Künye   Hakkımızda
19 Ekim 2026, Pazartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result

İspanya: Konut Sorunu, Göç Ve Aşırı Sağın Yükselişi

Mehmet TAŞ

19 Ekim 2026
in Gündem, Yazarlar
Mehmet Taş Mehmet Taş
9 min read
Mehmet Taş Mehmet Taş
İspanya: Konut Sorunu, Göç Ve Aşırı Sağın Yükselişi
ShareTweetSend

İspanya Kongresi, uzun süredir devam eden barınma krizine sınırlı da olsa çözüm getirmeyi amaçlayan iki kararnameyi 2 Ekim’de reddetti. Oylama yapılırken binlerce kişi Kongre binasının önünde kararnamelerin kabul edilmesini bekliyordu.

Ertesi gün ülke genelinde çok daha büyük bir toplumsal tepki ortaya çıktı. Fahiş kira artışlarına, tahliyelere ve emlak spekülasyonu yoluyla mahallelerin nüfus ve ekonomik yapısının değiştirilmesine karşı yüz binlerce insan sokaklara çıktı. Madrid’deki gösterilere yaklaşık bir milyon kişi katılırken, 54 kentte daha kitlesel eylemler düzenlendi. Bu büyük toplumsal hareketliliğin ardından Başbakan Pedro Sánchez, hafta sonunda erken seçim tarihini açıkladı.

Barınma hakkı mücadelesinin gençleri, yaşlıları, emekçileri ve çocuklu aileleri kapsayan geniş bir toplumsal karakter kazanması, yaklaşan seçimin büyük ölçüde bir “barınma politikası referandumuna” dönüşebileceğini gösteriyor. Çünkü konut sorunu, toplumun çoğunluğunun gündelik yaşamına doğrudan dokunan temel meselelerden biri haline gelmiş durumda.

Göç krizi ve aşırı sağın yükselişi

İspanya’yı PSOE öncülüğündeki bir sol koalisyon yönetiyor. Başbakan Sánchez, Gazze’deki soykırıma karşı aldığı tutum sayesinde uluslararası alanda ilerici bir itibar kazanmasına rağmen, temmuz ayında Ceuta’da patlak veren insani krizi yönetmekte başarısız oldu.

Sağcı Halk Partisi (PP) ile aşırı sağcı Vox, bu krizi yabancı düşmanı bir söylemle “ulusal egemenlik sorunu”na dönüştürdü. Göçmenleri ve Fas’ı hedef alan kampanya, İspanya’nın hem Fas hem de Avrupa Birliği ile ilişkilerinde diplomatik gerilimi tırmandırdı. Sağ, 26 Eylül’de Sánchez hükümetinin “ihanetine” karşı düzenlediği gösteriyle kamuoyu desteğini zirveye çıkardı.

Ancak bu üstünlük uzun sürmedi. Sağ partilerin Mecliste barınma kararnamelerini reddetmesi, onların toplumsal desteğine ciddi bir darbe indirdi. Göçmenleri hedef göstererek güç kazanmaya çalışan sağ, konut krizinde açıkça emlak sahiplerinin ve rantçı sermayenin yanında yer aldı.

Böylece birkaç gün içinde iki farklı İspanya görüntüsü ortaya çıktı: Bir tarafta Ceuta üzerinden hükümeti “ihanetle” suçlayan sağcı göstericiler, diğer tarafta gayrimenkul spekülasyonuna, yüksek kiralara ve tahliyelere karşı mücadele eden emekçiler, gençler ve barınma mağdurları vardı. Sokaklardaki üstünlüğü ise bu kez sol ve konut hareketi ele geçirdi.

Maricarmen’in direnişi

Konut mücadelesinin sembolü, İspanya’da konut krizinin ve protestoların sembol ismi haline gelen 87 yaşındaki Maricarmen Abascal, 7 Ekim 2026 Çarşamba günü tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Aylık 500 avro kira ödediği evin sahibi Urbagestión şirketi, kirayı 2.650 avroya çıkarmak istedi. Bu artışı karşılayamayacağı için Maricarmen’in tahliyesine girişildi.

Kiracılar Sendikası’nın çağrısıyla bir araya gelen 10 binden fazla kişi, tahliyeyi üç kez engelledi. Maricarmen, tahliyenin gerçekleştirilebilmesi için Madrid Belediyesi tarafından sunulması gereken geçici “barınma alternatifi” teklifini de reddetti. Çünkü talebi yalnızca kendisine geçici bir yer bulunması değil, benzer durumdaki bütün kiracıların güvence altına alınmasıydı.

Yorgun bir halde, sedye üzerinden yaptığı konuşmada mücadelenin sürdürülmesi çağrısında bulundu. Amacının bu tür bir haksızlığa uğrayan son kişi olmak olduğunu söyledi.

Maricarmen’in direnişi, kısa sürede kişisel bir tahliye davası olmaktan çıktı ve İspanya’daki barınma krizinin simgesine dönüştü. Protestocuların hükümetten derhal çıkarmasını istediği düzenleme de bu nedenle “Maricarmen Kararnamesi” olarak adlandırıldı.

2011’deki 15-M hareketini hatırlatan bir biçimde Puerta del Sol yeniden işgal edildi. Meydanı dolduranlar yalnızca sağa karşı çıkmakla kalmadı; ilerici hükümeti de barınma hakkını güvence altına alacak kararlı adımlar atmamakla eleştirdi.

Sağ, bir yandan erken seçim tartışmasını başlatarak hükümeti hedef tahtasına oturttu; diğer yandan “Maricarmen Kararnamesi”nin kendi oylarıyla reddedilmesi nedeniyle barınma mücadelesinden bütünüyle koptu.

Kararnameler ne getiriyordu?

İki ayrı metin halinde sunulan düzenlemelerin ilki, savunmasız durumdaki kişilerin tahliyelerinin 31 Aralık 2030’a kadar ertelenmesini öngörüyordu. Ancak bu düzenlemenin tek başına evden atılma sorununa kalıcı bir çözüm getirmesi mümkün değildi. Yeterli sosyal konut yatırımı yapılmadığı ve tahliye edilenlere güvenli barınma olanakları sağlanmadığı sürece, ertelemenin uygulanabilirliği de son derece sınırlı kalacaktı.

İkinci kararname ise haklı bir gerekçe bulunmadıkça kira sözleşmelerinin otomatik olarak yenilenmesini ve kiracıların oturdukları evlerde kalabilmesini sağlayan bazı önlemler içeriyordu. Bu yolla, açık tahliyelerin yanı sıra kiraların aşırı artırılması veya sözleşmelerin yenilenmemesi biçiminde gerçekleşen “sessiz tahliyelerin” arkasındaki spekülatif mantığa sınır konulmaya çalışılıyordu.

Kararnamede ayrıca geçici kiralama uygulamaları ile oda kiralama yöntemlerinin sınırlandırılması öngörülüyordu. Çünkü ev sahipleri, mevcut kira denetimlerinden kaçmak amacıyla konutları kısa süreli sözleşmelerle ya da oda oda kiralayabiliyordu.

Bununla birlikte kararnamelerin temel bir sınırlılığı vardı: Hangi faaliyetlerin spekülasyon sayılacağı yeterince açık tanımlanmıyordu. Sorun yalnızca bir kişinin piyasa fiyatının altında satın aldığı konutu daha yüksek bir bedelle kiralaması veya satması değildir. Asıl sorun, konutun bir kullanım değeri olarak değil, değişim değeri olarak görülmesidir. Başka bir ifadeyle, konutların içinde yaşamak amacıyla değil, değer artışından kazanç sağlamak için satın alınmasıdır.

Peşin parayla, ipoteksiz ve kredisiz satın alınan, hatta alıcının görmesine bile gerek duyulmayan konutlar uluslararası yatırım fonlarının ve spekülatörlerin elinde birer mali varlığa dönüşmektedir. Böylece insanların temel barınma hakkı, sermayenin kâr beklentisine tabi kılınmaktadır.

Bölümü, mevcut yazıda “Konut krizi sınıfsal bir sorundur” başlığından önce şu biçimde ekleyebiliriz:

Çağdaş kapitalizmde barınma hakkı yok

Konut, tarih boyunca yalnızca insanların barındığı bir mekân değil, aynı zamanda mülkiyet ve servet biriktirme aracı oldu. Birçok insan için sahip olduğu ev, temel birikimi, hatta tek varlığıdır. Ancak son yıllarda bu denge büyük ölçüde bozuldu. Konutun kullanım değeri giderek gerilerken piyasa ve değişim değeri belirleyici hale geldi.

Konutun piyasa değeri kullanım değerinin önüne ne kadar geçerse, Maricarmen’in yaşadığı türden haksızlıkların ortaya çıkma ihtimali de o kadar artıyor. Bu yalnızca İspanya’ya özgü bir durum değildir. Konutların insanların barınma ihtiyacını karşılayan toplumsal mekânlar olmaktan çıkarılıp yatırım ve spekülasyon araçlarına dönüştürülmesi, çağdaş kapitalizmin dünya ölçeğindeki temel eğilimlerinden biridir.

Asıl sorun, konutun aşırı ölçüde piyasalaştırılması karşısında devletin anlamlı bir kamusal alternatif oluşturmaması ve piyasayı etkili biçimde düzenlememesidir. Sosyal konut üretiminin yetersizliği, kiraların denetlenmemesi ve emlak spekülasyonuna karşı caydırıcı önlemlerin alınmaması, barınmayı temel bir insan hakkı olmaktan çıkararak sermayenin kâr alanına dönüştürüyor.

İspanya Anayasası, barınmayı herkes için bir hak olarak tanıyor. Ancak bu hak pratikte güvence altına alınmıyor. Evsiz insanların varlığı, ailelerin gelirlerinin büyük bölümünü kiraya ayırmak zorunda kalması ve binlerce kişinin evlerinden çıkarılması bunun en açık kanıtıdır.

Çağdaş kapitalizmde insanlar teorik olarak ev satın alma hakkına sahiptir; fakat herkes için güvence altına alınmış gerçek bir barınma hakkı yoktur. Barınma hakkı finansallaştırılmış, kişinin gelirine ve satın alma gücüne bağlı bir ayrıcalığa dönüştürülmüştür.

Finansal yatırımcılar, geleneksel olarak başkalarının tasarruflarını hisse senetlerine, tahvillere veya üretim alanlarına yönlendirirdi. Ancak 1980’li ve 1990’lı yıllardan itibaren yatırım fonları ile büyük sermaye grupları, toplumun işleyişinin ve günlük yaşamın bağlı olduğu gayrimenkulleri ve temel altyapıları satın almaya başladı. Konutun yanı sıra enerji, ulaşım, su ve kanalizasyon hizmetleri de giderek finansal sermayenin yatırım alanlarına dönüştü.

Bu dönüşümle birlikte yatırımcılar yalnızca belirli hizmetlerden kâr elde eden aktörler olmaktan çıktı; bu hizmetlerden kimlerin, hangi koşullarda ve ne kadar ödeme yaparak yararlanabileceğini belirleyen bir güce kavuştu. Böylece insanların yaşamlarını sürdürebilmesi için zorunlu olan temel ihtiyaçlar, demokratik ve kamusal denetimin dışına çıkarılarak finans piyasalarının kâr beklentilerine bağımlı hale getirildi.

Konutun finansallaşması da aynı sürecin parçasıdır. Bir insanın evi artık yalnızca yaşadığı yer değil; bankalar, yatırım fonları ve emlak şirketleri açısından alınıp satılabilen, değer kazandıkça daha fazla getiri sağlayan bir mali varlıktır. Maricarmen’in mücadelesi, bu nedenle yalnızca haksız bir kira artışına karşı verilen bireysel bir direniş değildir. Onun mücadelesi, konutun yatırım aracına dönüştürülmesine karşı barınma hakkını savunan toplumsal mücadelenin simgesidir.

Konut krizi sınıfsal bir sorundur

Kararnamelerin reddedilmesinden hemen sonra Puerta del Sol’da 1.248 çadır kuruldu. Sol çevrelerde hâkim olan görüş, gerici hücuma hem sokakta hem de sandıkta karşı koymak için elverişli bir döneme girildiğiydi. Kutuplaşma, giderek daha açık bir sınıfsal karakter kazanıyordu.

Bir tarafta barınma hakkını savunan emekçiler, kiracılar ve gençler; diğer tarafta ise konutu bir yatırım ve rant aracına dönüştüren şirketler, büyük mülk sahipleri ve onların siyasal temsilcileri bulunuyordu. Neyin tehlikede olduğu artık çok daha açıktı.

Barınma krizinin bugünkü boyutlara ulaşması tesadüf değildir. Bu durum, konutu toplumsal bir hak olmaktan çıkarıp piyasa varlığına dönüştüren onlarca yıllık politikaların sonucudur. Büyük yatırım fonlarının yanı sıra küçük ve orta ölçekli mülk sahiplerinden oluşan rantçı kesimler de bu düzenden yararlanmakta ve sağ ile aşırı sağın toplumsal tabanını güçlendirmektedir.

Siyasal dengeler dikkate alındığında hükümetteki sol, önerilerini kabul ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu sağcı Katalan milliyetçisi Junts partisinin desteğini bir kez daha sağlayamadı. Böylece Mecliste çoğunluk oluşturulamadı. Sağ ve aşırı sağ ise çözüm olarak yine özelleştirmeyi ve piyasa odaklı kitlesel konut inşasını savundu.

PP ve Vox, iktidarı ele geçirmeye çok yaklaştıklarını ilan eden kışkırtıcı bir dil kullanmayı sürdürseler de Ceuta krizinin ulusal siyasetin başlıca gündemi olduğu döneme kıyasla zemin kaybetmeye başladılar. Göçmen karşıtlığı üzerinden kurdukları üstünlük, konut krizinin sınıfsal gerçekliği karşısında sarsıldı.

Sokak ile sandık arasındaki mücadele

İspanya halkı, sokak mücadelesiyle seçim kampanyasını birlikte yürütmeye kararlı görünüyor. Bağımsız işgallerin, mahalle örgütlenmelerinin ve kitlesel gösterilerin sürdürülmesi, sol partilerin gerileyen kamuoyu desteğini durdurabilir.

Bu hareketlilik, PSOE içinde sağcı bir hükümetin kurulmasına razı olabilecek kesimlerin etkisini sınırlamak açısından da önemlidir. Aynı şekilde Sumar koalisyonunun bileşenlerinin kendi dar seçim hesaplarına kapanmasını önleyebilir.

Sánchez’in erken seçim kararından sonra hükümetteki sol, seçimlerde yaşanması beklenen yenilgiyi hafifletmek için konut hareketinin yükselen enerjisinden yararlanmaya çalışacaktır. Ancak kararnamelerin hazırlanması ve müzakere edilmesi sürecinde sergilediği yetersizlikler nedeniyle bunu başarması kolay görünmüyor.

Mevcut koşullarda sağın hükümeti kurma ihtimali küçümsenemez. Böyle bir sonuç, 1996 ve 2011’de olduğu gibi halk sınıflarına yönelik kapsamlı bir saldırının ve yoğun bir neoliberal yasal düzenleme döneminin önünü açabilir.

İspanya’da hükümetteki solun yenilgi ihtimalinin güçlendiği bu aşamada, parlamento dışındaki muhalefet önemli bir tartışmayla karşı karşıyadır: Hükümet partileriyle uzlaşmak mı, yoksa bağımsız bir toplumsal mücadele hattı kurmak mı?

Kiracılar Sendikası, sağın yükselişinin kaçınılmaz göründüğü son derece karmaşık bir dönemde, gençleri ve emekçileri harekete geçiren radikal bir mücadeleyle bu gidişatta bir gedik açmayı başardı. Şimdi görev, kitle eylemlerine öncülük eden solun halk sınıflarıyla bağlarını yeniden kurmasıdır.

Bunun için yalnızca seçimlere odaklanan bir siyaset yeterli değildir. Mahallelerde, iş yerlerinde, sendikalarda ve meydanlarda örgütlenen; aşağıdan gelen hareketle siyasal temsili birleştiren yeni deneyimlere ihtiyaç vardır. Hedef, toplumun bütün mücadele alanlarında örgütlenmiş geniş bir toplumsal çoğunluk yaratmak olmalıdır.

En olumsuz seçim sonucunda bile gerici saldırıya karşı direnişin başlangıç noktası, bugün sokakları ve meydanları dolduran halk hareketidir. İspanya’daki sürecin bundan sonra hangi yöne evrileceğini de sokaklarda, mahallelerde ve iş yerlerinde harekete geçirilebilecek toplumsal güç belirleyecektir.

Kaynakça

Juanjo Álvarez ve Raúl Camargo, “Sınıf, Sıçramalar: Barınma Üzerine Toplumsal Patlamaya Dair Notlar”, Viento Sur, 3 Ekim 2026.

Jaime Pastor, “26 Eylül Yeni Bir Siyasi Dönemi Başlatıyor: Rantçılığı Gayrimeşrulaştırmak”, Viento Sur, 3 Ekim 2026.

Gustavo Buster ve Carlos Girbau, “İspanya Krallığı: Herkese Barınma, Genel Grev ve Hemen Seçim”, Sin Permiso, 4 Ekim 2026.

Brett Christophers, En el capitalismo contemporáneo, el derecho a la vivienda no existe, (çağdaş kapitalizmde konut hakkı yoktur), Observatorio de la crisis, 7 Ekim 2026

Mehmet Taş

Mehmet Taş

Previous Post

New York’tan Berlin’e: Sol Kapı Kapı

Next Post

FKP’den grev çağrısı

Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu
Gündem

Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu

Politika Haber
18 Ekim 2026

EN SON HABERLER

İstanbul ve Kocaeli’de selde can kaybı 8’e yükseldi

İstanbul ve Kocaeli’de selde can kaybı 8’e yükseldi

19 Ekim 2026
FKP’den grev çağrısı

FKP’den grev çağrısı

19 Ekim 2026
İspanya: Konut Sorunu, Göç Ve Aşırı Sağın Yükselişi

İspanya: Konut Sorunu, Göç Ve Aşırı Sağın Yükselişi

19 Ekim 2026
New York’tan Berlin’e: Sol Kapı Kapı

New York’tan Berlin’e: Sol Kapı Kapı

19 Ekim 2026
Sağanak yağışlar devam edecek

Sağanak yağışlar devam edecek

19 Ekim 2026
Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu

Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu

18 Ekim 2026
İran’dan Merîwan’a askeri yığınak

İran’dan Merîwan’a askeri yığınak

18 Ekim 2026
İstanbul ve Kocaeli’de selde can kaybı 8’e yükseldi

İstanbul ve Kocaeli’de selde can kaybı 8’e yükseldi

Politika Haber
19 Ekim 2026
0

İstanbul ve Kocaeli’de meydana gelen sellerin ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında üç kişinin daha cansız bedeni bulundu. İstanbul’da 14 Ekim’de...

FKP’den grev çağrısı

FKP’den grev çağrısı

Politika Haber
19 Ekim 2026
0

Fransa’da 17 Ekim’de düzenlenen kitlesel protestoların ardından Fransız Komünist Partisi (PCF) yazılı açıklama yayımladı. Ülke genelinde yüz binlerce kişinin katıldığı...

İspanya: Konut Sorunu, Göç Ve Aşırı Sağın Yükselişi

İspanya: Konut Sorunu, Göç Ve Aşırı Sağın Yükselişi

Mehmet Taş
19 Ekim 2026
0

İspanya Kongresi, uzun süredir devam eden barınma krizine sınırlı da olsa çözüm getirmeyi amaçlayan iki kararnameyi 2 Ekim’de reddetti. Oylama...

New York’tan Berlin’e: Sol Kapı Kapı

New York’tan Berlin’e: Sol Kapı Kapı

İsmail Duygulu
19 Ekim 2026
0

Berlin’de 20 Eylül 2026’da yapılan eyalet seçiminde Die Linke, ikinci oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci parti oldu. Bir önceki seçime...

Sağanak yağışlar devam edecek

Sağanak yağışlar devam edecek

Politika Haber
19 Ekim 2026
0

Meteoroloji günlük hava raporunu açıkladı. Rapora göre, kuzey, iç ve doğu kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Hatay, Trabzon,...

Next Post
FKP’den grev çağrısı

FKP'den grev çağrısı

Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!