Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri katleden güçlere verdiği destek birçok kesim tarafından tepki ile karşılanırken, Gelecek Partisi Genel Başkan Vekili Ayhan Sefer Üstün, AKP’nin süreci sahiplenemediğini belirterek,”Türkiye’de yaşanan sürecin sahiplenmesi lazım” dedi.
Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê ile Süryanilerin bulunduğu Benî Zêd mahallelerine yönelik Türkiye destekli silahlı grupların saldırılarında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 10 sivil yaşamını yitirdi, 64 kişi yaralandı. Saldırılarda Şehit Xalid Fecir Hastanesi de hedef alınırken, sağlık çalışanları yaralandı ve hastane ağır hasar gördü.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, bugün yaptığı açıklama ile sivillerin korunmasının öncelik olduğunu belirtti. Ayrıca açıklama ile uluslararası arabulucu güçlerin sivillerin korunmasına yönelik önerisini kabul ettiğini duyurarak, 1 Nisan anlaşmasına uyulması ve mahalle meclislerinin çalışmalarının sürmesi şartıyla Şêxmeqsûd’taki güçlerini Özerk Yönetim bölgelerine çekmeyi kabul etti.
Gelecek Partisi Genel Başkan Vekili Ayhan Sefer Üstün, Halep’te bulunan Kürtlere dönük Türkiye destekli saldırılara ve Türkiye’de devam eden sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
Üstün, Suriye’de yaşanan sürecin yalnızca son 10 yılla sınırlı olmadığını, Türkiye ve Suriye’de yaklaşık 70–80 yıldır süren tarihsel acıların bir sonucu olduğunu söyledi. Suriye’de devletin yeniden şekillendiğini belirten Üstün, ortaya çıkacak yeni devlet yapısının Araplar, Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler ve Hristiyanların tamamını kapsayan, herkesin “Bu benim devletimdir” diyebileceği bir mimariye sahip olması gerektiğini ifade etti. Bu kapsayıcı devlet anlayışının Ahmet Davutoğlu tarafından da Suriye yönetimine telkin edildiğini belirten Üstün, yeni devlet mimarisine tüm toplumsal kesimlerin katkı sunmasının önemine dikkat çekti.
‘HERKES MUTABAKATA KATKI SUNMALI’
Her kesimin 10 Mart Mutabakatı’na destek vermesi ve sürece katkı sunması gerektiğini belirten Üstün, mutabakatın artık hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Sorunların demokratik ve siyasi zeminlerde ele alınmasının önemine dikkat çeken Üstün, uzun süredir Halep’te yaşanan gerginliğe de değindi. Üstün, “Bu sorunun çözümünün daha demokratik usullerle, daha barışçıl yöntemlerle, daha siyasi yollarla olması gerekir. Biz tarafları çatışmaya sürükleyecek bir ortam içinde olunmasını arzu etmiyoruz. Halep Türklerin de, Arapların da, Kürtlerin de yaşadığı ortak bir şehirdir. Yani burada duvarların olmasını kimse kabul edemez. Duvar olmaz, barikat olmaz. Bu şehrin herkesin yaşayabileceği, ‘herkesin benim şehrim’ diyebildiği bir şehir noktasına gelmesi lazım” şeklinde konuştu.
‘AK PARTİ KANADI SÜRECİ HİÇBİR ZAMAN SAHİPLENMEDİ’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile bu sürecin Suriye’ye yansımalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Üstün, sürecin Suriye’ye yansıması noktasında iktidarın kendi içerisinde farklılık gösterdiğini ve iktidar içerisinde de farklı bir sürecin yürüdüğünü ifade etti. Üstün, “Özellikle AK Parti kanadı süreci hiçbir zaman sahiplenemedi. Bu sahiplenmeme duygusu güya oy kaybı ve iktidar kaygısından kaynaklanıyor. Önceki zamanlarda Sayın Cumhurbaşkanı şöyle bir tavır içerisindeydi: ‘Türkiye ve bölge kazansın, biz kaybetmeye razıyız.’ Ancak şimdi bu anlayıştan vazgeçmiş durumda. ‘Ben kazanayım ama isterse ülke kaybedebilir’. Böyle bir anlayışla yani kendi kazancını önceleyen bir yaklaşıma döndü Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti. Bu korku ve endişe ise büyük sorunların çözümü konusunda iktidarın geri durmasını sağlıyor. Yani Ak Parti risk almıyor, alamıyor. Risk almayınca da kestirme yollar, kestirme söylemlere gidiyor. Ancak Türkiye’de yaşanan sürecin sahiplenmesi lazım. Bunun Suriye’deki yansımaları konusunda da daha cesur olunması gerekir” ifadelerini kullandı.
‘SDG VE MERKEZİ HÜKÜMET OYUNLARA GELMEMELİ’
Şex Maqsut ve Eşrefiye mahallelerine saldıran silahlı grupların göğüsleri ve kollarında bulunan DAİŞ logolarına ilişkin de konuşan Üstün, “Ben onu takip edemedim. Ancak DAEŞ logosunun olması, örneğin varsa öyle bir görüntü bunu Ahmet Şara da istemez. Onun da lehine olan bir olay değil bu. Çünkü DAEŞ’in artık kimin aparatı olduğunu herkes biliyor. İsrail’in aparatı ve İsrail tarafından kullandığını, artık ismimizi bilir gibi biliyoruz. DAEŞ’in orada boy gösterecek olması veya onun amblemlerinin yer alması şu anda merkezi Suriye hükümetinin de işine gelmez. Burada uyanık olmak gerekir. Dolayısıyla hem SDG tarafı hem de merkezi hükümet bu tür oyunlara gelmemeli” dedi.
‘SORUNUMUZU KENDİMİZ ÇÖZMELİYİZ’
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve partisinin Türkiye ile bölgede yaşayan halkların tamamıyla kardeşçe yaşaması gerektiğini önerdiğini belirten Üstün, “Bunun içerisinde Araplar da var, Kürtler de var. Dolayısıyla biz kendi sorunumuzu kendimiz çözmemiz gerektiği noktasındayız. Biliyorsunuz son bir yılda üç kez Kuzey Irak’a ve Irak’a gitti Sayın Ahmet Davutoğlu ve oradaki her kesimle Türklerle, Araplarla, Sünnilerle, diğerleri ile çok rahat görüşebiliyor. ‘Bizim kendi sorunumuzu kendimiz çözmemiz lazım’ diyor. Dolayısıyla Suriye’de de kendi sorunumuzu kendimiz çözmemiz lazım” dedi.
MA / Ömer Güngör












