Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta gerçekleştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası gelişen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dönük dünyaca tanınmış aydın, yazar, akademisyen ve düşünürlerden destek geliyor. Sürece dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) destek mesajı gönderen Avustralyalı tarihçi Dirk Moses, Kürt meselesinin çözümüne dair yaşanacak sürecin bölgedeki tüm toplumlara umut sunduğunu belirtti.
KALICI GÜVENLİK ANLAYIŞI
Moses’in mesajı şöyle: “Kitlesel şiddetin sonuçlarını inceleyen biri olarak, çözüme kavuşturulmamış ulusal ve etnik çatışmaların ne kadar derin insani acılara yol açabildiğini defalarca gördüm. Ortadoğu, bu tür trajedilerden fazlasıyla payını almış bir bölgedir. Tarih boyunca devletler, bedelini çoğu zaman azınlıklara ödeterek ‘kalıcı güvenlik’ sağlamaya çalışmış; bu yaklaşım Ermenilerin, Rumların, Süryanilerin ve diğerlerinin şiddet görmesine katkıda bulunmuştur.
BÖLGEDEKİ TOPLULUKLARA UMUT SUNUYOR
Bu tarih göz önüne alındığında, Türkiye’deki Kürt meselesinin de aynı ‘kalıcı güvenlik’ mantığıyla ele alınması her zaman gerçek bir risk taşımaktadır. Bu nedenle, hem Türkiye devleti hem de Kürt siyasal aktörler tarafından çatışmayı, şiddet yerine diyalog yoluyla çözmeye yönelik çabalar son derece anlamlıdır ve desteklenmelidir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası hukuk ve kurumlar aracılığıyla ifade bulan, insanlığın yüzyıllar içinde biriktirdiği ahlaki değerlerin giderek daha fazla zorlandığı bir dönemde; müzakere, demokrasi ve insan onuruna dayanan girişimler özellikle büyük önem taşımaktadır.
Kürt meselesinin barışçıl, demokratik ve kapsayıcı siyasal süreçlerle ele alınmasına yönelik tüm samimi girişimleri güçlü biçimde destekliyorum. Şiddet yerine diyaloğu esas alan yaklaşımlar, bölgede yaşayan tüm topluluklara istikrar, onur ve adalet için gerçek bir umut sunmaktadır.”
DİRK MOSES KİMDİR?
Anthony Dirk Moses (genellikle A. Dirk Moses olarak bilinir), 1967 doğumlu, Avustralyalı bir tarihçi ve siyaset bilimi akademisyenidir. Çalışmaları ağırlıklı olarak soykırım çalışmaları, kolonyal şiddet, ırkçılık tarihi ve hafıza politikaları üzerine yoğunlaşır. “Irksal yüzyıl” kavramıyla, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl ortası arasındaki dönemi küresel ölçekte ırk temelli şiddet ve imha politikalarıyla analiz eden özgün bir çerçeve sunmuştur. Soykırım kavramının hukuki ve ahlaki sınırlarını sorgulayan eleştirel yaklaşımıyla tanınır; özellikle The Problems of Genocide adlı eseri, soykırım kavramının tarihsel ve politik kullanımlarını tartışmaya açmasıyla geniş yankı uyandırmıştır. Uzun yıllar Journal of Genocide Research dergisinin baş editörlüğünü yapmış, Avustralya, Avrupa ve ABD’de çeşitli üniversitelerde akademik görevlerde bulunmuştur. Almanya’daki hafıza kültürü ve Holokost’un kamusal söylemdeki konumu üzerine yürüttüğü tartışmalarla yalnızca akademide değil, kamusal alanda da etkili bir figür haline gelmiştir.
MA














