Son zamanlarda ekonomiye ve siyasete dair “demokrasi” açıklamaları ile AKP-MHP iktidarının tepkileriyle karşılanan Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD), Ukrayna krizi ile yeni bir boyut alan ekonomik ve siyasi kriz ortamında Olağan Genel Kurulu bugün İstanbul’da düzenlendi. Genel Kurul’da TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, ithalatta dışa bağımlılığa vurgu yaparken mevcut faiz politikasını eleştirerek “belirsizlik ve öngörülemezlik yeni normalimiz oldu” dedi.
Pandeminin dünya ekonomisinde yarattığı resesyondan çıkma aşamasında iken patlak veren Ukrayna krizinin stagflasyona neden olabileceğine değinen Özilhan enflasyonist baskının ortadan kaldırılması için para ve maliye politikasının fiyat istikrarı doğrultusunda uygulanması gerektiğini savundu. Sorunlardan çıkış için de geçenlerde yayınladığı “Geleceği İnşa” adlı rapora atıf yaparak “yönetim sistemi”nde iyileştirmelerin” yapılmasını isteyen Özilhan, “bu doğrultuda atılması gereken en önemli adım temel hak ve özgürlüklerin, hukukun üstünlüğü ve adalet sisteminin ve kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi olacaktır” dedi.
Ukrayna krizinin başta buğday ve diğer gıda ürünlerinde ve ayrıca nikel, paladyum ve titanyum gibi bazı metal ve minerallerin ticareti açısından uzun yıllara yayılan sorunlara neden olacağına dikkat çeken Özilhan, hükümetin Ukrayna krizi karşısındaki “yumuşak güç” tavrını Batı ile ilişkilerin yeniden olumluya dönmesi açısından olumlu bulduğunu belirtti.
TÜSİAD Genel Kurulu’nda AKP döneminde ekonomi politikalarına yönelik bir eleştiri de TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski’den geldi. Ekonomisi güçlü olmayan ülkelerin dünyadaki etkisinin daha da azalacağı bir yöne doğru gidiyoruz diyen Kaslowski, tedarik zincirlerinin yeniden kurgulanmasına ve yeşil dönüşüm projelerinin taleplerine hazırlıksız yakalanması durumunda bu dönüşümde rol oynayabileceğini savundu. Kaslowski, büyüme ile kalkınma arasında fark olduğunu belirterek “katma değeri düşük, teknolojik olmayan ürünlerle ya da ticarete tabi olmayan sektörlerde büyüyebilirsiniz ama kalkınma gerçekleşmez” diyerek AKP’nin inşaat sektörünün taşıyıcılığında büyüme stratejisini eleştirdi.
“Türkiye’nin gelişmişlik düzeyinde bir ekonomide, ucuz emeğe ve düşük standartlara dayalı ihracat yoluyla kalkınma modeli uygulanamaz” olduğunu savunan Kaslowski, sürdürülmekte olan politikaların reel kesim ve bankaları yorduğunu belirtti.
Son krizin en belirgin sonuçlarından birisinin, bugüne dek ekonomik gücüne koşut bir stratejik kimliğin sorumluluğunu yüklenmek istemeyen Avrupa Birliği’nin dünya sahnesine stratejik bir aktör olarak çıkması olduğuna dikkat çeken Kaslowski, Sağ popülist iktidarlar zayıfladığını, güçlü tek lider rejimlerin de prestij ve etki kaybettiğini savundu.
Kaslowski, Türkiye’nin ticaretinin önemli bir bölümünü AB ile yaptığını işaret ederek “başta Avrupa Birliği olmak üzere, transatlantik ortaklarımız ile ilişkilerin gelişmesi için, Türkiye’deki hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, bireysel haklar, düşünce ve ifade özgürlükleri gibi konularda silkinmek, hızla restorasyona gitmek ve ülke demokrasisini tahkim etmek” gerektiğini belirtti. Aksi takdirde hem ekonomik hem stratejik olarak yeni konjonktürün sunduğu fırsatlardan Türkiye’nin yeterince yararlanamayacağına işaret etti.
TÜSİAD Genel Kurulu, bir kez daha Türkiye’nin ekseninin yeniden ABD-AB olması taleplerini dile getirerek, AKP-MHP iktidarını eleştirerek restorasyon arayışlarına bir süredir açıktan verdiği desteği sürdüreceğini göstermiş oldu
HABER MERKEZİ


















