Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarına karşı gerçekleştirilen protesto eylemlerinde askerlerin işkencesine maruz kalan Diyar Koç tedavi için gönderildiği Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nden Sincan Cezaevi’ne sevk edilirken sağlık çalışanlarından ölüm tehdidi aldığı ortaya çıktı.
Askerlerin işkencesi sonrası beyin kanaması geçiren ve vücudunda birçok kırık bulunan Koç, Mêrdin’de gözaltına alındıktan sonra tedavi edilmeyerek tutuklandı. Durumu ağırlaşan Koç, tedavi için önce Amed’e ardından Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Ankara’ya getirilen Koç, tedavi edilmeyerek Sincan F Tipi 1 Nolu Cezaevi’ne gönderildi. Cezaevi, Koç’un sağlık durumunun kötü olması gerekçesi ile Koç’u cezaevine kabul etmedi. Bunun üzerine Koç, 29 Ocak günü cezaevi kampüsü içerisinde bulunan hastaneye götürüldü. Koç, dört gündür cezaevi kampüsü hastanesinde müşahede altında tutuluyor.
AVUKATLARI İLE GÖRÜŞTÜRÜLMEDİ
Tedavi edilmek üzere Ankara’ya getirildiği günden bu yana avukatlar Koç ile tüm çabalarına rağmen görüştürülmedi. Ayrıca Sincan Kampüsü’nde bulunan cezaevi kampüsü hastanesinde ismi öğrenilmeyen nöbetçi bir hekimin hastaneden rapor talep eden avukatlar ile görüşmediğini ve oradaki kolluk güçleri aracılığı ile “Görüşmek istemiyorum, isterlerse şikayet edebilirler” dediği belirtildi. Bunun üzerine Koç ile görüşmek için avukatların tüm başvuruları yetkililer tarafından sözlü olarak ret edildi.
En son Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çewlîg milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Koç ile cezaevi hastanesinde görüşme sağlayabildi. Koç’un durumuna ilişkin Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Hülakü, gerekli izinleri almasına rağmen hastane yetkileri tarafından engellenmeye çalışıldığını kaydetti.
HEMŞİRE ÖLÜMLE TEHDİT ETTİ ASKERLER İŞKENCE UYGULADI
Hülakü, yaptığı görüşmede Koç’un kendisine Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nden Sincan Cezaevine götürülürken bir kadın hemşireden ölüm tehdidi aldığını aktardı. Hülakü görüşmeyi şöyle anlattı: “Hemşire, ‘Bunu bana teslim edin gidin. Zaten gereken neyse yaparım. Biz bunları sarı torbalarla teslim alıyorduk. Ben doğuda da görev yaptım. Eşim polis’ gibi tehditler savurmuş. Hatta Diyar, kendisine herhangi bir damar yolu açılmasın diye kollarını sürekli kapattığını söyledi. Gelen askerler ve infaz memurlarının hepsi hem sözlü olarak hem de yapabildiği kadar fiziki işkencede bulunmuşlar. Tekerlekli sandalyede götürülürken bile sandalyeyi sallıyorlarmış ki acı çeksin. Diyar, ağrılarının devam ettiğini, ağrı kesici istediğinde çok geç verildiğini söyledi. Çok yoğun ve sistematik bir işkence altında” dedi.
‘BANA BUNLARI YAPARKEN BAYRAK İDDİASI YOKTU’
Koç’un uğradığı işkenceyi ve ‘bayrak indirme’ iddiasına dair de konuştuğunu belirten Hülakü, “Diyar, demokratik eylem hakkını kullanırken polis ve askerlerin saldırısına uğramış. Diyar da kendisini korumak için kaçarken askerlere yakalanmış. Diyar’ın dediğine göre kendisiyle birlikte yaşlı bir kişi de yakalanmış. Diyar, ‘Bana bunu yaparlarken bayrak iddiası yoktu, onlar da bayrak iddiası olmadığını biliyorlardı. Daha sonra böyle bir iddia ortaya attılar’ dedi. Bayrağın karşı taraftan indirildiği zaten ispatlandı. Onun bulunduğu yerde böyle bir bayrak da yok. Yaptıkları işkenceleri meşrulaştırmak için böyle bir suç uydurmuşlar. Kimseyle görüştürülmeme sebebi de olayları anlatmasına engel olmaktır” diye konuştu.
‘SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ’
Avukatları aracılığıyla suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Hülakü, “Diyar çok dik duruyor. Başına gelen her şeyi hatta işkence yapanların simalarını de tarif edebiliyor. Hem kolluk kuvvetleri hakkında hem de şu an sistematik işkenceyi gerçekleştirenler hakkında suç duyurusunda bulunacağız” dedi.
Sema Bingöl / MA













