Rojava’ya dönük saldırılara ilişkin konuşan Saadet Partisi Milletvekili Bülent Kaya, “Hem Suriye’de hem de Irak’taki Kürtlerle daha fazla güvenin inşa edilmesine dayalı bir dış politika yürütmesinin Türkiye açısından ve Türkiye’nin iç barış açısından faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli silahlı grupların Rojava’ya dönük saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu.
Kaya, “Savaşın, şiddetin, çatışmanın bir kenara bırakılıp bir ateşkesle tekrar mutabakat zeminine, tekrar masaya dönülmüş olmasını olumlu bulmakla birlikte oradaki toplumsal grupların birbirlerine karşı olan güvensizliklerini arttırıcı gelişmelerden de kaygı duyduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.
‘TARİHSEL FIRSATLARA ODAKLANILMALI’
Suriye sahasının İngiltere’nin, Amerika’nın, Fransa’nın, İsrail’in ve diğer körfez ülkelerinin etkisinden bağımsız olmadığını belirten Kaya, “Ancak konjonktürel olarak Türkiye’nin yani bizim ortaya çıkan fırsatlardan öte tarihsel bağlarımız itibariyle hareket etmemiz gerekir. Türkiye’nin hem bütünleşmesini hem tarihsel bağlarını dikkate aldığımızda ise hem Suriye’de hem de Irak’taki Kürtlerle daha fazla güvenin inşa edilmesine dayalı bir dış politika yürütmesinin Türkiye açısından ve Türkiye’nin iç barış açısından daha faydalı olacağını düşünüyorum” diye belirtti. Kaya, Türkiye’nin konjektürel fırsatlara göre hareket etmekten öte tarihsel fırsatlara odaklanmasının daha doğru olacağını kaydetti. Kaya, Suriye’deki Kürtlerin de en az Türkmenler kadar haklarını, hukuklarını savunan bir Türkiye gerçeğinin bölgenin şartlarına daha uygun olduğu tespitinde bulundu.
‘EN BÜYÜK MENFAAT ATEŞKESTİR’
Son günlerde yaşanan gelişmelerle beraber Ortadoğu’da oluşturulan denklemlerin kırılganlığının gün yüzüne çıktığını kaydeden Kaya, “Bu kırılgan zeminde bölge ülkelerinin ve halklarının en büyük menfaati ateşkestedir. Çatışmasızlık ve şiddetin olmadığı bir ortam tesis etmek ve bu ortamı tesis ettikten sonra elbette herkesin belli bir anayasal güvenceye kavuştuğu bir Suriye’yi bir bölgeyi inşa etmek ancak söz konusu olabilir. O açıdan bizim ısrarla üzerinde durmamız gereken şartlar ve koşullar ne olursa olsun sorunlarımızı silah ve çatışma kültüründen uzak diyalog uzlaşı ve müzakere zemininde tutmayı başarmaktan geçiyor. O açıdan hem Suriye hükümetini hem SDG’yi hem bölgedeki diğer tarafları müzakere masasını ayakta tutmaya çağırıyorum. Yine tarafların yanı sıra gücü yeten devlet ve milletlerin de bunu tesis etmeyle ilgili bir diplomasi yürütmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Savaş, çatışma, şiddet asla bu bölgeye huzur getirmez” dedi.
‘KÜRTLERLE DOST OLACAK BİR POLİTİKA İNŞA ETMEMİZ GEREKİR’
Uluslararası konjonktürde karşıtlıkların devam etmesi halinde ABD ve İsrail’in farklı tekliflerle bölge halklarına geleceğini belirten Kaya, “Sorunlarımızı İsrail ve Amerika’ya gerek kalmaksızın çözmemiz lazım. Hiçbir örgütün, hiçbir toplumsal kesim ya da hiçbir devletin İsrail’e veya Amerika’ya mecbur kalmayacağı bir konjektörü hep beraber inşa etmemiz gerekir. Ortadoğu’daki barışın bütün halkların sorunlarını uzlaşı ve diyalog yoluyla çözebileceklerine inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bizlerin de temel vazifesi Ortadoğu’daki her halkın ama özellikle yoğun sayıda soydaşımız, tarihtaşımız, ırktaşımız olan Kürtlerin bulunduğu coğrafyalarda Kürtlerin dostu olan bir dış politika inşa etmemiz gerektiğini buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum” dedi.
MA / Ömer Güngör












