştü” ifadelerini kullandı.
‘KENDİLERİNİ YENMİŞ GİBİ GÖRÜNENLERİN DÜŞÜNCELERİNİ DEĞİŞTİRECEK’
Rojava yönetimi ile Suriye Geçici Hükümeti arasında varılan anlaşmanın bir yenilgi olmadığını ifade eden Yeğin, şöyle konuştu: “Bu durum İspanya Devrimi gibi bir etki yaratacak. Sahada yenilebilirsiniz ama sizi yenenler sizin düşüncelerinizi benimsemek zorunda kalırlar. IŞİD ya da HTŞ’nin bunu benimseyeceğini söylemiyorum, ancak bölgedeki ve dünyadaki halklar bu düşünsel durumu benimser. Tarihte bunun birçok örneği var. Rojava’daki yaşam ütopyası, bugün kendilerini yenmiş gibi görenlerin kitlesel tabanındaki düşünceleri bile değiştirecek. Bu durum Lübnan’dan Afganistan’a, oradan Türkiye’ye kadar dünyanın birçok yeri için geçerli.”
‘FARKLI BİR DÜNYAYI SAVUNMAK SUÇ DEĞİL’
Rojava’ya yönelik uluslararası saldırı ile Toplumsal Sözleşme’nin hedef aldığını belirten Yeğin, “Biz neden bugün Rojava düşüncelerini tartışıyoruz? Çünkü etkisi her yere yayılıyor. Şu an yaşadığımız dünya bir distopya. İnsanların geçinemediği, ‘demokratik seçimlerle’ iş başına gelenlerin karanlık suçlarının ortaya çıktığı bu dehşet ortamında, farklı bir dünyayı savunmanın ‘suç’ sayılması çok garip. Asıl garip olan sizin kurduğunuz bu düzendir” dedi.
‘HİÇBİR ŞEY YAPAMAZSAN BİLE DEVLET GİBİ DÜŞÜNME’
Rojava Toplumsal Sözleşmesi pratiğe geçirilmediği sürece halklar lehine bir dönüşümün zor olduğunu ifade eden Yeğin, “Eğer işçiysek, emekçiysek Rojava’daki toplumsal sözleşmenin koşullarına bakalım. Kiminle dayanışabilirsin, nerede kendini daha iyi hissedebilirsin? Buna göre tavır al. Hiçbir şey yapamazsan bile devlet gibi düşünme. Devlet dediğimiz olgu sadece tank ve tüfek değil, rıza üzerine kurulu devasa bir ideolojidir. O rızadan vazgeçerseniz bir şeyler değişecek. Bugün hangi kapitalist ülkeyi savunabilirsiniz? Altını kazıdığınızda en dehşet verici şeyler çıkıyor. Rojava’nın eksiği şudur. Yaptığı şeyi az yapmıştır, daha çok yapması gerekirdi. Eğer bir ‘suç’ işlediyse, o suçu az işlediği için kabahatlidir” diye konuştu.
‘BAŞKA TÜRLÜ BİR YAŞAM ORTAYA ÇIKACAK’
Kolektif ve komünal yapılar inşa ederek Rojava düşüncesinin dünyaya yayılabileceğini belirten Yeğin, şöyle devam etti: “Günlük faşizmi ve erkek egemen hegemonyayı parçalamadığımız sürece, yaşananlar televizyondan izlenen dramatik bir seriden öteye geçmez. Berlin Duvarı yıkıldığında ‘bir daha duvarlar kurulmayacak’ denmişti ama o duvar virüsü tüm dünyaya yayıldı. Rojava’da ise bunun tam tersi olacak. Rojava’nın düşüncesi zerre zerre dünyaya yayılacak ve başka türlü bir yaşamın nüveleri ortaya çıkacak. Dün bir Rojava vardı ve eğer üzerine gidiliyorsa, biz bu sistemi sarsan düşünceyi günlük hayatımızda yaşama geçirmeliyiz. Aksi takdirde bu distopyadan kurtuluşumuz yok.”
Sema Bingöl / MA

















