HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’nin desteklediği paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarına karşı düzenlenen protestolar sürüyor. Protestolarda saldırıların derhal durdurulması, bölgede yaşanan insani krize dikkat çekildi.
MERSİN
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Tarsus ilçesindeki Yarenlik Alanı’nda açıklama yaptı. Açıklamada “Baskılara, saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Rojava kırmızı çizgimizdir” pankartı açıldı, “Rojava halkı yalnız değildir”, “Kadınların örgüsü İŞİD’İ boğacak” ve “Rojava’da direnen kadınlara bin selam” sloganları atıldı. Açıklamada, Rojava protestoları sırasında, evin balkonunda olayları izlerken Kobanêli Baran Abdi’nin katledilmesine değinildi. Açıklamayı yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Eşbaşkanı Reşat Aşan, “İki gün önce Kobanê’de yaşanan insanlık dışı kuşatmanın kaldırılması için demokratik haklarımızı kullanarak Kobanê halkıyla dayanışmak için açıklama yapmak istedik. Ancak kolluk güçleri açıklama yapmamıza izin vermedi. Uzun süren müzakereler sonuç vermeyince açıklamamızı yapmadan sakin bir şekilde eylemimizi sonlandırdık. Kitlenin dağılması esnasında tanık beyanlarına göre bir grup genç ara sokaklardan geçerken Hüseyin Kanlıbıçak, gençler daha sokağın başındayken ateş etmeye başlıyor. Maalesef o sırada misafirliğe gittiği evin balkonunda olan Baran Abdi kafasına aldığı bir kurşunla hayattan koparılmıştır. Baran Abdi Suriyeli bir Kürt. Muhtemelen Suriye’de yaşanan savaştan sonra göç etmek zorunda kaldı. Ancak maalesef katledildi. Daha önce de provokatif olduğu bilinen katil, ırkçı ve faşist zihniyetin eliyle tetiğe basmıştır. Kürtlere karşı hortlatılan düşmanlık 24 yaşındaki Baran’ın katledilmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.
‘OLAYIN ÖRTBAS EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ’
Baran Abdi’nin olayına dair valilik açıklamasına tepki gösteren Aşan, “Soruşturma yükümlülüğüne aykırı bir şekilde davranıyor. Bununla yetinmeyen Valilik, bir grup genç şahsın bahçesine girmiş diyor. Oysa katilin evinin bahçesi yok. Buradan devletin tüm yetkili mercilerine sesleniyoruz. Valiliğin bu açıklamasını kabul etmiyoruz. Olayın yasal prosedürler gözetilerek aydınlatılmasını talep etmekten, tüm tanık beyanlarının dinlenerek, olay yeri kameraların incelenerek katilin hak ettiği cezayı alması için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bu olayın örtbas edilmesine asla izin vermeyeceğiz Tüm sorumluların tespit erilerek cezalandırılmaları için gerekli mücadeleyi yürütmeye davet edeceğiz” diye konuştu.
‘KÜRTLERE GÖRÜLEN REVANIN ÖZETİDİR’
DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, 4 parçadaki Kürtlerin yüzyıldır payına inkar, ölüm ve çatışma düştüğünü ve Kürtlerin artık bu yüzyılda inkar ve ölüme geçit vermeyeceklerini ifade ederek, bunu için mücadeleye devam edeceklerini söyledi. Bozan, “Tarsus’un Gazipaşa Mahallesi’nde 24 yaşındaki Kobanêli Baran Abdi’nin katledilmesi aslında yüzyıldır Kürt’e reva görülenin özetidir, Kürt’e yaşatılan anın özetidir. 24 yaşındaki Kobanêli Baran Abdi, IŞİD’in Rojava’ya, Kobane’ye yönelik saldırılarında kendi vatanından doğduğu topraklardan çıkmak zorunda kaldı ve Mersin’e geldi” diye belirtti.
Valiliğin Abdi’yi öldüren zanlıyı “Göstericiler bahçesine girdi” aklama çabasına tepki gösteren Bozan, “Gidin bakın size kim bu bilgiyi vermişse size yalan söylemiş, o evin bahçesi yok. Ancak böyle bir açıklama yapıldı, aslında bu bir anlayışın, bu bir zihniyetin tezahürüdür. Bugüne kadar bu coğrafyada Kürtlere ve muhaliflere yönelik defalarca saldırılar gerçekleştirildi. Baran Abdi’yi katleden o cani bu zihniyetten, bu anlayıştan güç aldı. Çünkü şunu biliyorlar: Bu ülkede bu coğrafyada Kürt’ü katlederseniz, sizi koruyacak bir devlet var. Kürt’ü katlederseniz cezasız kalırsınız bundan aldığı cesaretle 24 yaşındaki Kobanêli Baran Abdi’yi katletti. Biz bundan sonra bu ülkede bu coğrafyada bir Kürt’ün, bir muhalifin katledilmesine izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.
‘ROJAVA İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ’
Rojava’ya dönük saldırıları karşı gösterilen direnişe sahip çıkacaklarını ifade eden Bozan, “Halkımızın gönlü ferah olsun Kürtlerin ulusal birliği Rojava’yı özgürleştirecektir. Kürtlerin birliği, Kürtlerin ulusal birliği 27 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan çözüm sürecini de aynı zamanda başarıya ulaştıracak” dedi.
MÛŞ
Mûş Demokratik Kurumlar Platformu, saldırıları ışıklı yürüyüşle protesto etti. Yeşilce Mahallesi’nden Cumhuriyet Caddesi’ne kadar devam eden yürüyüşe, kentte bulunan siyasi parti ve demokratik kurum temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Yürüyüş boyunca kitle sık sık “Her yer Rojava her yer direniş”, “Bijî berxwedana Rojava” sloganları attı. Kitleye çevrede bulunanlar da zılgıt, alkış ve kornalarla destek verdi. Yürüyüş Cumhuriyet Caddesi’nde son buldu.
İSTANBUL
Gençlik Örgütleri, Kadıköy’de bulunan Khalkedon Meydan’ında açıklama yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada “Faşizme ve şovenizme karşı Baran Abdi’yiz” pankartı açıldı. “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız”, “Biji berxwedana Kobanê”, “Rojava teslim alınamaz” dövizleri taşındı. Açıklamada sık sık “Katillerden hesabı gençlik soracak”, “Rojava’da düşene dövüşene bin selam”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Bijî berxwedana Kobanê” sloganları atıldı. Katılımcılar adına açıklamayı yapan Ayşe Topçuoğlu, Suriye’de yönetime getirilen HTŞ’nin Alevi ve Dürzilerle başlayan katliamının Kürtlerle devam ettirildiğini söyledi.
Ateşkese rağmen Kürtlere dönük saldırıların sürdüğünü hatırlatan Ayşe Topçuoğlu, saldırılar nedeniyle ortaya çıkan insani krizde, 5 çocuğun donarak yaşamını yitirdiğini, 5 sivilin katledildiğini anımsatarak, alıkonulan sivil ve esir alınanların ise HTŞ tarafından katledildiğini söyledi. Ayşe Topçuoğlu, “Kobane ‘ye yönelik uygulanan abluka devam etmekte elektrik, su, internet kesilerek en temel ihtiyaçlara erişim engellenmektedir. Bölgeye ulaştırılmak istenilen yardımlar çetelerin saldırı tehdidi altındadır” dedi.
‘DEVLET ELİYLE KÜRT DÜŞMANLIĞI YÜKSELTİLDİ’
Saldırılara karşı gelişen protestolarla sert müdahalelerde bulunduğunun altını çizen Ayşe Topçuoğlu, “Yetmezmişçesine devlet eliyle Kürt düşmanlığı apaçık yükseltildi. Bayrak demagojisi üzerinden Diyar Koç isimli gence yönelik işkence görüntüleri servis edilerek Kürt düşmanlığının ve şiddetin önü açıldı. HTŞ’li çetelerin esir aldıkları bir kadını katlettikten sonra saçını kesmesine karşı ses çıkaranlar hedef alınarak sanatçısı, öğretmeni, avukatı, öğrencisi sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen linç kampanyasının muhatabı haline getirildi” ifadelerini kullandı.
‘BU CİNAYET MÜNFERİT DEĞİLDİR’
Saldırılar ve yükseltilen ırkçı dalga nedeniyle Mersin’in Tarsus ilçesinde 24 yaşındaki Kobanêli Baran Abdi’nin katledildiğini hatırlatan Ayşe Topçuoğlu, “Olayın ardından saatler içerisinde açıklama yapan Mersin Valiliği cinayeti işleyen Hüseyin Kanlıbıçak ve oğlunun yerine ifade verircesine hukuki kılıf bulmak adına cinayetin siyasi ve politik hedefini gizlemeye çalışarak suçun hafifletilmesini hedefleyen açıklamalar yaptı. Bu açıklama dahi devletin refleksinin Baran Abdi’nin failini desteklemek olduğunu gösterdi. Dış politikada HTŞ’yi destekleyerek önünü açanlar iç politikada da Kürt düşmanlığını apaçık göstermiş oldu. Bu cinayet münferit değildir” şeklinde konuştu.
‘KATİLLERDEN HESAP SORACAĞIZ’
Baran Abdi’yi katledenlerin Gezi eylemleri sırasında Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Hrant Dink, Şerzan Kurt, Ceylan Önkol, Ceylan Önkol, Berkin Elvan’ı katledenlerle aynı olduğunu ifade eden Ayşe Topçuoğlu, “Bizler Suruç katliamının, 10 Ekim’in ardından Kobanê düştü düşecek hezeyanları içerisinde bir devrimi büyütenlerin, IŞİD çetelerini tarihin çöplüğüne gönderenlerin umudunu ve kararlılığını taşıyoruz. Bugün IŞİD’i yeniden sahaya sürmek isteyenlerin, cinayetlerle katliamlarla haklarımızı geleceğimizi, özgürlüğümüzü gasp etmek isteyenler bilmelidir ki binlerce on binlerce Baran Abdi bu mücadelenin içerisinde gelişip serpilmektedir” diye ekledi.
İZMİR
Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), Karabağlar Ali Fuat Erden Mahallesi’nde açıklama yaptı. “Rojava direniştir özgürlüktür teslim alınamaz” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Jin, jiyan, azadî”, “Bijî Berxwedana Rojava” ve “Bijî yekitiya gelê Kurd” sloganları atıldı. Açıklamayı yapan TJA’lı Emine Bozdağ, şunları söyledi: “Rojava’da yıllardır kadınların öncülüğünde geliştirilen demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yaşam modeli; erkek egemen, tekçi ve gerici zihniyetler için bir tehdit olarak görülmektedir. Kadınların öz örgütlü gücüyle yaşamın her alanında söz ve karar sahibi olduğu bu sistem, savaş ve şiddet üzerinden varlığını sürdüren güçler tarafından tasfiye edilmek istenmektedir. Bugün Rojava’ya yönelen saldırıların temel hedefi tam da bu nedenle kadın devrimidir. Kadın özgürlüğünü toplumun özgürlüğüyle birlikte ele alan bu paradigma, bugün yalnızca Kürt kadınları için değil, dünya kadınları için de güçlü bir ilham kaynağıdır. Bu nedenle Rojava Kadın Devrimi’ni hedef alan saldırılar, aynı zamanda küresel kadın özgürlük mücadelesine yöneliktir. Bizler TJA olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Rojava yalnız değildir. Rojava Kadın Devrimi sahipsiz değildir. Kadınların öncülüğünde kurulan bu yaşamı savunmak, tarihsel, politik ve vicdani bir sorumluluktur. Kadınların özsavunma hakkı meşrudur ve vazgeçilmezdir. Kadınlar yaşamlarını, bedenlerini ve geleceklerini savunmaktan asla vazgeçmeyecektir.”
AYDIN
DEM Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) Aydın İl Örgütü, Sevgi Yolu’nda, açıklama yaptı. “Rojava, Rojavalılarındır. Rojava’nın hakkını Kürt halkı ve bölge halkları belirlemelidir. Uygulanan kuşatma derhal kaldırılmalıdır” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Bijî berxwedana Rojava” sloganı atıldı.
Açıklamayı yapan DEM Parti Aydın İl Eşbaşkanı Hüsnü Tas, Rojava’ya yönelen saldırıların ortak yaşamı hedef aldığını belirterek, saldırıların amacının Kürt halkının statü elde edememesi olduğunu söyledi. Türkiye’de barıştan yana olan tüm güçleri Rojava ile dayanışmaya çağıran Tas, “Halkların örgütlü iradesi karşısında hiçbir saldırı,savaş politikası başarıya ulaşmayacaktır. Gün Rojava’ya sahip çıkma günüdür. Kürt halkının örgütlü mücadelesi bu saldırıların da üstesinden gelecektir. Rojava’ya sahip çıkmak için Kürt olmak gerekmiyor, insan olmak, vicdanlı ve ahlaklı olmak gerekiyor” dedi.
KUŞADASI
Kuşadası Kent Dayanışması Platformu, açıklama yaptı. “Rojava vicdandır, özgürlüktür, direniştir. Teslim alınamaz” pankartının açıldığı açıklamada “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganı atıldı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamayı Platform Üyesi Beren Toker yaptı. Beren Toker, şunları kaydetti: “Rojava’da kadın özgürlüğünü esas alan, çocukların geleceğini önceleyen, gençlerin söz ve karar sahibi olduğu toplumsal model; cihatçı zihniyetler ve onları kullanan güçler için varoluşsal bir tehdittir. Bu nedenle siviller hedef alınmakta, demografik yapı zorla değiştirilmeye çalışılmakta ve halklar yerinden edilmektedir. Bu tablo, açık biçimde insanlığa karşı suç niteliği taşımaktadır. Kürt halkının IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadele, hiçbir zaman pazarlıkların konusu olmamıştır. Bu mücadele; kadınların köleleştirildiği, çocukların katledildiği, halkların kimlikleri nedeniyle yok edilmek istendiği bir barbarlığa karşı insanlığın savunma mücadelesidir. Kürt halkı bu süreçte yalnızca kendisi için değil, tüm halklar için bedel ödemiştir. Bu mücadelenin yok sayılması, insanlığın ortak hafızasına yönelmiş bir saldırıdır.”
ANKARA
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Yüksel Caddesi’nde açıklama yaptı. Burada toplanan kitleye Konur Sokak’tan yürüyerek katılmak isteyen gençlik örgütleri ise polis tarafından abluka altına alındı. Ablukadaki gençler sık sık “Bijî berxwedana Rojava”, “Jin, jiyan, azadî”, “Kurdistan goristan ji bo faşistan” sloganları attı. Ablukadaki bir genç kadın ise polisler tarafından yere atıldı. Ablukayı kısa sürede aşan gençler, “Bijî berxwedana Rojava” sloganları ile kitleye katıldı.
‘HUKUKA AYKIRI GÜÇ KULLANILIYOR’
Açıklamayı yapan Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara İl Örgütü Eşbaşkanı Fatin Kanat, saldırıların giderek artarak vahşet boyutuna geldiğini belirtti. Kobanê’deki halkların açık bir soykırım tehdidiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kanat, bu saldırılara karşı devam eden protestolara değinerek, “Bu saldırılara karşı Türkiye’nin onlarca ilinde savaşa ve halklara yönelik saldırılara karşı protesto eylemleri düzenlenmektedir. Ancak bu meşru ve haklı eylemlere kolluk güçleri tarafından orantısız ve hukuka aykırı güç kullanılarak müdahale edilirken; işkence ve kötü muamele uygulanmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmış, onlarca kişi tutuklanmıştır. Bu işkencelerin bir örneği olan Diyar Koç, Mardin’in Nusaybin ilçesinde kolluk kuvvetleri tarafından işkence edilerek gözaltına alınmış, tedavisi tamamlanmadan hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Öte yandan Gebze’de bir kadın sağlık emekçisinin saçını örmesi suç sayılarak gözaltına alınması ve hakkında soruşturma başlatılması, baskının ve keyfiyetin ulaştığı boyutu açıkça gözler önüne sermektedir. Son olarak Mersin’in Tarsus ilçesinde gerçekleştirilen protesto eylemine yönelik silahlı, sivil faşist bir saldırı düzenlenmiş; balkondan eylemi izleyen, 2014 yılında IŞİD saldırıları nedeniyle ailesiyle birlikte Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Kobanêli genç Baran Abdi bu saldırının hedefi olmuş ve katledilmiştir” dedi.
‘BUNLAR SİYASİ İKTİDARIN POLİTİKALARININ SONUCU’
Hem protestolarda hem de Kobanê’de yaşanan bu suçların anlık bir öfkenin sonucu olmadığını söyleyen Kanat, şunları ekledi: “Tarsus’ta ve diğer yerlerde yaşanan bu insanlık suçları rastlantı ya da anlık öfkenin sonucu değildir. Bunlar, siyasi iktidarın yıllardır sürdürdüğü savaşçı ve cihatçı güçleri besleyen Suriye politikasının doğrudan sonucudur. Özgür basının susturulmaya çalışılmasının, yerine cihatçı çeteleri meşrulaştıran bir ana akım medya düzeninin kurulmasının; kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerinin yaygınlaştırılmasının; işçilerin ve emekçilerin açlığa, yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm edilmesinin; sermayenin çıkarlarının halkların yaşamının önüne konulmasının kaçınılmaz sonucudur. Kürtleri, Alevileri, Rumları, Ermenileri ve diğer tüm halkları ve inançları yok sayan, farklı olanı tehdit olarak gören zihniyetin geldiği yerdir.”
Mücadeleye devam edeceklerini vurgulayan Kanat, “Bugün emperyalist güçlerin çıkarları ve paylaşım hedefleri doğrultusunda hedef alınan Rojava Devrimi, yalnızca orada yaşayan halkları değil; kadın özgürlüğünü, halkların eşit ve birlikte yaşam iradesini, enternasyonalist dayanışmayı hedef almaktadır. Bundan 11 yıl önce, kadınların öncülüğünde halkların ortak mücadelesi ve enternasyonal dayanışmayla IŞİD barbarlığı yenilgiye uğratılmıştır. Bugün tehdit altında olan tam da bu kazanımlar ve değerlerdir. Bizler sivil faşist çetelere, cihatçı saldırılara, devlet şiddetine ve savaş politikalarına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Baran Abdi’nin katledilmesinin hesabını sormaktan, Rojava halklarıyla dayanışmayı büyütmekten ve bu karanlık düzen karşısında yan yana durmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Açıklama sloganlar ve zılgıtlarla sonlandı.
COLEMERG
Colemêrg’in Gever ilçesine bağlı Orman Mahallesi’nde yüzlerde kişi düzenlediği meşaleli yürüyüşle saldırıları protesto etti. Yürüyüş boyunca sık sık “Bê serok jîyan na be”, “Bijî berxwedana Rojava” ve “Bijî berxwedana YPG’ê” sloganları atıldı. Eylemde ayrıca “Çerxa Şoreşê” marşı ile çeşitli şarkılar seslendirildi. Mahallenin ara sokaklarında yollar kapatılırken, gençler havai fişekler ve sloganlarla saldırıları protesto etti. Eylemler geç saatlere kadar mahallenin birçok sokağında sürdü.
Kent genelinde ise saat 21.00’de ışık kapatma ve ses çıkarma eylemleri de gerçekleştirildi.
AMED
Amed’in Yenişehir ilçesi Seyrantepe Mahallesi’nde saldırılara meşaleli yürüyüşle protesto edildi. Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde yapılan protestoda, yüzlerde kişi, “Rojava, Rojhilat’e Kürdistan yek welate”,”Bijî berxwedana Rojava” sloganları eşliğinde yürüdü. Mahalleli yurttaşlar protestoyu, alkış ve zılgıtlarla destekledi.
BURSA
DEM Parti Bursa Kadın Meclisi, Yıldırım ilçesinde açıklama yaptı. Açıklamada, “Rojava devrimine sahip çık” pankartı açılarak, “Rojava için yaşam koridoru açılsın”, “Jîn, jiyan, azadî”, “Örgülerimiz direniş kalesidir”, “Rojava direniyor” dövizleri taşındı. Açıklamayı yapan DEM Parti Bursa Kadın Meclisi Üyesi Bahar Akdemir, Suriye’de, özellikle Rojava’da, halklara ve kadınlara yönelik saldırılar durmuyor; aksine yeni biçimler alarak derinleştiğini belirtti. Bahar Akdemir, “Adına ‘Şam Yönetimi’ denilen HTŞ, Türkiye’nin ve emperyalist güçlerin açık ya da örtük desteğiyle Rojava’yı hedef almaya devam etmektedir. Rojava’ya dönük topyekûn saldırılar yalnızca askeri değil; Rojava’da halkların birlikte yaşam iradesine, kadın özgürlükçü toplumsal modele ve demokratik özyönetim deneyimine yöneliktir” ifadelerini kullandı.
‘KADIN BEDENİ NESNE HALİNE GELDİ’
Kürt halkına yönelik sürgün, yerinden etme ve teslim alma politikaları sınır aşan bir biçimde devam ettiğini dile getiren Bahar Akdemir, “Kadınlara yönelik savaş suçları, yalnızca bölgedeki kadınlara değil; Ortadoğu’da ve Türkiye’de barış, demokrasi ve özgürlük için mücadele eden tüm kadınlara yönelmiş kolektif bir gözdağıdır. Rojava’ya saldıran, kadınları hedef alan, kadınların bedenini ve kimliğini savaşın nesnesi haline getiren, halkların birlikte yaşam iradesini yok etmeye çalışan HTŞ ve onu meşrulaştıran, destekleyen hiçbir güç barıştan söz edemez. Kadınların özgürlük mücadelesi hedef alındıkça ne güvenlik sağlanabilir ne de gerçek bir barış mümkün olabilir” şeklinde konuştu.
‘MÜCADELE ETMETE DEAM EDECEĞİZ’
Kadınların Rojava’da, Halep’te ve Suriye’nin her yerinde direnen kadınların yanında olduğunu dile getiren Mazlum, “Kürtlere, Alevilere, Süryanilere ve Dürzilere yönelik katliamlar durana kadar sesimizi yükseltmeye, kadın dayanışmasını ve barış mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” dedi.
MA















