Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komployu protesto etmek için 1999’da bedenini ateşe veren Taylan Özgür Kahraman’ın annesi Şengê Kahraman, “Komploya karşı Önderliğimize sahip çıkma zamanı” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a karşı 9 Ekim 1998’de devreye konulan ve 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilmesiyle sonuçlanan uluslararası bir komplo 27’nci yılını geride bıraktı. Komplonun ardından başlatılan “Güneşimizi karartamazsınız” eylemleri, komplonun boşa çıkarılmasında önemli bir yer aldı. Komploya karşı “Güneşimizi karartamazsınız” eylemlerinde bedeni 21 Aralık 1998’de Almanya’da bedenini ateşe verenlerden biri de Taylan Özgür Kahraman’dı. Oğlu Taylan Özgür Kahramanı, komplo sırasında yitiren diğer oğlu, Sinan Cemgil Kahraman’ı 14 Eylül 1998’de bir çatışmada kaybeden anne Şengê Kahraman, “Önderlik esir düştüğünde kendime ‘Eninde sonunda önderlik bu barışı sağlayacak ve herkes onun ayağına gelecek’ demiştim. Düşman yıllarca türlü türlü politikalar, katliamlar ve oyunlar oynadı ama geldikleri yer Önderliğin yanı oldu” dedi.
Şubat’ın 15’ini hem “tarihi” hem de “kara bir gün” olarak niteleyen Şengê Kahraman, “Önderlik ilk tutuklandığında fotoğraf ve görüntülerini televizyonda görmüştüm. Benim için çok büyük bir üzüntüydü. Komplo gerçekleşmeden kısa bir süre önce ben Şam’da Önderliğin yanındaydım. Sonrasında Önderlik Şam’dan ayrıldı ve tutuklandı. 15 Şubat süreci hepimiz için zordu ve çok şaşkındık. Bazı anneler komployu protesto etmek için kendilerini balkondan aşağıya attılar. Çünkü tahammül edemediler. 15 Şubat uluslararası komplo gerçekleştiğinde 2 oğlum da şehit düşmüştü. Daha onların acısı dinmeden Önderlik tutsak edildi. Benim için acıların en büyüğü yaşanmıştı. Ben hiçbir zaman ne idam ne de Önderliğe bir şey olacağının ihtimalini düşünmedim” diye konuştu.
‘İLK KEZ 15 ŞUBAT’TA KÜRTLERDE ULUSAL BİRLİK YEŞERDİ’
Abdullah Öcalan’ı İtalya’ya kaçırdıkları zaman halkın üzerinde inanılmaz bir baskının olduğunu kaydeden Şengê Kahraman, “Benim küçük oğlum Taylan, o günlerde eylemini yeni gerçekleştirmiş, Önderlik üzerindeki komployu protesto etmek için kendini yakmıştı. Bu eylemler her geçen gün devam ediyordu. Bir anda bütün Kürt halkı ayağa kalktı. Çok büyük eylemler gerçekleşti. Bununla birlikte kısmen de olsa Kürtlerde bir ulusal birlik duygusu oluştu. Çocuk, yaşlı, kadın, genç demeden herkes sokağa çıkıyordu. Sesimizi en yüksek şekilde çıkardık. Biz o zaman şunu düşünmeye başlamıştık: ‘Bizim için gün var olma ya da tamamen yok olma günüdür.’ 15 Şubat, hiçbir zaman unutamayacağımız önemli ve tarihi bir gündü. O tarihten bu yana biz Önderliğin özgürlüğü için direnişimizi ve eylemlerimizi sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘OĞLUMUN BİR AMAÇ İÇİN EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRDİ’
Kürt halkının komploya karşı verdiği direnişe dikkat çeken Şengê Kahraman, “Gözlerimizin önünde müthiş bir direniş yaşanıyordu, biz de bu direnişi devam ettirmek için mücadele ediyorduk. Önderliği, protestolar ve eylemlerle komplonun içinden çıkaracağız diyorduk. Bütün dünyaya çağrı yapmak ve bu komployu görünür kılmak bizim en büyük hedefimizdi. Bundan dolayı gerçekleştirilen fedai eylemler bizim için çok değerlidir. Oğlum da kendini yakarak protesto gerçekleştirdi, canımdan bir parça gitti, ama bir amaç için bu eylemi yaptı. Oğlumun eylemi benim için çok değerli ve anlamlıdır. Bu yüzden bütün arkadaşların eylemi karşısında saygıyla eğiliyorum. Kendini yakmak düşmanı sevindiriyor, biliyorum. Önderlik de bunu kabul etmiyor. Ama ben onları anlıyorum. Çünkü insanlar öyle bir raddeye gelmişti ki hiçbir şeye tahammülleri kalmamıştı. Sadece kendimiz değil, o an bütün dünyayı yakmak istiyorduk” şeklinde konuştu.
‘DİRENİŞİMİZLE GERİ ADIM ATTIRDIK’
Abdullah Öcalan’ın, sadece Kürtler için değil tüm dünya halkları ve insanlık için eşit, özgür bir yaşam yaratmak istediğinin altını çizen Şengê Kahraman, “Ama emperyal ve kapitalist güçler, bunun olmasını hiçbir zaman istemez. Çünkü önderlik paradigması gerçekleştiği an bu güçlerin, rant ve kirli işleri yürüyemez. Emperyal güçler bunun farkında olduğu için bir olup uluslararası komployu gerçekleştirdi. Fakat onlar, Kürtlerin bu şekilde önderliğe sahip çıkacağını ve müthiş bir direniş sergileyeceklerini düşünemediler. Biz nasıl onların bu kirli oyunları karşısında şaşırdıysak, onlar bizim mücadelemiz karşısında şaşırdılar. Dağlarda, Kürdistan’da, şehirde, Avrupa’da, evde, zindanda yüzlerce fedai eylem gerçekleşti. Biz bu direnişimizle düşmana geri adım attırmayı başardık” diye belirtti.
’15 ŞUBAT KOMPLOSUYLA KÜRTLER KENDİLERİNE YENİ BİR EŞİK AÇTI’
Uluslararası güçlerin, Kürtlere geri adım attırmak için her yolu denediğini belirten Şengê Kahraman sözlerine şöyle devam etti: “Uluslararası komployu gerçekleştirenlerin istediği olmadı. Kürtler giderek daha bilgili ve güçlü hale geldi. Kürtler, öfkelerini hep diri tutup her şeyi göze alarak, ‘Ölümden korkmuyoruz çünkü biz ölümü öldürdük’ dediler. Ölümden korkmuyoruz çünkü bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Bir insanın evladından daha değerli bir şeyi var mı? Hayır. Biz evlatlarımızı ve canlarımızı bu uğurda kaybettik. Evlerimiz ve köylerimiz yakıldı. Göç etmek zorunda kalıp Avrupa’ya geldik; ama burada bile üzerimize geldiler. Avrupa devletleri bizi gözaltına alıp tutukladılar. Ben de Önderlik yakalandıktan 1 yıl sonra eylemlerden dolayı yaklaşık 2 yıl kadar cezaevinde kaldım. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar mücadelemizden asla vazgeçmedik. Her seferinde daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmayı başardık. Bizim intikam duygumuz hep diri kaldı. Ama intikam duygumuz onlarınki gibi insanları öldürmek değil, daha güçlü ve başarılı olmaktır. Şehitlerimiz ve Önderliğimizin isteklerini gerçekleştirene kadar eylemlerimizi ve direnişimizi sürdüreceğiz. Asıl büyük intikam bunu başarmaktır. Düşman için de en büyük kayıp budur. Uluslararası komplodan bu yana Kürtler, nasıl yol alacaklarını öğrendi ve mücadeleleri sonucunda daha fazla hak sahibi oldu. Dünyayı tanımaya, dost ve düşman kim ayırmayı öğrendik. Bundan dolayı 15 Şubat komplosu her ne kadar bir yanıyla kayıp ise diğer yanıyla da başarı oldu. Yaptığımız hiçbir eylemden pişmanlık duymadık aksine gurur duyduk.”
‘ABDULLAH ÖCALAN’LA ŞAM’DAKİ GÜNLER’
Abdullah Öcalan’ı Şam’da ziyaret ettiği dönemi anlatan Şengê Kahraman, şöyle devam etti: “Önderlikle Şam’da kaldığım süre boyunca her zaman kendime şunu söyledim: İnsan Önderliğe bir isim koyamıyor. Önderliği tanımlayacak ve ona layık bir kelime yok. Bazı insanlar onu ‘tanrı gibi’ gördüğümüzü söylerler; ama öyle bir şey yok. Bizim Önderlikten öğrendiğimiz şey, daha fazla araştırmak ve okumak oldu. Çünkü o insan ve toplumlar üzerinde sürekli okumalar ve araştırmalar yapıyordu. Çok farklı bir insandı. Çocuk, yaşlı, genç her yaştan insanla anlaşıyordu. Herkese karşı her zaman kibar, mütevazı ve anlayışlıydı. Kültürden, felsefeden her şeyden konuşur ve tartışırdı. Çok yönlü biriydi, Önderlikte her şeyi bulabilirdin. Ben Kürt’üm ama bunu bilmiyordum. Kürtlüğümü Önderlikle birlikte buldum ve tanıdım. İnsanlarda büyük bir kültür ve düşünme perspektifi yaratırdı. Onun duruşunu her zaman okumuş veya duymuşuzdur, dünyaya yüzlerce lider gelmiştir; ama Önderlik gibi biri gelmemiştir. Önderlik herkesten farklı çünkü 24 saatini devrime ve insanlığa hizmet etmekle geçiriyordu. Bazen yemek yemiyordu, su dahi içmiyordu tek amacı daha fazla çalışmaktı.”
‘ÖNDERLİK, EŞİTLİĞİN VE ÖZGÜRLÜĞÜN MİMARIYDI’
Abdullah Öcalan’ın, uluslararası komplo gerçekleşmeden önceki değerlendirmelerine değinen Şengê Kahraman şunları söyledi: “Önderlik, arkadaşlar eğitime geldiği zaman her defasında şunu derdi: ‘Derdimiz insan öldürmek değil, biz mecbur olmadıkça tek bir kurşun bile sıkmak istemiyoruz. Ölen askerler de sizin gibi, onların da anne babaları var. Bizim tek derdimiz kimlik ve özgür, demokratik bir ülkedir. Biz eşitlik istiyoruz. İnsan öldürmek için dağlara gelmiyoruz.’ Önderlik her zaman barış taraftarıydı. Önderliğin bir gün dahi ‘Biz onları öldüreceğiz’ dediğini duymadım; çünkü böyle bir şey yoktu. ‘Biz emperyal, işgalci, doğayı ve insanlığı talan eden devletler ve yapılara karşıyız. Tek amacımız dünyadaki kötülükleri yok etmek’ diyordu. Önderlik, eşitliğin ve özgürlüğün mimarıydı. Onu gördüğüm ve tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Orada çok değerli şeyler öğrendim. Bu yüzden de biz annelerin yüreği her ne kadar yanmış olsa da sonuna kadar barış demeye devam edeceğiz. Hiçbir zaman savaşı istemedik hep karşısında durduk. Kim ne derse desin sonuna kadar barış sağlamak için ayakta kalacağız.”
‘ABDULLAH ÖCALAN YILLAR ÖNCE SÖYLÜYORDU’
Abdullah Öcalan’ın yaşanacakları bildiğini söyleyen Şengê Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önderlik, her zaman düşmanın etrafımızı sardığını söylerdi. Bu komplonun gerçekleşeceğini biliyordu ve bunu dile getiriyordu. Mesela o zaman şöyle bir örnek vermişti, ‘Öyle bir savaşın içinde ve öyle bir düşmana sahibiz ki barış için büyük bir masanın etrafında toplansak dahi masanın bir ucunda barış antlaşması imzalanırken diğer tarafında da en büyük katliamlar işlenir. Düşman, son dakikaya kadar ne kadar kişi öldürürsek de bizim için kardır diye düşünüyor. Beni tutukladıklarında mezarda dahi olsam direneceğim. Peki, siz ne yapacaksınız? Size yıllarca eğitim verdim, duvar diplerine oturup ağlayacak mısınız? Hayır. Direnişiniz ve devriminizi daha da büyüteceksiniz. Öğrendiğiniz her şeyi devrim için daha da büyüteceksiniz. Akıllı olup, ayakta duracaksınız. Bir gün gelecek bize düşman olan bütün dünya devletleri, bir olup beni alacaklar ve ne siz ne de hiç kimse beni koruyamayacak, bunu biliyorum. Ama mühim olan mücadeleyi sürdürmektir. Kendimize, direnişimize güvenmeliyiz’ diyordu. Bu sözleriyle bize güç, kuvvet ve moral verirdi. Bugün konuşulan her şeyi Önderlik o günlerde aynen bu şekilde dile getiriyordu.”
‘ÖNDER APO’YU 26 YIL SONRA GÖRMEK BENİM İÇİN MİLATTI’
Abdullah Öcalan’ın, 26 yıl sonra ekranlarda konuşmasını dinlemenin kendisinde yarattığı duyguları dile getiren Şengê Kahraman, şunları dile getirdi: “Önderliği 26 yıl sonra konuşurken gördüğümde mutluluk ve hüznü aynı anda yaşadım. Önder Apo’yu tekrar görmek benim için milattı. Eski günleri hatırlıyorsun, için daha fazla yanıyor. Ağladım, ama gözyaşlarım mutluluk gözyaşlarıydı. Çünkü Önderlik esir düştüğünde kendime ‘Eninde sonunda Önderlik bu barışı sağlayacak ve herkes onun ayağına gelecek’ demiştim. Düşman yıllardır türlü türlü politikalar, katliamlar ve oyunlar oynadı; ama geldikleri yer Önderliğin yanı oldu. Önderlik, onurlu duruşuyla bugün İmralı’dan mesajlar gönderiyor ve bütün dünya da onu izliyor. Nasıl ki şuan tüm devletler ona muhtaçsa aynı şekilde dünya da ideolojisine ve paradigmasına muhtaç. Önderliğin fikirlerinden korktukları için özgür olmasını istemiyorlar. Biz buna üzülmüyoruz; çünkü böyle bir önderliğimiz var. O yüzden Önderliğimize sahip çıkmamız gerekiyor. Halkımızın da bu duyguyla yaklaşması ve hissetmesi gerekiyor. Kürt halkı olarak direnişimiz, mücadelemiz ve eylemselliklerimizle büyük bir halkız. Eğer böyle olmasaydık belki bir iki devletle savaşıyor oldurduk. Ama öyle olmadığımızdan dolayı bütün dünya bizi yok etmek için üzerimize geliyor.”
‘ANCAK ÖNDERLİĞİN İDEOLOJİSİYİLE BAŞARILI OLABİLİRİZ’
Başlayan yeni sürecin ilk adımının Kürt ulusal birliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Şengê Kahraman, şunları kaydetti: “Kendimize 50-60 milyon halkız diyoruz, halbuki bu sayıdan sadece 10 milyonu bile birlik olsa Kürtlerin gücü önünde kimse duramaz. Biz, güçlü ve kararlı bir şekilde birlik olduğumuzda ancak başarılı olabiliriz. Başarı bize uzak değil, buna inanıyor ve umutluyum. Ancak Önderlik ideolojisiyle, ölçülü ve birlik olduğumuzda kazanabiliriz. Başta bütün süreçlerin yürütücüleri olan kadın ve gençler olmak üzere tüm halkımıza çağrım, bu kirli komploda eli olan devletlere karşı sesimizi yükseltmektir. Biz, Önderliğimiz için özgürlük, Rojava için de statü istiyoruz. Sonuna kadar ayakta kalıp davamıza sahip çıkacağız. O kara gün geldiğinde de tek ses olmalı ve bütün dünyada yankı uyandırmalıyız. Asıl şimdi daha güçlü ses çıkarmalıyız. Zaman önderliğimize ve ülkemize sahip çıkma zamanıdır.”
MA

















