HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarına tepki gösteren sanatçılar, seferberlik ilanının meşru olduğunu belirterek, “Barbarlığa ve vahşete karşı varlık yokluk mücadelesi çerçevesinde direnişi sahiplenelim” çağrısında bulundu.
Heyet Tahrir Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye’nin desteklediği paramiliter grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına tepkiler sürüyor. Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) öncülüğünde dün çok sayıda sanatçı ve kültür kurumu da yaptıkları açıklamada saldırıları kınayarak duruma tepki gösterdi. Açıklamaya katılan sanatçılar Erdoğan Emir, Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nden Abdullah Uysal ve Gölgedekiler Müzik Grubu üyesi Ferit Şeker, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara ilişkin ajansımıza konuştu.
Sanatçı Erdoğan Emir, insani değerlerin yok sayıldığı ve insan hayatının tehdit altına alındığı bir süreçten geçildiğini ifade ederek, Suriye genelinde herhangi bir emek vermemiş, değer görmemiş ve toplumun güvenini kazanamamış olan, yaşam alanlarına yönelik olumsuz sicili bulunan cihatçı hareketlerin; emperyal güçler ve yeni dünya düzeni tarafından, bölge halkının iradesinden uzak bir yapı olarak sahaya sürüldüğünü belirtti. Emir, bu durum karşısında halkların kendi yaşam alanlarını ve değer merkezlerini korumak amacıyla sergiledikleri direnişin haklı olduğunu vurguladı. Aleviler ve Dürziler ile başlayan, son aşamada ise Rojava halklarına yönelen bu operasyonun kabul edilemez olduğunu dile getiren Emir, IŞİD’e karşı yürütülen insanlık mücadelesinde ağır bedeller ödeyen Rojava’nın mevcut konumunun korunamamasının ve oraya kalkan olunamamasının acı verici olduğunu kaydetti. Emir ayrıca, yaşanan bu sürecin Avrupa vicdanı ile burjuva demokrasisinin vaatlerinin aslında ne kadar çıkar odaklı olduğunu bir kez daha gösterdiğine işaret etti.
‘MEŞRU BİR DİRENİŞTİR’
İnsanların bulunduğu her yerde kendi değerlerini koruması gerektiğini belirten Erdoğan Emir, “Bir an önce bu acının durdurulması, kederin ortadan kaldırılması, oradaki insanların kendi yaşam alanlarında yeniden kendi haklı yaşamlarını sürdürmesi gibi bir talebimiz var. İnsanın bulunduğu yerde kendi değerlerini koruma sorumluluğu var. Bu yüzden Kuzey ve Doğu Suriye’deki direniş haklı bir direniştir. Dolayısıyla bu haklı durumu meşru kılan da maruz kalınan saldırılardır. Sizin fikrinizin alınmadığı, değer görmediği ve ani bir güç değişimi dengesiyle bir anda sizin alanlarınıza bir saldırı olması durumunda; yaşamınızı ve toplumunuzu korumak gibi bir sorumluluğunuz olacaktır. Orada yaşayan insanların da bu konuyla ilgili aldığı sorumluluğu kimse yadırgayamaz” dedi.
SORUMLULUK ÇAĞRISI
“Buradan sadece sanatçılara değil, insanların ortak vicdanına seslenmek istiyorum” diyen Emir, “Çünkü sanatçı da bu toplumun bir parçasıdır. Elbette duyguları yaşama vaziyeti daha yoğun olabilir; fakat insanın vicdanına, gerçek bilinç dünyasına seslenmek lazım. Bu gerçekle yüzleşmek ve buna sessiz kalmamak gerekir. Bu karanlık güruhun dünyaya yayacağı ve insanlığa verebileceği hiçbir olumlu şey yoktur. Dolayısıyla buna karşı sessiz kalmamayı, doğruyu savunup yanında durmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Herkesi de sorumluluk almaya çağırıyorum.”
‘HALKLARA KARŞI BİR SOYKIRIM VAR’
Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nden Abdullah Uysal, Ortadoğu’da dengelerin değiştiğini ve bunun bölgedeki cihatçı gruplar eliyle yapıldığını ifade etti. Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırıları Türkiye’nin “koordine” ettiğini dile getiren Uysal, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de olumlu olarak gördüğümüz, başlayan bu barış görüşmeleri ve PKK’nin silah bırakma durumu gibi karşılıklı iyi niyetli adımların atılmasını önemsiyoruz. 20 Eylül’de ‘Barışı toplumsallaştırmak’ çağrımız vardı. Ama biz barışın masalarda değil, toplumsallaştığı yerde kurulacağını biliyoruz. Şu an görüyoruz ki barış halklarca tartışılmıyor, dışarıdan müdahalelerle çeteci gruplar üzerinden yürütülüyor. Barış iklimi sadece Ortadoğu halklarının değil; sanat emekçilerinin, sansüre ve baskıya uğrayan, dilinde sanatını yapamayan başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların özgürce üretim yapabilmesinin de yolunu açacaktır. Bizler sanatçılar olarak uzun süredir sansüre maruz kalıyoruz. İnisiyatifimiz de bu anlamda kurulmuştur. Görüyoruz ki sadece Rojava halkına değil, tüm halklara karşı bir soykırım tehdidi var.”
‘ÖZ SAVUNMA HAKTIR’
Baskı ve saldırının olduğu yerde herkes gibi sanatçılar için de öz savunmanın hak olduğunu vurgulayan Uysal, Türkiye, Avrupa ve dünyadaki tüm sanatçılara sorumluluk düştüğünü ifade etti. Türkiye’de bazı aydınların sürece karşı “sessiz” olduğunu dile getiren Uysal, “Bu doğru bir şey değil. En azından ses çıkarmak önemlidir. Üretimlerimizle, sözlerimizle bu süreçte yer almak gerekiyor. Biz tek başımıza bir şey yapamayabiliriz ama inisiyatifler var, kültür kurumları var. Söz kurabileceğimiz birçok yer var. Örgütlenemediğimiz sürece yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız. Tam da burada Rojava halkı etrafında örgütlendiğimizde; bu sadece Rojava halkının özgürlüğü için değil, aynı zamanda sanatın, bilimin ve ekolojinin de özgürleşmesi demektir. Çünkü hiçbir şey birbirinden bağımsız değil” diye konuştu.
‘KOBANÊ UMUTTUR’
Kobanê direnişinin “tarihin tıkandığı yerde” bir umut olduğunu vurgulayan Uysal, “Bu umudun dünya sanatına ve dünyadaki dengelere yansıması çok önemliydi. Kobanê’de kendi kendini yöneten bir halkın ortaya çıkması, bunu öz savunmayla ve kendi diliyle yapmış olması umut vericidir. Kobanê ruhu önemlidir; çünkü Kobanê bir şeylerin değişebileceğine dair bir umuttu. Şu anda kritik bir aşamadayız. Bu aşamada kalıcı barışı örmeli ve Rojava’ya destek vermeliyiz. Rojava halkı yalnız değildir” dedi.
‘SAHİPLENME’ ÇAĞRISI
Gölgedekiler Müzik Grubu üyesi Ferit Şeker, bu saldırıların Kürt halkının elde ettiği kazanımları boşa düşürme süreci olduğunu belirterek, Rojava halkının bu duruma karşı bir direniş halinde olduğunu ifade etti. Halka yapılan seferberlik çağrısının oradaki kazanımları korumaya dönük olduğunu dile getiren Şeker, bir bütün olarak dört parça Kürdistan’daki halkın bu çağrıya karşılık vermesiyle, hem oradaki kazanımların hem de Kürt halkının varlığının mevcut sınırlar çerçevesinde korunduğunu ve bu durumun meşru olduğunu vurguladı. Devrimci kültür-sanat faaliyeti yürüten sanatçılar olarak Rojava halkına ve orada direnenlere selam gönderdiklerini belirten Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Oradaki kazanımların korunması kıymetli; çünkü bu bir varlık yokluk mücadelesidir. Saldırılar sadece oradaki yaşamı değil, bütün coğrafyayı tehdit ediyor. Bu durum oradaki sanatsal üretimlerin de önünü kesecektir. Buradan bütün sanatçılara çağrımız; bu barbarlığa ve vahşete karşı, insani bir noktadan, varlık yokluk mücadelesi çerçevesinde bu direnişin sahiplenilmesidir.”
MA / Ömer İbrahimoğlu













