Fansız akademisyen, siyasetçi ve AP onursal üyesi Francis Wurtz, “Kürt halkının yanındayız” başlıklı yazısında Rojava’ya dönük saldırıların amacına dikkati çekerek, “Bugün ilerici güçlerin yeri Kürt halkının yanıdır” diye belirtti.
Fransız akademisyen, siyasetçi ve Avrupa Parlamentosu (AP) onursal üyesi Francis Wurtz, “Kürt halkının yanındayız” başlıklı yazısını sanal medya hesabından paylaştı. Aynı başlığı 5 Ekim 2014 tarihinde de kullandığını belirten Wurtz, Kürt halkının direnişine vurgu yaparken, saldırılardaki amacın Rojava Özerk Yönetimi’ni ortadan kaldırmak olduğuna dikkati çekti.
Wurtz’un yazısı şöyle: “Kürt halkının yanındayız
Aynı başlıkla, L’Humanité-Dimanche gazetesinin 5 Ekim 2014 tarihli sayısında şunları yazıyordum: ‘Kobanê’, hafızamıza kazınması gereken bir isim! Gün be gün, iki haftadır aşırı silahlanmış ‘İslam Devleti’ (IŞİD) cihatçıları tarafından kuşatılan bu Suriye Kürt kentinden giderek daha kaygı verici haberler geliyor. Bu satırlar yazıldığı sırada, en kötüsü her an yaşanabilir (…) Güç dengelerinin Suriyeli cihatçılar lehine dönmesinde Ankara iktidarının ağır bir sorumluluğu vardır (…) Askeri imkânlardaki bu bariz eşitsizliğe meydan okuyan Suriye Demokratik Birlik Partisi ve Rojava Halk Savunma Birlikleri’nin kadınlı erkekli savaşçıları, hayranlık uyandıran bir direniş sergilemektedir.’
ABD AÇISINDAN UTANÇ VERİCİ
Hatırlanacaktır: Kobanê’nin silahlı halkı, birkaç ay sonra IŞİD’e ilk yenilgisini yaşattı. Aradan 12 yıl geçti; bu kahraman kent bugün yeniden kuşatma altındadır. Ve saldırganlar arasında yine çok sayıda İslamcı bulunmaktadır. Bunlar ya ülkenin geçici cumhurbaşkanı Ahmed el Şara, eski El Nusra Cephesi kurucusu, karanlık bir geçmişe sahip, yeni Suriye ordusuna entegre edilmişlerdir ya da Erdoğan Türkiyesi tarafından himaye edilen aşırıcı milislerden gelmektedirler. IŞİD’in yenilgiye uğratılmasında Kürt güçlerinin belirleyici rolünü hatırlayan herkes için, bugün onlara reva görülen bu terk ediliş yalnızca onur kırıcı değil, aynı zamanda sorumsuzcadır. Özellikle de ABD açısından bu tutum utanç vericidir. Dün vazgeçilmez müttefikleri olan Kürtleri, Trump’ın iki taktik hedefi uğruna feda etmeye hazırdırlar. Birincisi, ağır geçmişi ve tekrar eden sapmalarına rağmen Suriye’nin yeni hakimine verdikleri sarsılmaz desteği pekiştirmek; ikincisi ise Erdoğan’a yönelik ‘gönül alma’ politikasını sürdürmektir.
Suriyeli Kürtlerin yalnız bırakılması, uluslararası güvenlik açısından da sorumsuzcadır. Unutulmamalıdır ki, IŞİD bağlantılı çok sayıda suçlu Kürt güçlerinin gözetimi altında tutulmaktadır. Oysa Kürtlerin baskı altında kalarak çekilmek zorunda kaldığı Suriye’nin bazı kentlerinde cezaevleri açılmıştır.
HEDEF ÖZERK YÖNETİM
Her hâlükârda, herkes Şam’daki iktidarın ve bu kirli işlerde onu destekleyenlerin hedefinin ne olduğunu görmek zorundadır. Daha önce Alevi ve Dürzi azınlıklara, ardından Kürtlerin azınlıkta olduğu kentlerde onlara eşi benzeri görülmemiş bir şiddetle saldıran bu güçler, şimdi çoğunluğu Kürt olan bölgeyi hedef almaktadır. Amaçları 10 yılı aşkın süredir bilinen o korkunç koşullar altında hayata geçirilen benzersiz bir siyasal deneyime zorla son vermektir; Rojava’nın özerk yönetimi. Bu yönetim, mevcut Suriye rejiminin tıpkı daha önce Esad rejiminde olduğu gibi dayattığı otoriter aşırı merkeziyetçiliğin tam karşısında durmaktadır. Tüm Ortadoğu’da benzeri olmayan Rojava’daki ‘toplumsal sözleşme’, özellikle kadınlar ve erkekler arasında tam eşitliğe, aynı zamanda tüm toplulukların haklarının tanınmasına ve eşitliğine dayanmaktadır. Fransız araştırmacılar bu konuda şöyle not düşüyordu: ‘Beşar el Esad rejiminin zayıflamasından ve Türk silahlı güçlerinin saldırıları karşısında, farklı etnik kökenlerden, kültürlerden ve dinlerden kadınlar ve erkekler bu eşitlikçi, demokratik ve ekolojik projeyi gururla savunmaktadır.’
Tüm bu nedenlerle, bugün ilerici güçlerin yeri Kürt halkının yanıdır.”
MA












