Halep’in Kürt mahallelerindeki saldırılara dikkati çeken Demokratik Birlik İnisiyatifi Sekretaryası’ndan Diba Keskin, “Allah’ın adına yeminler olsun ki geri adım atmayacağız” dedi.
Riha’da Emek ve Demokrasi Platformu tarafından “Kendimizi ve kentimizi yönetmek: Kentte demokrasi ve toplumsal barış” şiarıyla düzenlenen çalıştay, devam ediyor. Yapılan 2’nci oturumda, “Hak temelli bir toplum için: Anadilinde eğitim, inanç özgürlüğü ve kültürel çoğulculuk” tartışıldı. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Riha Şubesi Eşbaşkanı Özlem Ulutaş Şengül’ün moderatörlüğünde yapılan oturuma, Barış Akademisyeni Prof. Dr. Işıl Ünal, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) eski Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve Demokratik Birlik İnisiyatifi Sekretaryası’ndan Diba Ermiş Keskin sunum yaptı.
‘MÜSLÜMANLIK ADINA YAPILAN ZULMÜ KINIYORUM’
Oturumda ilk sözü alan Demokratik Birlik İnisiyatifi Sekretaryası Diba Ermiş Keskin, Kürt halkının çok duygusal bir halk olduğu söylendiğini belirten Diba Ermiş Keskin, “Gözlerimizin önünde anamızı, babamızı, çocuklarımızı, yakınlarımızı katlediyorlar. Bizler, duygusal olmayacak mıyız? İnsanlık, herhangi bir yerde bir zulüm ve zorbalık olduğu zaman ona karşı sesini yükseltebilmektir. Zulmü durduramıyorsun, dilinle tepki göstermelisin. En zayıf iman, sadece içinde kınamaktır. Asıl olan fiziki olarak da tepkini dile getirmek gerekiyor. Kürt bir anne olarak, sözüm ona ‘Müslümanlık’ adına Rojava’da yapılan zulmü kınıyorum. Kadın katliam fetvası verenleri, cennetten tapu dağıtan sözde alimleri kınıyorum” diye konuştu.
‘ALLAH’A YEMİNLER OLSUN Kİ GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ’
Şêxmaqsûd ve Eşrefîye mahallelerinde yaşananlara dikkat çeken Diba Ermiş Keskin, “Nasıl sesimizi yükseltmeyelim. Kardeşlerimiz, insanlık katlediliyor. ‘Allahu ekber’ diyerek yapıyorlar. İnsanlarımızı katledip cenazelerini binalardan atıp videoya alıyorlar. Bu vahşet ve zulümdür. Herkesin bunun karşısında en güçlü şekilde durması lazım. Lanetli DAİŞ’liler bilsin ki hiçbir zaman korkmadık. Tarihimiz bize gösterdi, bu zulüm savaşıdır. Evet, içimiz acıdı. Allah’a yeminler olsun ki korkmadık. Allah’ın adına yeminler olsun ki geri adım atmayacağız. Eninde sonunda zafere ulaşacağız” ifadelerini kullandı.
‘ANADİLDE EĞİTİM HAKKI, KOLEKTİF BİR HAKTIR’
Ardından konuşan Barış Akademisyeni Prof. Dr. Işıl Ünal, anadilde eğitimin, eğitim hakkının bir parçası olduğunu söyledi. Eğitim hakkı, bir toplumun demokratik gelişimiyle ilişkili olduğunu ifade eden Işıl Ünal, “Ulus devlet, gerek bireysel hakları gerekse de kolektif hakları açısından büyük sorunlar oluşturdu. Bizim gibi ülkelerde bu sorun daha çok oldu. Anadilde eğitim hakkı, kolektif bir haktır. Ülkemizde Türklük üzerine kurulu bir devletten söz ediyoruz. Bunun için kolektif haklardan olan anadilinde eğitim hakkı kazanılmış değil. Tek dil, tek devlet üzerine yürütülen politikalar yürütülüyor” şeklinde konuştu.
Anadilde eğitim, eğitim hakkıyla birlikte olduğu zaman bir anlam kazandığını vurgulayan Işıl Ünal, “Örneğin kamu kurumlarınca eğitim düzenlenecek. Kamu kurumlarıyla finanse edilecek ve herkes için anadilinde olacak. Demokratikleşme adımlarının atıldığı bu gülerde de bu sorun devam ediyor” diye belirtti.
Oturumun son konuşmacısı DAD eski Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, Suriye’de halklara ve inançlara yönelik yapılan katliamları kınayarak, “Bir Astronotun dünyayı tanımlaması vardı. Hiç aklımdan çıkmaz ve çok güzeldir. Bizim Alevi felsefesiyle de çok güzel örtüşür. Astronot, ‘Ben uzaydan dünyadan uzaklaşıp uzaya gittiğim zaman tekrar dönüp dünyaya baktığım zaman muhteşem bir mavi küre görmüştüm. O güzelliği ancak gören bilir’ demişti. Evet, bu küre gerçekten uzaktan uzaydan baktığın zaman güzeldir. Yukarıdan baktığında da biz Aleviler olarak şunu söyleriz; Hepimiz o evrenin dünya üzerindeki suyun, güneşin, toprağın, havanın ikrarlı birliği ile var olmuş canlar olarak bir arada yaşamayı neden beceremeyiz?’ diye sorarız” şeklinde konuştu.
Oturum, yapılan konuşmaların ardından soru-cevap bölümüyle sonlandı.
MA














