HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarında, çok sayıda sivil katledildi. Kuşatma altına alınan Kobanê’de ise 6 çocuk soğuktan yaşamını yitirdi. 15 gündür kuşatma altında olan ve su, gıda ve elektrik gibi yaşamsal ihtiyaçlardan mahrum olan Kobanê kenti için Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu öncülüğünde toplanan 25 TIR’lık temel yaşam malzemesi, 6 gündür Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde bekletiliyor. Türkiye ve dünyanın birçok yerinden insan hakları savunucuları, siyasetçiler, enternasyonel devrimciler ve sivil toplum örgütleri Pirsûs (Suruç) ilçesindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması ve insani yardım koridorunun oluşturulması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. Ayrıca sağlık örgütleri de Kobanê’ye sağlık hizmetinin erişimi için çeşitli başvurularda ve çağrıda bulunuyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Çocuk Komisyonu Üyesi Övgü Temizkan, Rojava’da çocuklara yönelik işlenen hak ihlallerine dikkat çekti.
Çocukların çatışmanın tarafı ve hedefi olmadığını ifade eden Övgü Temizkan, çocukların katledildiği her yerde insanlık suçunun işlendiğini belirtti. Birleşmiş Milletler’in (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ndeki 4 temel ilkeye dikkati çeken Övgü Temizkan, “Sözleşme her çocuğun yaşama ve gelişme hakkını güvence altına alıyor. Çocukların; sağlık, yeterli beslenme, uygun yaşam koşulları ve eğitim hakkını açık biçimde tanımlıyor. Savaşta okullar ve çocuklar hedef olmamalı. Gıdaya ve temiz suya erişimin engellenmesi çocukları kalıcı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakır. Güvenli barınma koşullarının ortadan kalkması da şiddette, ihmale, istismara ve zorunlu göçe açık hala getirir. Uluslararası insancıl hukuk ve çocuk hakları hukuku, çatışma koşullarında çocukların özel olarak korunması gerektiğini söylemekte. Rojava’da bugün yaşananlar da bu hakların tamamının eşzamanlı ve sistematik biçimde ihlal edildiğini gösteriyor. Rakka’da aynı aileden 4 çocuk olmak üzere 6 kişinin katledilmesi, 2 kız çocuğuyla birlikte 1 kadının kaçırılması, çocuklara yönelik ağır ve sistematik ihlallerin cezasızlık zemininde sürdüğünü bize bir kez daha gösteriyor. Kaçırma, infaz, sivilleri hedef alma gibi pratikler IŞİD’e özgü yöntemler olarak hafızamızda ve bu da kaygılarımızı güçlendiriyor. Aynı zamanda süren abluka ve insani kriz şartlarında çocukların yaşam hakkının çok yönlü ve sistematik ihlal edildiği çok açık” dedi.
‘İNSANİ YARDIM HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜKTÜR’
Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmamasının insanların yaşam hakkına ulaşmasını engellediğini belirten Övgü Temizkan, bu durumun Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleriyle bağdaşmadığını hatırlattı. “İnsani yardım hukuki bir yükümlülüktür” diyen Övgü Temizkan, “Bugüne kadar en az 6 çocuğun soğuktan yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Elektrik ve su kesintileri sivil halkı direkt olarak etkilemekte. Bu dondurucu soğuğun bir savaş silahı olmaktan çıkarılması gerekiyor. Bölgede temel yaşam kaynaklarının akışı ve ilaçlara erişim koşulsuz sağlanmalı. Bu yüzden sınır kapısı derhal ve kesintisiz biçimde insani yardıma açılmalı. Sivil toplum örgütleri ve bağımsız insani yardım girişlerinin bölgeye girişi engellenmemeli. Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu’nun yardım tırlarının geçişine izin verilmeli. İnsani koridor derhal açılmalı. Sivillerin özellikle çocukların yaşam hakkını tehdit eden abluka, engelleme politikaları kaldırılmalı. Sivil alanların, yerleşim bölgelerinin hedef alınmasına son verilmesi için uluslararası diplomatik ve insani baskı mekanizmaları devreye sokulmalı. Çocukların ve sivillerin korunması uluslararası öncelik haline getirilmeli” diye belirtti.
‘BAĞIMSIZ KOMİSYON KURULMALI’
Çatışma bölgelerinde çocuklara yönelik yaşam hakkı ihlali, zorla yerinden etme, tutuklama ve istismar risklerine karşı bağımsız izleme mekanizmaları kurulması gerektiğini ifade eden Övgü Temizkan, “Savaş suçları belgelenmeli ve cezasız kalmamalı. İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha hatırlatıyoruz çocuklar savaşın tarafı değildir. Rojava’da çocuklara yönelik devam eden çok boyutlu hak ihlallerine son verilmeli. Bu yüzden tüm sorumluları, uluslararası mekanizmaları, sivil toplum örgütlerini ve kamuoyunu yaşanan ağır hak ihlallerine karşı sorumluluk almaya ve sessiz kalmamaya, acil harekete geçmeye çağırıyoruz. Kaçırılan kız çocuklarının ve kadınların akıbeti derhal açıklanmalı. Sorumlu kişiler ve yapılar hakkında uluslararası ceza ve adalet mekanizmaları işletilmeli” diye konuştu.
MA / Can Kırbaş













