Künye   Hakkımızda
1 Şubat 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Haydar Ergül: Toplumsal özgürlük akışına saldırının başarı şansı yoktur

Rojava'ya yönelik saldırıları ikinci komplo olarak değerlendiren Demokratik Modernite Yazarı Haydar Ergül, “Tasfiye edilmek istenen sadece özgürlük hareketi değil, binlerce yıllık demokratik toplum akışının özgürlük karakteridir. Saldırıların başarı şansı sıfıra yakındır” dedi.

1 Şubat 2026
Haydar Ergül: Toplumsal özgürlük akışına saldırının başarı şansı yoktur
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli grupların 6 Ocak’ta Halep’in Şexmeqsût ve Eşrefiyê mahallelerine, ardından Rojava’ya yönelik saldırıları sonucu binlerce kişi yerinden edildi, çok sayıda kişi yaşamını yitirdi. Bu saldırılar, Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci tartışmalarının sürdüğü bir iklimde gerçekleşti. 23 Ocak’ta ise Meclis komisyon üyelerinin 24 Kasım’da İmralı’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmenin tutanakları yayınlandı. Bu tutanaklar üzerinden Abdullah Öcalan ve paradigması itibarsızlaştırılmak istenirken, 30 Ocak’ta Suriye Hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (QSD) arasında bir anlaşma imzalandı. Tüm bu gelişmeleri Demokratik Modernite Yazarı Haydar Ergül ile konuştuk.

Kürt halkının statü talepleri Rojava Devrimi ile hayat bulduğu bir dönemde, bölgesel güçlerin de içinde olduğu uluslararası güçlerin onayıyla Rojava boğulmak isteniyor. Bu saldırı konseptinin 15 Şubat uluslararası komplosuyla bir bağı var mı?

Ortadoğu yeniden şekilleniyor. İlk şekillenme 100 yıl önce yaşandı; sadece Kürdistan dörde bölünmedi, 22 Arap devleti kuruldu. Bunun başını İngiltere ve Fransa çekiyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra liderlik ABD’ye geçti, ancak stratejik beyin halen Londra’dır. Kapitalizm bir algı yönetimidir. Özgürlük hareketinin ve Önderliğin farkı burada yatar, tüketicilik üzerinden değil, tarihsel esaslar üzerinden yoğunlaşır. Kürtler eğer sadece sonuçlar üzerinden konuşurlarsa kaybederler.

Ortadoğu’da kurulan düzen aynı zamanda dünyada kurulan düzene geçiştir. Tarihin bir diyalektiği vardır. Bu diyalektikte toplumlar statü kazandığı andan itibaren dünya genelinde esas belirleyici olan Ortadoğu’dur. Kürtler bu oluşumun merkezinde yer alıyor ve merkezinde yer aldığı için de Kürtler köle olmuş, gelen bastırmıştır. Kürtler üzerinde bu kadar fırtınanın kopması boşuna değildir. Rojava denilen yer küçücük bir yer. Kürtler bu topraklar üzerinde statü kurmaya çalışıyorlar ama bunun üzerinden fırtına koparıyorlar. Bunun altını çizmezsek bugünü anlayamayız.

Ortadoğu’ya birinci müdahale Körfez Savaşı’dır. İkinci müdahale 15 Şubat 1999’da Önderliğe karşı gerçekleştirilen devletler arası komplodur. Komplonun başını çeken ABD’ydi. Dönemin ABD Başkanı Clinton komployu bizzat yönetmiştir. İşini gücünü bırakan ABD, Kürtlerin liderini yok etmeye çalışıyor. Bu bile Kürdistan’ın sorunlarının ne kadar derin olduğunu gösteriyor. İkincisi, Abdullah Öcalan’ın öncülük ettiği özgürlük hareketinin dünyayı ne kadar etkilediği gerçeğidir. Bunu anlayamazsak ikinci 15 Şubat komplosunu anlayamayız. Niye ikinci 15 Şubat? Yeni dünya düzeni kuruluyor. Dünya sistemi asgari düzeyde dahi Kürtlere bir statü ayırmaya hazır değil, bu gerçeği görmek lazım. Evet, Kürtlerin direnişi ile çok şey değişti. Rojava’da saldırılar ve tasfiye girişimleri olsa da altını çizmek gerekir, 15 Şubat’ın ikinci etabına karşı aslında eskiyi aşan bir gelişme ortaya çıktı.

Şimdi Önderliğe saldırı buradan kaynaklanıyor. Eğer Önderlik ile Kürt halkı arasındaki organik bağı koparırsan mesele kapanır ve Ortadoğu, İsrail güvenliği eksenli yeniden kurulacaktır. Ve burada Kürtler yoktur. Rojava’ya saldırı, 15 Şubat’ın ikinci etabıdır. Birinci komplo fiziksel imhayı hedefledi ama başaramadı, Önderlik ile halk arasındaki bağı koparamadı. İkincisi, Ortadoğu yeniden kurulurken iki çizgi var: İsrail güvenlik ekseni kurulmaya çalışılıyor; şu anda sanki atak olan o çizgiymiş gibi görünüyor, Rojava’ya saldırı buradan geliyor. Diğer çizgi ise Öcalan çizgisi olan halklar çizgisidir. Bu, özgür toplumlar çizgisidir. Bu iki çizginin mücadelesi vardır. Herkes menfaati için çalışır, özgürlük hareketinin menfaati de özgür toplum ve özgür bireydir. Bu toplumsal bir menfaattir. Dolayısıyla tercih buradadır: İnsanlığa mı sahip çıkacaksın yoksa emperyalistlerin, kapitalistlerin oyuncağı mı olacaksın? İkinci 15 Şubat’ı boşa çıkarma süreci başlamıştır. Tasfiye edilmek istenen sadece özgürlük hareketi değil, binlerce yıllık demokratik toplum akışının özgürlük karakteridir. Özgürlük akışı Kürtlerin şahsında belki engellenmek istenebilir ama saldırıların başarı şansı sıfıra yakındır.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması hedef alınarak yüz yıl sonra Kürt halkı yeniden statüsüz bırakılmak isteniyor. Kürt ulusal birliğinin tartışıldığı ve son günlerde yapılan eylemlerde somutlaştığı bir dönemde Kürtler arasında bir tartışma ve ayrıştırma yaratılmak isteniyor. Kürtler, önderliksiz ve örgütsüz mü bırakılmak isteniyor? Bu saldırı konseptine karşı ne yapılması gerekiyor?

Kürt halkı içerisinde temel akış, Abdullah Öcalan’ın temsil ettiği akıştır. Şu anda Kürdistan’da yaşayan Kürtler kadar diasporada da yaşayan Kürt vardır. Milyonlarca Kürt ve dostu sokağa çıktı. Sokağa çıkanların hepsi Kürt değildi. Temel eğilimi temsil eden Abdullah Öcalan’dır. Şunu açık şekilde belirtmeliyim ki herkes Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü istemelidir. Başka temsiliyetler elbette var; hepsinin özgürlük paradigmasına katılmasına gerek yok. Kürtlerin, bütün uluslar gibi ulusal birliklere ihtiyaçları var, gelişmeler bunu gösteriyor. Bu dönem Kürtlerin kendi iç tartışmalarını öne çıkarma dönemi değildir. Bu halkın isteklerini yerine getirecek, adı “Ulusal Kongre” olur veya başka bir isim, bu çatı etrafında birleşmeleri lazım. Kürtler birleşirse Ortadoğu’da bir gelecek kurarlar. Herkesin kurtuluşu buradadır.

Dış güçlere dayanmayalım. Rojava’da bunu çok pratik gördük. Herkes “İsrail ve Amerika bir Kürt devleti kuracak” diyordu. Şu anda bir cihatçı ile hareket ediyorlar. Ne oldu? Tez çöktü. Bazıları “demokratik toplum tezi çöktü” diyor. Hayır çökmedi, tohum atıldı. 1970’lerde özgürlük tohumu Kürtler için atıldı. Şimdi Kürtler, dünyayı ezici şekilde etkileyen bir eğilime dönüştü. Son 10-15 yıldır Kürtler artık dünyayı etkiliyor. Rojava’daki saldırıları protesto etmek için 5-10 milyon arası insan sokağa çıkmış, bunların yarısı Kürt değil. Demek ki tohum atılmış. “Rakka’yı, orayı burayı bırakıp gittiler” diyorlar. Olabilir, ne sanıyoruz? Araplar 1400 yıldır Kürtleri yönetmiş. 5-6 yılda bunu kökten değiştiremezsin, gerçekçi olalım. Ama Rakka’ya, Deyrazor’a tohum atıldı. 52 yıl önce bu tohum Kürdistan’a atıldı. Bu tohum büyüdü ve şimdi dünyaya atılmıştır. Demokratik ulus, başta Kürt halkı olmak üzere toplumların gerçek akımıdır. Kürtleri buraya davet ediyorum.

Barış, çözüm ve entegrasyonun tartışıldığı bir dönemde Rojava’ya yapılan saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kürt hareketi demokratik entegrasyon için birçok adım attı ama Türk devleti ve Şam neden demokratik entegrasyon karşıtı bir tutum gösterip Rojava’yı işgal ve soykırım politikaları yürütüyor?

Abdullah Öcalan 27 Şubat çağrısı ile bir süreç başlattı. Bu çağrıyı iyi anlayamazsak “Devlet adım attı mı atmadı mı?” sorusuna kilitlenir kalırız. Bu gerçeği görmek lazım. Soğuk savaş yıllarına göre şekillenen, anlam kazanan, Kürt varlığını açığa çıkaran ama reel sosyalist ideolojiden etkilenen; daha sonra reel sosyalizmin dağılmasından sonra tekrarı yaşayan bir hareket var. Koşullar değişti, araçların da değişmesi lazım. Yani Özgürlük Hareketi yeni koşullara göre mücadele araçlarını değiştirmek zorundadır, yeni koşulların aracı demokratik siyaset stratejisidir. Burada şunu bekleyemeyiz: “Devlet adım atsa iyi olur.” Demokratik Toplum Manifestosu’na göre, Özgürlük Hareketi demokratik siyaset araçlarını öne çıkarır ve yeniden yapılanmak zorundadır. Burada devlet değişir mi, bunu zaman gösterir.

Şimdiye kadar devlet hiçbir adım atmadı. Niye atmadı? Çünkü eski refleksler devam ediyor. “Kürtler biraz özgürlük kazanırsa Türklük ortadan kalkar, Türk devleti ortadan kalkar” korkusu var. Bu aslında 200 yıllık bir devlet korkusudur. Beklenen, Türkiye Cumhuriyeti’nin değişip dönüşmesi ve entegrasyon yasalarını çıkarmasıdır. Ama henüz burada bir gelişme yok. Sadece bir komisyon kurulmuş ama komisyon da konjonktüre göre tutum alıyor. Eğer Özgürlük Hareketi değişip dönüşürse bunu zorlayabilir ama bu koşulları henüz tam yakalayamadı. Silahlar yakıldı, Kuzey’den tümden çekildi, yine Zap boşaltıldı. Bunlar tarihi adımlardır. Buna karşı beklenen, devletin adım atmasıdır ama şu gerçeği görmek lazım, Suriye belirleyicidir. Suriye’de bir statü kazanılırsa burada gelişmeleri beklemek olasıdır. Orada farklı, negatif bir şey çıkarsa süreç biraz daha uzayacaktır. İkinci ayak devletin adım atmasıydı ama en az onun kadar önemli olan Özgürlük Hareketinin kendi stratejisine göre kendisini yeniden kurmasıdır. Bu devam edecektir. Özgürlük Hareketinin yeni mücadele araçları epey gelişmiştir. Başta devasa bir medyası var, her alanda küresel çapta yayılmış durumda. Kürtler küresel çapta kurumsallaşmayı geliştirmiştir.

Uluslararası kimi görüşmelerde Türkiye, İsrail, ABD ve HTŞ’nin içinde yer aldığı kimi temaslar yapılıyor. Birbirine karşıt görünen bu güçleri bir araya getiren şey nedir?

Ortadoğu’da henüz iki temel mesele var. İlki, parçalanmış ve inkar edilmiş Kürt ve Kürdistan gerçeği. İkincisi ise çok fazla parçaya bölünmüş Araplar. Üçüncü olarak da bir Filistin devleti kurmaya çalışıyorlar. Arap yarımadasında ve Kuzey Afrika’da 450 milyon Arap var ve muazzam fosil yakıtlara sahipler. Bunu tek devlet olarak bile düşünsen dünyayı petrolle yönetirsin. Ama şimdi birbirlerini yiyorlar. Küçük bir İsrail devleti hepsini dize getiriyor. Ortadoğu insanı “Biz niye böyleyiz?” diye düşünmeli. Sadece Kürtler değil. Kürtler inkarı ortadan kaldırmak için her gün isyan ediyorlar. Dolayısıyla Ortadoğu toplumları birbirlerini yiyip tüketirken bazıları zengin oluyor.

Bu yönüyle Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, şiddet dışı yapıyı kurmaktır. Çağrı salt Kürtlere değildir. Çağrının amacı Ortadoğu’yu şiddetten çıkarmaktır. Biz Kürtler şiddetten kurtulur ve demokratik toplumu kurarsak tüm herkese örnek oluruz. En alttakiler biraz özgürleşirse herkesin özgürleşmesinin önü açılır. Diyalektik budur.

Bu saldırılar ile birlikte Kürtlerin en çok vurgu yaptığı şeylerden biri de öz savunma ve öz gücüne güvenmek. Siz bu hususları nasıl değerlendiriyorsunuz?

En büyük savunma, örgütlü güçtür. Bugün dünya Kürtleri tartışıyor. 2. 15 Şubat komplosunda bütün parçalar Rojava etrafında ayaktadır. Sadece Kürtler değil, dünya halkları ayakta. Birçok ülkede gösteri var. 100 bini aşkın insan sadece Köln’de toplanmış ve içindekilerin en az yarısı Alman. Meşru savunma nedir? İşte budur. Eğer bu direniş olmasaydı Rojava çoktan tasfiye edilmişti. Dikkat edilirse başlangıçta kimse Rojava’yı görmek istemedi. Giderek sesler yükseldi. Alman Dışişleri Bakanı “SDG’yi zamanla Suriye Ordusu’na entegre edeceğiz” diye açıklama yapıyor. Daha önce “Silah bırak teslim ol” diyorlardı, şimdi “Zamanla” diyorlar. Kürtler şu an örgütlüdür. Kürtler şunu unutmamalıdır, “Kim beni savunacak? Beni ben savunurum.” İşte “Diğer arkadaşlarımla birleşirim, kendimi korurum”, biz buna komün diyoruz. Meşru savunma demokratik toplumdan geçer. Kürtlerin önündeki temel görev, demokratik komünü, demokratik sosyalizmi inşa etmektir. Savunma budur.

Rojava’daki saldırıların yoğunlaştığı bir süreçte İmralı tutanakları devlet tarafından paylaşıldı. Tutanaklar üzerinden bir algı yaratılmaya çalışılıyor, bununla ne amaçlanıyor?

Kürt varlığının tasfiyesi, Ortadoğu’da yüzyıldır devam eden bastırma, savaştırma, çatıştırma, ayrıştırma ve buralardan gelir elde etmenin devamı anlamına gelir. Dolayısıyla tutanaklar üzerinden tepinenler de bu çevrelerdir. Tutanaklara tarafsız bir gözle bakıldığı zaman Abdullah Öcalan’ın söylediği farklı bir şey yok. Şunu yapıyorlar: “Biz öyle yapalım ki Abdullah Öcalan’ı itibarsızlaştıralım, küçümseyelim, Kürtler ondan soğusun.” Ama şunu bilsinler, 52 yıldır bu halk Abdullah Öcalan’ı test etmiş ve onun Kürt halkını yanıltmayacağını iyi biliyor.

Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlükçü paradigması Rojava’da ete kemiğe büründü. İmralı tutanakları nasıl tarihsel bir sonuç ortaya koyuyor? Rojava’nın var olmasının tarihteki önemi nedir?

Şunu biliyoruz; Abdullah Öcalan paradigmasında çok net vurgular var. Toplumun özünde kadın var. Bu, erkeğin anlamsız olduğu anlamına gelmez. Toplum kadın ve erkekten oluşur, bazı istisnaları vardır. Ama burada kadın çok etkili. Kadına saldırı aslında Abdullah Öcalan’ın paradigmasına saldırıdır. Sadece kadına saldırı değil, toplumsal varlığa saldırıdır. İşte Rojava’da yaşandı; katledilen bir kadın yüksek kattan atıldı. Bu bir hınçtır. Aslında erkekleşmişliğin, kadının özgürlükçü yanına saldırısıdır. Mesela Taliban kadınların okula gitmesini yasakladı ve “Erkek kadını istediği gibi dövebilir” diye yasa çıkarıldı. Mevcut dünya bunu istiyor. Şam’daki yapı bundan çok farklı değil. Yine kadın örgüsünü çekip poz vermeler… Aslında kendi “zaferini” ilan ediyor.

Fakat buna karşı başta Kürt kadınları olmak üzere dünyadaki kadınların ve özgürlükçü erkeklerin aldığı tutum; aslında Abdullah Öcalan manifestosunun ne kadar yaşayabileceğinin çok somut bir pratiğidir. Saldırılara karşı asıl cevap, inşayı gerçekleştirmektir. Bu saldırılara karşı demokratik toplumu inşa edip bu ceberut erkekleşmeyi yerküre üzerinden tasfiye etmek, yeryüzü üzerindeki savaşı, çatışmayı bitirmek gerekiyor. Bu tarihsel bir görevdir. 52 yıllık özgürlük tarihine bakıldığı zaman, saldırılar arttıkça hareket büyümüştür. Önemli olan umudu diri tutup büyütmektir. Önderlik mutlaka özgür olacaktır. Aslında Önderliğin özgürlüğü, demokratik toplum aşamasında tarihsel bir hamle olacak. 2025 başarılı geçti, 2026’da Önderliğin özgürleşmesi ihtimali artık çok yakın. Önderlik herhangi bir kişi değil, aslında kurumsallaşmış, pratikleşmiş bir özgürlük akışıdır. Dolayısıyla burada Önderliğin özgürlüğünü isterken sadece bir kişinin özgürlüğünü istemiyoruz, aslında bütün toplumların özgürlüğünü istiyoruz. Dolayısıyla herkese çağrım, Abdullah Öcalan’a ciddi yaklaşın, sonra şaşırmayın.

Şam hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (QSD) arasında bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya dair neler söylemek istersiniz?

QSD korunacak, üç tugay şeklinde Haseke’deki tümene bağlanacak, yine Kobanê’de bir tugay da Halep’teki bir tümene bağlanacak. Asayiş (polis) işleri de benzer bir biçimde İçişleri Bakanlığı’na entegre edilecek. Yine tam netleşmese de bir tugay da kadın askeri gücü olacaktır. Peki, bütün bunlar ne anlama geliyor? Aslında bunlar bir anlamda özyönetim ya da demokratik özerklik demektir. Özerk Yönetim Yapısı, demokratik özerk yapıya dönüşüyor; bunun entegrasyonu gerçekleşiyor. 100 yıl sonra Kürdistan’ın bir parçasında inkar ve imha ortadan kalkmıştır. Kürt halkı ve toplumu, yeni Suriye oluşumunda temel aktör durumundadır. Yani yasa dışılık ortadan kalktı mı? Adım adım yasallaşma noktasına girilmiştir.

Kısaca ortaya çıkan durum şu: Eğer kendi öz gücüne güvenir, mücadele eder ve direnirsen kazanırsın. Paris Anlaşması’yla koalisyon güçleri HTŞ’den yana tavır aldı ve Kürtleri yalnız bıraktı. Ancak başta Kürtler olmak üzere dostları ve demokratik ulus bileşenleri direndi. Dört parça Kürdistan ve diaspora bunu başardı. Demek ki öz güç esas belirleyendir. Mazlum Doğan 82’de şunu söyledi; “Teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür.” Bu sloganın ruhu bir kez daha kanıtlandı, direnenler son sözü söyledi.

Uğurcan Boztaş / MA

İlgili Haberler

İngiltere Parlamentosu’na ‘Rojava’ önergesi: Kürt halkının siyasi statüsü tanınsın
Gündem

İngiltere Parlamentosu’na ‘Rojava’ önergesi: Kürt halkının siyasi statüsü tanınsın

1 Şubat 2026
Humus’ta sivillere yönelik hak ihlalleri artıyor
Gündem

Humus’ta sivillere yönelik hak ihlalleri artıyor

1 Şubat 2026
Gülistan Doku’nun ailesi: Başımıza bir şey gelirse sorumlusu Tuncay Sonel’dir
Gündem

Gülistan Doku’nun ailesi: Başımıza bir şey gelirse sorumlusu Tuncay Sonel’dir

1 Şubat 2026
Antalya’da otobüs devrildi: 8 ölü, 26 yaralı
Gündem

Antalya’da otobüs devrildi: 8 ölü, 26 yaralı

1 Şubat 2026
İsveç’te Rojava’ya destek eylemi
Gündem

İsveç’te Rojava’ya destek eylemi

1 Şubat 2026
Diyar Koç’a işkence: Hemşire ölümle tehdit etti
Gündem

Diyar Koç’a işkence: Hemşire ölümle tehdit etti

1 Şubat 2026
Politika'dan Günün Yorumu
No Pasaran! Geçit Yok!
Politika'dan Yorum

No Pasaran! Geçit Yok!

Politika Haber
20 Ocak 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

İngiltere Parlamentosu’na ‘Rojava’ önergesi: Kürt halkının siyasi statüsü tanınsın

İngiltere Parlamentosu’na ‘Rojava’ önergesi: Kürt halkının siyasi statüsü tanınsın

1 Şubat 2026
Humus’ta sivillere yönelik hak ihlalleri artıyor

Humus’ta sivillere yönelik hak ihlalleri artıyor

1 Şubat 2026
Gülistan Doku’nun ailesi: Başımıza bir şey gelirse sorumlusu Tuncay Sonel’dir

Gülistan Doku’nun ailesi: Başımıza bir şey gelirse sorumlusu Tuncay Sonel’dir

1 Şubat 2026
Antalya’da otobüs devrildi: 8 ölü, 26 yaralı

Antalya’da otobüs devrildi: 8 ölü, 26 yaralı

1 Şubat 2026
İsveç’te Rojava’ya destek eylemi

İsveç’te Rojava’ya destek eylemi

1 Şubat 2026
Diyar Koç’a işkence: Hemşire ölümle tehdit etti

Diyar Koç’a işkence: Hemşire ölümle tehdit etti

1 Şubat 2026
İran’dan Avrupa’ya karşı yeni hamle

İran’dan Avrupa’ya karşı yeni hamle

1 Şubat 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!