Halep’teki Kürt mahallerine yönelik abluka, kıyı bölgelerindeki Alevi katliamları, DAİŞ’in yeniden görünür olması Türkiye’nin her koşulda hizmetindeki bir Suriye arayışının parçası olarak değerlendiriliyor.
Kuzey Suriye’de son günlerde yaşanan gelişmeler, bölgedeki güç dengelerinin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sahadan edinilen bilgiler, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) bölgedeki operasyonel derinliğini ve DAİŞ’in Halep’te yeniden görünür hale geldiğini açığa çıkardı.
Bu iki gelişme, ilk bakışta birbirinden bağımsız görünse de Suriye’nin geleceğine ilişkin derin kaygıları beraberinde getiriyor.
HENDERAT KAMPI TOPLANTISI
Halep’te 3 Kasım 2025 tarihinde Müslimiye Merkez Cezaevi yakınlarındaki Henderat Kampı’nda gerçekleşen bir toplantı, sıradan bir askeri koordinasyon toplantısının çok ötesinde anlamlar taşıyor.
MİT dış birim görevlisi Emir El Celeb ile El Şimal Tugayı Askeri Komutan Yardımcısı Mihemed Xasrûm’un katıldığı bu buluşma, Türkiye’nin Suriye’deki varlığının ne denli derinlere kök saldığını gösteriyor. Toplantıya katılan diğer iki ismin de Til Cibin köyünden olması tesadüf değil. MİT’in yerel ağlar üzerinden çalışma prensibini bir kez daha doğruluyor.
Toplantının ana gündemi, genç Arapların ve lise mezunlarının askere alınması oldu. Bu strateji, MİT’in uzun vadeli planlarının önemli bir parçasını oluşturuyor.
GENÇ ARAPLAR
Türkiye’nin istihbarat teşkilatı, bölgedeki demografik yapıyı iyi analiz etmiş. Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelere yönelik operasyonlarda, Arap gençlerin kullanılması hem yerel meşruiyet sağlıyor hem de etnik gerilimleri körükleme potansiyeli taşıyor. Bu, klasik “böl ve yönet” stratejisinin modern uygulaması.
EĞİTİM PROĞRAMLARI
Bu kapsamda şu anda iki farklı lokasyonda eğitimler devam ediyor:
Esad Askeri Akademisi El-Mot Kavşağı yakınında konumlanmış ve bir buçuk aydır eğitim veriyor. Humus Harp Akademisi ise aynı süreyle paralel eğitim yürütüyor. Her iki programın süresi de 3 ay.
Her iki eğitim de Türkiye askeri personelinin doğrudan gözetiminde gerçekleşiyor. Bu, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının resmi sınırların çok ötesine geçtiğini ortaya koyuyor.
HEDEFLER
Halep’in Şêx Maqsud, Eşrefiye mahalleleri ile Kobanê hedef. Birinci aşamada Şêx Maqsud ve Eşrefiye mahalleleri hedef alınacak. Bu iki mahalle, Halep’in Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgeler. Yıllardır çeşitli grupların saldırılarına direnen bu mahalleler, sembolik öneme sahip.
İkinci aşamada ise Kobanê hedefleniyor. 2014-2015 yıllarında DAİŞ’e karşı verilen direnişle dünya kamuoyunun gündemine oturan Kobanê, Kürt özgürlük mücadelesinin simgesi haline geldi. MİT’in bu kenti hedef alması, sadece askeri değil, psikolojik bir savaşın da parçası.
DAİŞ YENİDEN HALEP’TE
DAİŞ üssü Halep’in Şaar bölgesinde yaşananlar, Suriye’deki güvenlik dengesinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. DAİŞ’liler, örgüt üniformalarıyla açıkça bölgede konuşlanmış durumda. Daha da şaşırtıcı olan, HTŞ’ye bağlı güvenlik güçlerinin bu duruma müdahale etmemesi, hatta askerlere “DAİŞ’e yaklaşmayın” talimatı verildiği iddiası. Bu durum birçok soruyu beraberinde getiriyor. HTŞ ile DAİŞ arasında bir tür “saldırmazlık anlaşması” mı var?
Yoksa daha karanlık bir işbirliği mi söz konusu?
Şaar bölgesindeki DAİŞ varlığının başında Ebu Nazir el-Tunusi isimli bir kişi bulunuyor. Tunuslu olduğu anlaşılan bu isim, daha önce sağlık merkezi olarak kullanılan üç katlı bir binayı karargaha dönüştürmüş.
El-Hilvaniye kavşağının batısında yer alan bu merkezde sürekli olarak 20’den fazla militan bulunuyor. Diğer militanlar ise Şaar’ın farklı noktalarına dağılmış. Militanların çoğunluğu Halepli ve yakın zamanda DAİŞ’e katılmış. Bu, örgütün yerel devşirme faaliyetlerinin hâlâ aktif olduğunu gösteriyor. DAİŞ’in Şaar’daki varlığı, bölge halkı üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor.
HALKIN DURUMU
Kadınlara başörtüsü zorunluluğu dayatılırken marketlerde sigara satışı yasaklandı. Halk arasında korku ve tedirginlik hâkim. Bu uygulamalar, DAİŞ’in “hilafet” dönemindeki baskıcı politikalarının geri döndüğünün açık işaretleri.
DAİŞ’in Halep içindeki varlığı Şaar ile sınırlı değil. Militanların Mesakên Hanano mahallesine de yayıldığı, akşam saatlerinden itibaren şehrin çeşitli mahallelerinde görüldüğü belirtiliyor. Bu yayılma, hiçbir güvenlik gücü tarafından engellenmiyor. Bunlarda DAİŞ’in Halep’te gizli ve sessiz bir şekilde yayıldığını gösteriyor. Ahmet El Şara hükümetinin bunun farkında olduğu, ancak müsamaanın nedeninin anlaşılamadığı ifade ediliyor.
DAİŞ’E MÜSAMAANIN NEDENİ
Bu sessizlik, birkaç olasılığı gündeme getiriyor. Birincisi, HTŞ’nin DAİŞ ile taktik bir uzlaşıya varmış olması. İkincisi, HTŞ’nin askeri kapasitesinin DAİŞ’le mücadeleye yetmemesi. Üçüncüsü ise dış aktörlerin, belki de Türkiye’nin, bu duruma göz yumması için baskı yapması. Hangi olasılık doğru olursa olsun, sonuç Suriye halkı için felaket anlamına geliyor.
ÇOK KATMANLI BİR SAVAŞ
MİT’in Suriye’deki varlığı, askeri operasyonların çok ötesinde. Türk istihbaratı, Suriye’nin HTŞ ve muhalefet kontrolündeki bölgelerinde tüm idari yapıyı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmiş durumda. Askeri kurumlardan sivil yapılara, yerel yönetimlerden ekonomik mekanizmalara kadar her alanda MİT’in parmak izi var. Bu, klasik bir istihbarat operasyonunun ötesinde, fiili bir gölge yönetim anlamına geliyor.
ŞARA SONRASI
Ahmed El Şara sonrası MİT’in Suriye’deki kurumsallaşması hesaplanıyor. Bu senaryoda, MİT’in eğittiği ve koordine ettiği Milli Ordu unsurları ön plana çıkacak. Türk istihbaratının sahada konuşlandırdığı kadrolar, HTŞ’nin yerini alacak şekilde pozisyonlandırılmış. Bu strateji, Türkiye’nin Suriye üzerindeki uzun vadeli emellerini açıkça ortaya koyuyor. Amaç, kim iktidarda olursa olsun Türkiye çıkarlarına hizmet eden bir Suriye.
KUZEY VE DOĞU SURİYE
MİT’in Özerk Yönetim bölgelerine yönelik faaliyetleri de çok boyutlu. Kamp operasyonları kapsamında Roj Kampı ve Hol Kampı’ndan aile kaçırma girişimleri sürdürülüyor. Bu kamplar, DAİŞ ailelerinin tutulduğu yerler ve güvenlik açısından kritik öneme sahip. İç sızma faaliyetleri ile Özerk Yönetim kurumlarına, kadro ve üye düzeyinde ajanlar yerleştirilmeye çalışılıyor. Bu, örgütü “içeriden çökertme” stratejisinin parçası.
İstihbarat toplama çerçevesinde cezaevleri, kontrol noktaları, askeri tesisler ve sivil kurumlar hakkında sürekli bilgi akışı sağlanıyor. Sanal medya operasyonları ile gruplar ve bireyler üzerinden hem bilgi toplama hem de propaganda faaliyetleri yürütülüyor.
SONUÇ
Türkiye’nin Suriye politikası, her zaman “çok araçlı” bir yapıya sahip oldu. Milli Ordu, HTŞ, hatta zaman zaman DAİŞ kalıntıları, bu politikanın farklı enstrümanları olarak kullanıldı. DAİŞ’in Halep’te HTŞ tarafından engellenmeden yayılması, bu “çok araçlı” stratejinin yeni bir boyutuna işaret ediyor. DAİŞ, belirli bölgelerde Kürt varlığına karşı kullanılacak bir “yedek güç” olarak konumlandırılıyor.
RİSKLER
1 – Şêx Maqsud ve Eşrefiye için tehlike kapıda. MİT koordinasyonundaki eğitim programlarının birincil hedefi bu mahalleler. Önümüzdeki aylarda ciddi bir askeri operasyon riski bulunuyor.
2 – Kobanê uzun vadeli hedef olarak gündemde. Eğitim programlarının nihai amacı, Kobanê’ye yönelik bir saldırı kapasitesi oluşturmak.
3 – Halep için DAİŞ tehdidi büyüyor. Örgütün kontrolsüz yayılması, kent için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor.
MA / Erdoğan Altan











