28/29 Ocak 1921’de Karadeniz’de katledilen Türkiye Komünist Partisi kurucusu Mustafa Suphi ile merkez komite üyeleri ve partililerden oluşan heyet için “Mustafa Suphi ve Onbeşleri: Anmak ve Anlamak” etkinliği İstanbul’da, Mustafa Suphi Vakfı Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Etkinlik, vakıf adına yapılan açılış konuşmasıyla başladı. Saygı duruşunun ardından Onbeşler için “Hayali Gönlümde” türküsü seslendirildi; programda müzik bölümü ve Renkler ve Pencereler topluluğunun hazırladığı video gösterimi de yer aldı. Böylece anma, yalnızca konuşmalarla sınırlanmayan; görsel-işitsel bir hatırlama ve düşünme zemini kuran bütünlüklü bir akışla sürdü.
Etkinliğin ana ekseni, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını bir “trajedi” veya “kayıp hikâyesi”ne indirgemeyen; bugüne bağlanan bir siyasal okuma kurma iddiasıydı. Anma dilinin törene sıkışmasına karşı, “anmak”tan çok “anlamak” fikri öne çıkarıldı. Bu çerçevede “beklemek mi, yürümek mi?” sorusu üzerinden pasif beklentinin değil, örgütlü iradenin hayatı dönüştürebileceği vurgulandı.
Vakıf tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü Mustafa Suphi Vakfı Başkanı Kemal Atakan yaptı. Panel konuşmacıları, Türkiye Komünistlerinin Platformu adına Halit Erdem ile Politika gazetesi yazarı ve hukukçu İsmail Duygulu oldu.
Kemal Atakan, amaçlarının bir nostalji üretmek olmadığını belirterek, Mustafa Suphi’yi ve 1920 tarihli Birinci TKP Kongresi’ni ve programını tartışmanın bugün açısından önemine dikkat çekti. Atakan, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen Birinci TKP Programı’nda işaret edilen sorunların güncelliğini koruduğunu; bazı çevrelerin TKP tarihini 1925 Akaretler Kongresi’nden başlatma eğilimine karşı, TKP’nin tarihini ve programatik omurgasını 1920’deki kuruluş kongresi ve birinci program temelinde ele aldıklarını vurguladı.
Türkiye Komünistlerinin Platformu temsilcisi Halit Erdem, sunumunda TKP’nin dönüş kararının yalnız “taktik” bir hamle değil, ittifaklar ve devrim stratejisi açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erdem, Ekim Devrimi sonrasında devrimci tartışmaların Doğu’ya taşındığını; Doğu Halkları Kurultayı, Anadolu’daki ulusal kurtuluş savaşı bağlamı ve TKP’nin kuruluşunun bu tarihsel atmosfer içinde şekillendiğini belirtti. Dönüş kararının ideolojik-politik anlamının ulusal bağımsızlık mücadelesini toplumsal kurtuluş hedefiyle birleştirmek olduğunu; katliamın da bu hattı engelleme amacı taşıdığını dile getirdi. Erdem ayrıca, Kürt sorununun çözümü ve demokratik toplum mücadelesi için kurulacak ittifaklarda yer almayı görev olarak gördüklerini söyledi.
İsmail Duygulu ise konuşmasında, birleşik mücadele için ayrışma nüanslarını büyütmek yerine birleştirici hedefleri öne çıkarmanın belirleyici olduğunu vurguladı. Mustafa Suphi’yi “anmak”la sınırlı bir hatırlamanın yeterli olmadığını belirten Duygulu, bugün açısından esas meselenin “anlamak” ve daha ileri giderek “kurmak” olduğunu; Karadeniz’de yarım kalan yolun bugünde yürünmesi gerektiğini ifade etti.
Panelde öne çıkan ortak çerçeve, tek bir fail tartışmasına sıkışmadan “nasıl mümkün oldu?” sorusunu büyütmek; hafızayı tören olmaktan çıkarıp süreklilik üreten bir siyasal yönteme dönüştürmekti. Etkinlik, katılımcıların soru ve katkılarıyla sona erdi.
HABER MERKEZİ
















