Gazeteci Murat Yetkin yazısında Orban’ın üst üste dördüncü kez seçim zaferi kazanmasını ele aldı. Yetkin, Ukrayna Krizi ve altı partili muhalefet ittifakının seçilme şansı yüksek aday değil, uzlaşma adayıyla çıkıp güven verememesinin Orban’ın seçim zaferini getirdiğini iddia etti.
Seçim öncesi yapılan anketler oy oranları birbirine yakın gözükmesine rağmen sandıktan açık farkla Orban’ın çıkmasını sağlayan faktör, anketlerdeki kararsızların kararı oldu. Yetkin, “Ne olmuştu da seçim öncesinde Orban’a oy vermeyeceğini söyleyen seçmen ona dönmüştü?” sorusu sorarak şu tespitleri yaptı:
1- Ukrayna Krizi Orban’ı zayıflatmadı, güçlendirdi. Muhalefet krizin başında Ukrayna’dan yana Rusya karşıtı tavır aldı. Orban ise denge siyaseti izledi ve AB-NATO hattının ötesine geçmedi. Böylece son ay içinde aleyhinde esen AB rüzgârı aleyhinde duruldu.
2- Orban seçimlere giderken muhalif medyayı bastırmaya, bastıramadığını satın almaya başladı. Seçim yasalarını değiştirdi. Muhalefetin seçim yasalarının adil olmayacağı propagandası geri tepti ve bir kısım muhalif seçmenin sandığa gitmemesine yol açtı.
3- Yakın zamana dek muhalefetin Budapeşte’nin Orban’a rağmen seçim kazanan (yabni “Bir hikayesi olan”) Budapeşte Belediye Başkanı Gergely Karacsony’yi aday göstereceği beklentisi vardı. Ancak altı partinin üzerinde uzlaşabildiği aday Marik-Zay oldu. “Seçilebilecek” değil, “üzerinde uzlaşılan” aday tercihi muhalefete oy kaybettirdi.
4- Orban’ın neredeyse tamamını kontrol ettiği medya üzerinden yürüttüğü LGBTQ-karşıtı ve AB siyasetini ona bağlayan propaganda sonuç verdi. Budapeşte’de geriye düşen Fidesz, taşra oylarıyla kazandı.
Macaristan’daki durumla Türkiye’yi karşılaştıran Yetkin, Ukrayna krizinde Recep Tayyip Erdoğan’ın dengeli siyaset izlemesinin uluslararası planda Erdoğan-karşıtı havayı kırdığını savundu. Türkiye içindeki “Erdoğan-karşıtlığı”nın iki nedenin “2010’dan bu yana kademeli olarak yükselip 2017’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle tek adam yönetimine ve oligarşik yapıya doğru evrilen yönetim tarzı” ve “2013-2021 arası izlenen dış politika ve 2018 seçimlerinden itibaren izlenen ekonomi politikası nedeniyle içine sürüklendiğimiz ekonomik kriz” olduğunu savunan Yetkin, ekonomik ve siyasi krizler tek başına iktidar değişikliği getirmiyor; muhalefetin seçmene kendisinin düzelteceğine dair güven vermesi de gerektiğini yazdı.
Seçilebilecek aday sorununun kritik önemde olduğunu yazan Yetkin, muhalefetin henüz alternatif ekonomi programı olmadığına dikkat çekti. Muhalefetin en önemli sorunlarından birinin “seçilebilecek adayın saptanması” olduğunu yazan Yetkin, “bütün partilerin üzerinde anlaşabilecekleri, herkesin içine sinen aday, seçilebilecek aday olmayabilir. Kürt seçmenin oyunu alabilecek bir aday ortaya çıkarılması da en önemli etkenler arasındadır. Sanırım “kazanabilecek aday” muhalefetin önündeki en önemli sorunudur” diye yazdı.
HABER MERKEZİ













