Rojava’ya dönük saldırıları, “kadınların yaşam kurma iradesine saldırı” olarak değerlendiren İzmir Barışa İhtiyacım Kadın İnisiyatifi Üyesi Diler Demirci, “Bu saldırılar patriyarkal ve militarist sistemin devamlılığı açısından da tehdit oluşturmaktadır” dedi.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların, önce Halep’te Kürtlerin yaşadığı mahallelere sonrasında ise Rojava’ya dönük saldırılarında başta kadın ve çocuk olmak üzere çok sayıda sivil katledildi. Halep’te bir kadın savaşçının cenazesinin binadan atılması ve Rojava’da yaşamını yitiren bir kadın savaşçının saçının kesilmesi dünya kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılandı.
Kadın bedenine dönük saldırılara dair İzmir Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi Üyesi Diler Demirci değerlendirmede bulundu.
Çatışma ortamında kadınların ve çocukların hedef haline gelmesini, evrensel insan hakları çerçevesinde kabul edilemez gördüğünü ifade eden Diler Demirci, “Çatışma ortamlarında cenazelere yönelik saldırılar ya da bu yöndeki görüntüler, kadın bedenini değersizleştirme ve savaş ganimeti olarak görülmesine sebebiyet vermektedir. Şiddetin olağanlaşmasına hizmet eder. Savaşın ilk günlerinde bir kadın cenazesinin binadan atılma görüntüleri medyaya servis edildi. Sosyal medya hesaplarında bu kadın ‘melek’ olarak imgelendi. Bu savaşın vahşetini görünmez kılmakta ve romantize etmektedir. Oradaki insanların direnişi dijital sanat objesine dönüştürülmemelidir. Tüm tarafları uluslararası insancıl hukuk ilkelerine uymaya ve sivillerin korunmasını esas alan yaklaşımları benimseye davet ediyoruz” dedi.
‘ROJAVA KADINLARIN ÖZNE OLDUĞU BİR DENEYİM’
Rojava’da kadınların, siyasal, toplumsal ve kamusal alanda özne olduğu bir deneyimin gerçekliğinden bahseden Diler Demirci, “Bu yönüyle farklı coğrafyalarda yaşayan kadınlara umut ve ilham da vermektedir. Bu nedenle Rojava’ya dönük saldırıların yalnızca askeri veya siyasi değil kadınların birlikte eşit ve özgür yaşama hakkına da saldırı olarak değerlendirebiliriz. Kadınların yaşamı yeniden kurma mücadelelerinin şiddet ve onur kırıcı politikalarla bastırılmaya çalışılması patriyarkal ve militarist sistemin devamlılığı açısından da tehdit oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘BARIŞI MERKEZE ALAN BİR SİYASET GEREKLİ’
“Türkiye’de barışın toplumsallaşması ve kalıcı hale gelmesi sınır ötesi gelişmelerden bağımsız değil” diyen Diler Demirci, “Rojava’ya dönük çatışma ve sert söylemlerin içeride barış ihtiyacını zayıflattığını ve kutuplaştırmayı derinleştirdiğini görüyoruz. Barışa ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde savaş zihni ve güvenlik politikalarının yeniden üretilmesi yerine; diyaloğu, müzakereyi ve halkların birlikte yaşam iradesini güçlendiren bir yaklaşımın benimsenmesini istiyoruz. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak, kadınların yaşam hakkını, barışı ve eşitliği merkeze alan bir siyasetin hem Türkiye’de hem de bölgede gerekli ve mümkün olduğu kanısındayız” diye kaydetti.
MA












